KİTAP PINARI NİSAN BULUŞMASINDA KORKU, CESARET VE TOPLUMSAL BİLİNÇ MASAYA YATIRILDI
KİTAP PINARI NİSAN BULUŞMASINDA KORKU, CESARET VE TOPLUMSAL BİLİNÇ MASAYA YATIRILDI
Kitap Pınarı Nisan buluşmasında Aziz Nesin'in “Korkudan Korkmak” eseri masaya yatırıldı. Katılımcılar korkunun bireysel ve toplumsal etkilerini, dijital çağda bulaşıcılığını tartıştı. Mizahın gücü, cesaretin eğitimi ve toplumsal sessizlik gibi konular vurgulandı. Korkuyla yüzleşme cesareti ve sorgulayıcı düşüncenin önemi öne çıktı.
Haber Giriş Tarihi: 12.04.2026 23:39
Haber Güncellenme Tarihi: 12.04.2026 23:43
Kaynak:
Haber Merkezi
yenikemer.com
KİTAP PINARI NİSAN BULUŞMASINDA KORKU, CESARET VE TOPLUMSAL BİLİNÇ MASAYA YATIRILDI
Aziz Nesin’in 1987 yılında kaleme aldığı “Korkudan Korkmak” eseri, Kitap Pınarı’nın Nisan ayı buluşmasında kapsamlı bir tartışma zeminine dönüştü. Farklı meslek ve yaş gruplarından katılımcıların yer aldığı etkinlikte, korkunun bireysel psikolojiden toplumsal davranış kalıplarına kadar uzanan geniş etkisi derinlemesine ele alındı.
KORKUNUN DEĞİŞEN YÜZÜ: DÜNDEN BUGÜNE AYNI GERÇEK
Rebia Baltacıoğlu’nun vurguladığı üzere, Korkudan Korkmak yalnızca yazıldığı dönemin değil, bugünün de aynası olma özelliğini sürdürüyor. Nesin’in yıllar önce işaret ettiği “korkunun bulaşıcılığı”, günümüzde özellikle dijital iletişim araçları ve sosyal medya sayesinde çok daha hızlı yayılıyor. Bu durum, bireylerin gerçek ile algı arasındaki çizgiyi kaybetmesine ve kitlesel korku dalgalarının oluşmasına zemin hazırlıyor.
Katılımcılara göre bu noktada en önemli savunma mekanizması; sorgulayıcı düşünce, eleştirel bakış açısı ve bilgiyi akıl süzgecinden geçirebilme yetisi.
MİZAHIN ARDINDAKİ DERİN GERÇEKLİK
Cenap Murtezaoğlu’nun değerlendirmesinde öne çıkan başlıklardan biri, Aziz Nesin’in mizahı bir araç olarak kullanıp son derece ciddi bir toplumsal gerçeği ortaya koyması oldu. Nesin’in “muzır zekâ” olarak tanımlanan keskin anlatım dili, korku gibi soyut bir duyguyu somut ve anlaşılır bir olguya dönüştürüyor.
Bu yaklaşım, özellikle çocuk eğitimi açısından da dikkat çekici bulundu. Korkuyla büyütülen bireylerin itaatkâr; sorgulayan bireylerin ise özgür olacağı gerçeği, tartışmanın önemli başlıklarından biri haline geldi.
KORKU VE AHLAK: CESARETİN EĞİTİMİ
Hatice Kuş’un dikkat çektiği Nesin Vakfı örneği, teorinin pratikteki karşılığını ortaya koydu. Nesin’in çocuklara aşıladığı değerler; dürüstlük, cesaret, çalışkanlık ve toplumsal sorumluluk olarak özetlendi.
Katılımcılar, eserin yalnızca edebi bir metin olmadığını, aynı zamanda bir “toplumsal röntgen” işlevi gördüğünü ifade etti. Korkunun bireyi susturan, edilgenleştiren ve özgürlüğünü sınırlayan bir mekanizma olduğu vurgulanırken, “korktuğunu kabul etmenin” cesaretin ilk adımı olduğu görüşü öne çıktı.
EMEK, DİRENÇ VE HAYAT MÜCADELESİ
Atilla Çalışkan’ın değerlendirmesinde ise Aziz Nesin’in emek vurgusu öne çıktı. Özellikle yoksul kesimlerin hayatta kalma ve direnme gücünün temelinde çalışmanın yattığını belirten yaklaşım, “çalışmanın yenilmezliği” fikriyle desteklendi.
Bu çerçevede korkunun, çoğu zaman gerçek tehditlerden değil, bireyin zihninde büyüttüğü ve kontrol edemediği düşüncelerden kaynaklandığına dikkat çekildi. Bu durumun bireyi irrasyonel davranışlara sürüklediği ve yaşam kalitesini düşürdüğü ifade edildi.
