GİRAY ERCENK'İ KAYBETTİK

Ünlü tarihçi ve kültür insanı Giray Ercenk toprağa verildi. Antalya ve Anadolu'nun sessiz tanığı olan Ercenk, geçmişle bugünü bağdaştırıp anlamlandırdı. "Dağın Dili" adlı kitabıyla anılan Ercenk, öğrencilere ve okurlara unutulmaz izler bıraktı.

Haber Giriş Tarihi: 22.01.2026 00:19
Haber Güncellenme Tarihi: 22.01.2026 00:19
yenikemer.com

Giray Ercenk’in Ardından

Dün toprağa verilen Giray Ercank arından önemli hizmetler bıraktı.

Bazı insanlar yaşadıkları kente yalnızca ayak basmaz; onu okur, dinler, anlar ve hafızasına kazır. Giray Ercenk, Antalya’nın ve Anadolu’nun sessiz tanığıydı. Toprağın altındaki yolu, dağın arkasındaki sesi, taşın belleğindeki zamanı merak eden bir tarihçiydi. Onun için tarih, yalnızca geçmişe ait bir anlatı değil; bugünü anlamanın, geleceği kurmanın en sahici yoluydu.

Giray Ercenk, akademik unvanların ötesinde bir kültür insanıydı. Amfilerde ders anlatırken de, bir dağ köyünde yürürken de aynı heyecanla konuşurdu. Antik yolları anlatırken, aslında insanın yeryüzüyle kurduğu kadim ilişkiyi tarif ederdi. Pamphylia’nın taşlarına, Döşemealtı’nın su yapılarına, Toroslar’ın üretim kültürüne bakarken; tarihi bir “olaylar dizisi” değil, yaşayan bir organizma olarak görürdü.

Onu tanıyanlar bilir: Giray Ercenk’in cümleleri didaktik değildi. Anlatırken öğretir, öğretirken düşündürürdü. “Dağın Dili” derken, yalnızca coğrafyayı değil; emeği, üretimi, inadı ve direnci de kastederdi. Anadolu’nun bilgeliğini, 13. yüzyıl aydınlanmasını, bilge insanların izini sürerken; bugünün dünyasına sessiz ama derin bir itiraz bırakırdı.

Akademiyle sokağı, kitapla hayatı, geçmişle bugünü birleştiren nadir insanlardandı. Turist rehberliği seminerlerinde anlattıkları, yalnızca bilgi değil; bir bakış açısıydı. Bir yolun neden oradan geçtiğini anlatırken, aynı zamanda “neden hâlâ oradayız?” sorusunu da sordururdu.

Gazete yazılarında ise daha çıplak, daha doğrudandı. Çevreye, kente, siyasete ve kültüre dair kaygılarını saklamazdı. “Damdaki Deve Sürüsü” tam da bu yüzden bir kitaptan fazlasıydı; memleket hâllerine tutulmuş ironik ama vicdanlı bir aynaydı.

Giray Ercenk, ödüllerden çok iz bırakanlardandı. ANSİAD’ın verdiği “Yılın Kültür Adamı” unvanı, onun yürüdüğü yolun yalnızca küçük bir işaretiydi. Asıl ödülü, yetiştirdiği öğrencilerin hafızasında, yazılarının altını çizen okurlarında ve Anadolu’ya başka gözle bakmayı öğrenenlerdeydi.

Bugün onun ardından konuşurken, bir tarihçiyi değil yalnızca; bir hafıza işçisini uğurladığımızı biliyoruz. Giray Ercenk, bu toprakların hikâyesini aceleyle anlatmadı. Dinledi, düşündü, sabırla yazdı.

Şimdi ardında kitaplar, makaleler, sorular ve suskun ama güçlü bir miras bırakarak gitti. Dağın dili susmaz. Antik yollar kaybolmaz. Onu dinlemeyi bilenler oldukça, Giray Ercenk’in sesi bu topraklarda yaşamaya devam edecek.