KEMER’DE BALIKÇILAR YOK OLDU: BU SADECE BİR MESLEĞİN DEĞİL, BİR ŞEHRİN ÇÖKÜŞÜDÜR
KEMER’DE BALIKÇILAR YOK OLDU: BU SADECE BİR MESLEĞİN DEĞİL, BİR ŞEHRİN ÇÖKÜŞÜDÜR
Kemer'de turizm büyümesine rağmen yanlış planlama ve rant odaklı yaklaşım nedeniyle balıkçılık mesleği yok olma noktasına geldi. Yerel üretimin ve kent kimliğinin zarar gördüğü vurgulanarak acil destek çağrısı yapılıyor.
Haber Giriş Tarihi: 05.05.2026 00:22
Haber Güncellenme Tarihi: 05.05.2026 00:25
Kaynak:
Haber Merkezi
yenikemer.com
KEMER’DE BALIKÇILAR YOK OLDU: BU SADECE BİR MESLEĞİN DEĞİL, BİR ŞEHRİN ÇÖKÜŞÜDÜR
Bir sahil kentinde balıkçılar yok oluyorsa, orada sadece bir meslek bitmez.
Orada hafıza silinir, kültür yok olur, kent kimliği çöker.
Kemer bugün tam olarak bunu yaşıyor.
Bir zamanlar denize açılan, sabahın ilk ışığında ağ atan, akşam limana dönen balıkçıların olduğu bu kentte artık tekneler karada çürümeye terk edilmiş durumda. Sayıları zaten 20–25’i geçmeyen bir topluluğu bile koruyamayan bir anlayışın, “turizm başarısı”ndan söz etmesi ise trajikomik.
TURİZM BÜYÜRKEN KENT KÜÇÜLDÜ
Yıllardır anlatılan bir hikâye var:
“Turizm büyüyor, Kemer gelişiyor.”
Peki gerçekten öyle mi?
Turizm büyürken;
balıkçılar yok oldu
yerel üretim zayıfladı
küçük esnaf geriledi
kent tek tip bir ekonomik modele mahkûm edildi
Bu bir büyüme değil, tek yönlü bağımlılık yaratmaktır.
Daha acı olan ise şu:
Kemer’de turizm yokken var olan balıkçılar, turizmin zirve yaptığı dönemde yok edildi.
RANT, PLANLAMANIN ÖNÜNE GEÇERSE SONU BUDUR
Sorun açık:
Planlama yok. Öncelik yok. Denge yok.
Deniz kenarındaki alanlar, kamusal fayda yerine rant odaklı kullanıldığında ilk kaybedenler her zaman yerel üreticiler olur. Balıkçılar da bunun en somut örneği.
Bir balıkçı barınağı yapmak bu kadar mı zor?
Hayır.
Ama istemek gerekiyor.
Öncelik vermek gerekiyor.
“SÜRDÜRÜLEBİLİR TURİZM” BİR MASAL MI?
Bugün herkes aynı cümleyi kuruyor:
“Sürdürülebilir turizm…”
Peki Kemer’de bunun karşılığı ne?
Balıkçısı olmayan bir sahil kenti mi?
Denize açılamayan tekneler mi?
Yerel halkın sistem dışına itildiği bir ekonomik düzen mi?
Sürdürülebilirlik;
yerel üretimi korumaktır
küçük meslekleri yaşatmaktır
kentin kendi insanını dışlamamaktır
Aksi halde bu sadece süslü bir pazarlama sloganıdır.
ASLINDA KAYBEDİLEN NE?
Bugün kaybedilen sadece balıkçılar değil.
Denizin gerçek sahipleri kaybedildi
Taze ürün kültürü kaybedildi
Denizle kurulan organik bağ koptu
Bir kentin ruhu zedelendi
Ve en önemlisi:
Gelecek nesillere aktarılacak bir yaşam biçimi yok edildi.
HÂLÂ GEÇ DEĞİL AMA…
Bu noktadan dönüş mümkün mü?
Evet, ama zor.
Küçük ölçekli bir balıkçı barınağı planlanmalı
Balıkçılar için koruma ve destek modeli oluşturulmalı
Turizm ile yerel üretim entegre edilmeli
Kemer sadece “otel destinasyonu” olmaktan çıkarılmalı
Ama bunun için önce bir şeyi kabul etmek gerekiyor:
Bu bir başarı hikâyesi değil.
Bu, göz göre göre yaşanmış bir kayıptır.