TOPLUMSAL SESSİZLİK VE KORKU KÜLTÜRÜ
Neriman Zevkliler’in değerlendirmesi, tartışmayı bireysel boyuttan toplumsal alana taşıdı. İnsanların çoğu zaman yanlış olduğunu bildikleri durumlar karşısında sessiz kalmayı tercih ettiğini belirten Zevkliler, bu sessizliğin korku kültürünü beslediğini ifade etti.
“Üç maymunu oynamak” olarak tanımlanan bu durumun, bireyi pasif bir suç ortaklığına sürüklediği vurgulandı. Korkudan kurtulmanın ise ancak bireysel cesaretin toplumsal dayanışmayla birleşmesiyle mümkün olacağı dile getirildi.
KORKUNUN FELSEFİ VE BİLİMSEL BOYUTU
Makbule Çapraz, korkunun yalnızca psikolojik değil; ekonomik, sosyolojik ve ideolojik boyutlarıyla da ele alınması gerektiğini belirtti. Bu kapsamda, Dieter Duhm’un korkuyu çok yönlü inceleyen yaklaşımına atıfta bulunularak, korkunun bilimsel ve edebi alanlarda daha fazla araştırılması gerektiği ifade edildi.
SONUÇ: KORKUYLA YÜZLEŞME CESARETİ
Fethiye Çalışkan’ın vurguladığı gibi, Aziz Nesin’in en çarpıcı mesajı oldukça nettir: “Asıl korkulması gereken şey, korkunun kendisidir.” Çünkü korku; düşünmeyi, sorgulamayı ve özgür iradeyi felce uğratır.
Etkinliğin moderatörü Ahsen Yıldız ise buluşmanın sonunda yaptığı değerlendirmede, katılımcıların ortak bir bilinç etrafında buluştuğunu belirterek, bu tür toplantıların toplumsal farkındalık açısından büyük önem taşıdığını ifade etti.
Genel değerlendirme olarak, Kitap Pınarı Nisan buluşması; bir kitabın ötesinde, korku olgusunu anlamaya, sorgulamaya ve aşmaya yönelik kolektif bir düşünme pratiği olarak öne çıktı. Katılımcılar, bu tür buluşmaların bireysel gelişim kadar toplumsal bilinç açısından da vazgeçilmez olduğuna dikkat çekti.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
KİTAP PINARI NİSAN BULUŞMASINDA KORKU, CESARET VE TOPLUMSAL BİLİNÇ MASAYA YATIRILDI
Kitap Pınarı Nisan buluşmasında Aziz Nesin'in “Korkudan Korkmak” eseri masaya yatırıldı. Katılımcılar korkunun bireysel ve toplumsal etkilerini, dijital çağda bulaşıcılığını tartıştı. Mizahın gücü, cesaretin eğitimi ve toplumsal sessizlik gibi konular vurgulandı. Korkuyla yüzleşme cesareti ve sorgulayıcı düşüncenin önemi öne çıktı.
KİTAP PINARI NİSAN BULUŞMASINDA KORKU, CESARET VE TOPLUMSAL BİLİNÇ MASAYA YATIRILDI
Aziz Nesin’in 1987 yılında kaleme aldığı “Korkudan Korkmak” eseri, Kitap Pınarı’nın Nisan ayı buluşmasında kapsamlı bir tartışma zeminine dönüştü. Farklı meslek ve yaş gruplarından katılımcıların yer aldığı etkinlikte, korkunun bireysel psikolojiden toplumsal davranış kalıplarına kadar uzanan geniş etkisi derinlemesine ele alındı.
KORKUNUN DEĞİŞEN YÜZÜ: DÜNDEN BUGÜNE AYNI GERÇEK
Rebia Baltacıoğlu’nun vurguladığı üzere, Korkudan Korkmak yalnızca yazıldığı dönemin değil, bugünün de aynası olma özelliğini sürdürüyor. Nesin’in yıllar önce işaret ettiği “korkunun bulaşıcılığı”, günümüzde özellikle dijital iletişim araçları ve sosyal medya sayesinde çok daha hızlı yayılıyor. Bu durum, bireylerin gerçek ile algı arasındaki çizgiyi kaybetmesine ve kitlesel korku dalgalarının oluşmasına zemin hazırlıyor.
Katılımcılara göre bu noktada en önemli savunma mekanizması; sorgulayıcı düşünce, eleştirel bakış açısı ve bilgiyi akıl süzgecinden geçirebilme yetisi.