Bir kenti betonla, devasa otellerle büyütebilirsiniz.
Ama ruhunu kaybettikten sonra, geriye sadece kalabalık kalır.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
KEMER’DE BALIKÇILAR YOK OLDU: BU SADECE BİR MESLEĞİN DEĞİL, BİR ŞEHRİN ÇÖKÜŞÜDÜR
Kemer'de turizm büyümesine rağmen yanlış planlama ve rant odaklı yaklaşım nedeniyle balıkçılık mesleği yok olma noktasına geldi. Yerel üretimin ve kent kimliğinin zarar gördüğü vurgulanarak acil destek çağrısı yapılıyor.
KEMER’DE BALIKÇILAR YOK OLDU: BU SADECE BİR MESLEĞİN DEĞİL, BİR ŞEHRİN ÇÖKÜŞÜDÜR
Bir sahil kentinde balıkçılar yok oluyorsa, orada sadece bir meslek bitmez.
Orada hafıza silinir, kültür yok olur, kent kimliği çöker.
Kemer bugün tam olarak bunu yaşıyor.
Bir zamanlar denize açılan, sabahın ilk ışığında ağ atan, akşam limana dönen balıkçıların olduğu bu kentte artık tekneler karada çürümeye terk edilmiş durumda. Sayıları zaten 20–25’i geçmeyen bir topluluğu bile koruyamayan bir anlayışın, “turizm başarısı”ndan söz etmesi ise trajikomik.
TURİZM BÜYÜRKEN KENT KÜÇÜLDÜ
Yıllardır anlatılan bir hikâye var:
“Turizm büyüyor, Kemer gelişiyor.”
Peki gerçekten öyle mi?
Turizm büyürken;
balıkçılar yok oldu
yerel üretim zayıfladı
küçük esnaf geriledi
kent tek tip bir ekonomik modele mahkûm edildi
Bu bir büyüme değil, tek yönlü bağımlılık yaratmaktır.
Daha acı olan ise şu:
Kemer’de turizm yokken var olan balıkçılar, turizmin zirve yaptığı dönemde yok edildi.
RANT, PLANLAMANIN ÖNÜNE GEÇERSE SONU BUDUR
Sorun açık:
Planlama yok. Öncelik yok. Denge yok.
Deniz kenarındaki alanlar, kamusal fayda yerine rant odaklı kullanıldığında ilk kaybedenler her zaman yerel üreticiler olur. Balıkçılar da bunun en somut örneği.
Bir balıkçı barınağı yapmak bu kadar mı zor?
Hayır.
Ama istemek gerekiyor.
Öncelik vermek gerekiyor.
“SÜRDÜRÜLEBİLİR TURİZM” BİR MASAL MI?
Bugün herkes aynı cümleyi kuruyor:
“Sürdürülebilir turizm…”
Peki Kemer’de bunun karşılığı ne?
Balıkçısı olmayan bir sahil kenti mi?
Denize açılamayan tekneler mi?
Yerel halkın sistem dışına itildiği bir ekonomik düzen mi?
Sürdürülebilirlik;
yerel üretimi korumaktır
küçük meslekleri yaşatmaktır
kentin kendi insanını dışlamamaktır
Aksi halde bu sadece süslü bir pazarlama sloganıdır.
ASLINDA KAYBEDİLEN NE?
Bugün kaybedilen sadece balıkçılar değil.
Denizin gerçek sahipleri kaybedildi
Taze ürün kültürü kaybedildi
Denizle kurulan organik bağ koptu
Bir kentin ruhu zedelendi
Ve en önemlisi:
Gelecek nesillere aktarılacak bir yaşam biçimi yok edildi.
HÂLÂ GEÇ DEĞİL AMA…
Bu noktadan dönüş mümkün mü?
Evet, ama zor.
Küçük ölçekli bir balıkçı barınağı planlanmalı
Balıkçılar için koruma ve destek modeli oluşturulmalı
Turizm ile yerel üretim entegre edilmeli
Kemer sadece “otel destinasyonu” olmaktan çıkarılmalı
Ama bunun için önce bir şeyi kabul etmek gerekiyor:
Bu bir başarı hikâyesi değil.
Bu, göz göre göre yaşanmış bir kayıptır.
Bir kenti betonla, devasa otellerle büyütebilirsiniz.
Ama ruhunu kaybettikten sonra, geriye sadece kalabalık kalır.
En Çok Okunan Haberler