MİZAHIN ARDINDAKİ DERİN GERÇEKLİK
Cenap Murtezaoğlu’nun değerlendirmesinde öne çıkan başlıklardan biri, Aziz Nesin’in mizahı bir araç olarak kullanıp son derece ciddi bir toplumsal gerçeği ortaya koyması oldu. Nesin’in “muzır zekâ” olarak tanımlanan keskin anlatım dili, korku gibi soyut bir duyguyu somut ve anlaşılır bir olguya dönüştürüyor.
Bu yaklaşım, özellikle çocuk eğitimi açısından da dikkat çekici bulundu. Korkuyla büyütülen bireylerin itaatkâr; sorgulayan bireylerin ise özgür olacağı gerçeği, tartışmanın önemli başlıklarından biri haline geldi.
KORKU VE AHLAK: CESARETİN EĞİTİMİ
Hatice Kuş’un dikkat çektiği Nesin Vakfı örneği, teorinin pratikteki karşılığını ortaya koydu. Nesin’in çocuklara aşıladığı değerler; dürüstlük, cesaret, çalışkanlık ve toplumsal sorumluluk olarak özetlendi.
Katılımcılar, eserin yalnızca edebi bir metin olmadığını, aynı zamanda bir “toplumsal röntgen” işlevi gördüğünü ifade etti. Korkunun bireyi susturan, edilgenleştiren ve özgürlüğünü sınırlayan bir mekanizma olduğu vurgulanırken, “korktuğunu kabul etmenin” cesaretin ilk adımı olduğu görüşü öne çıktı.
EMEK, DİRENÇ VE HAYAT MÜCADELESİ
Atilla Çalışkan’ın değerlendirmesinde ise Aziz Nesin’in emek vurgusu öne çıktı. Özellikle yoksul kesimlerin hayatta kalma ve direnme gücünün temelinde çalışmanın yattığını belirten yaklaşım, “çalışmanın yenilmezliği” fikriyle desteklendi.
Bu çerçevede korkunun, çoğu zaman gerçek tehditlerden değil, bireyin zihninde büyüttüğü ve kontrol edemediği düşüncelerden kaynaklandığına dikkat çekildi. Bu durumun bireyi irrasyonel davranışlara sürüklediği ve yaşam kalitesini düşürdüğü ifade edildi.
TOPLUMSAL SESSİZLİK VE KORKU KÜLTÜRÜ
Neriman Zevkliler’in değerlendirmesi, tartışmayı bireysel boyuttan toplumsal alana taşıdı. İnsanların çoğu zaman yanlış olduğunu bildikleri durumlar karşısında sessiz kalmayı tercih ettiğini belirten Zevkliler, bu sessizliğin korku kültürünü beslediğini ifade etti.
“Üç maymunu oynamak” olarak tanımlanan bu durumun, bireyi pasif bir suç ortaklığına sürüklediği vurgulandı. Korkudan kurtulmanın ise ancak bireysel cesaretin toplumsal dayanışmayla birleşmesiyle mümkün olacağı dile getirildi.
KORKUNUN FELSEFİ VE BİLİMSEL BOYUTU
Makbule Çapraz, korkunun yalnızca psikolojik değil; ekonomik, sosyolojik ve ideolojik boyutlarıyla da ele alınması gerektiğini belirtti. Bu kapsamda, Dieter Duhm’un korkuyu çok yönlü inceleyen yaklaşımına atıfta bulunularak, korkunun bilimsel ve edebi alanlarda daha fazla araştırılması gerektiği ifade edildi.
SONUÇ: KORKUYLA YÜZLEŞME CESARETİ
Fethiye Çalışkan’ın vurguladığı gibi, Aziz Nesin’in en çarpıcı mesajı oldukça nettir: “Asıl korkulması gereken şey, korkunun kendisidir.” Çünkü korku; düşünmeyi, sorgulamayı ve özgür iradeyi felce uğratır.
Etkinliğin moderatörü Ahsen Yıldız ise buluşmanın sonunda yaptığı değerlendirmede, katılımcıların ortak bir bilinç etrafında buluştuğunu belirterek, bu tür toplantıların toplumsal farkındalık açısından büyük önem taşıdığını ifade etti.
Genel değerlendirme olarak, Kitap Pınarı Nisan buluşması; bir kitabın ötesinde, korku olgusunu anlamaya, sorgulamaya ve aşmaya yönelik kolektif bir düşünme pratiği olarak öne çıktı. Katılımcılar, bu tür buluşmaların bireysel gelişim kadar toplumsal bilinç açısından da vazgeçilmez olduğuna dikkat çekti.
En Çok Okunan Haberler