Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Basın Açıklaması

Yeni Kemer - Basın Açıklaması haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Basın Açıklaması haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İDROS ANTİK KENTİ OTELE KURBAN EDİLMESİN Haber

İDROS ANTİK KENTİ OTELE KURBAN EDİLMESİN

İdyros Antik Kenti Otele Kurban Edilmesin Kemer’in tarihine ışık tutan İdyros Antik Kenti’nin bulunduğu 293 bin metrekarelik alanın 2068 yılına kadar özel bir şirkete tahsis edilmesi ve bölgede 900 yataklı otel planlanması, tepkilere neden oldu. “İdyros Antik Kentine Dokunma Hareketi”, Antalya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu önünde basın açıklaması yaptı. Antalya’nın Kemer ilçesinde yer alan ve geçmişi antik çağlara uzanan İdyros Antik Kenti’nin kalıntılarını da kapsayan 293 bin metrekarelik orman ve kıyı alanı, 45 yıllığına Özak Gayrimenkul AŞ’ye tahsis edildi. Daha önce Fransız Tatil Köyü (Club Med) olarak bilinen tesisin bulunduğu koyu da içine alan alanda, 900 yatak kapasiteli 5 yıldızlı bir otel yapılması planlanıyor. Bölge için 4 Temmuz 2025 tarihinde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından onaylanan koruma amaçlı imar planına karşı çıkan “İdyros Antik Kentine Dokunma Hareketi”, planın iptali için dava açtı. Platform üyeleri ve vatandaşlar, Antalya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü’nün Kaleiçi’ndeki tarihi binası önünde bir araya gelerek basın açıklaması yaptı ve dilekçelerini yetkililere sundu. “Antik kent dere kenarına sıkıştırıldı” Platform adına basın açıklamasını okuyan Erol Malçok, Koruma Kurulu’nun İdyros Antik Kenti’nin sınırlarını bilimsel verilere aykırı biçimde daralttığını savundu. Malçok, antik kentin Karayer Deresi’nin yalnızca bir kıyısıyla sınırlandırıldığını, oysa uzman raporları ve akademik çalışmaların kentin çok daha geniş bir alana yayıldığını ortaya koyduğunu belirtti. Malçok, “293 bin metrekarelik tahsis alanının sadece 40 bin metrekaresi 1. ve 3. derece sit alanı ilan edildi. Geriye kalan 251 bin metrekarelik alanda arkeolog denetimi olmadan kazı ve betonlaşmanın önü açılıyor. Bu, henüz sınırları tam olarak belirlenmemiş bir antik kentin geri dönülmez biçimde yok edilmesi anlamına gelir” dedi. “Bilimsel çalışma tamamlanmadan otel izni askıya alınmalı” Platform, Koruma Kurulu’na sunduğu dilekçede; İdyros Antik Kenti’nin sınırlarının jeoradar, sondaj ve bilimsel kazılarla yeniden belirlenmesini, Koruma statüsünün yükseltilmesini, Bu çalışmalar tamamlanana kadar otel projesinin askıya alınmasını talep etti. Açıklamada, “Şirketlerin insafına değil; devletimize, bakanlığımıza, koruma kurulumuza ve müzemize güvenmek istiyoruz” ifadelerine yer verildi. Akdeniz Üniversitesi’ne çağrı Platform, İdyros Antik Kenti kazılarını yürüten Akdeniz Üniversitesi’ne de çağrıda bulunarak, kazıların Karayer Deresi’nin yalnızca bir yakasıyla sınırlı tutulmasının kabul edilemez olduğunu savundu. Ayışığı Plajı’ndan Çalış Tepesi ve Ertuğrul Tabyaları’na kadar uzanan geniş alanda kapsamlı kazılar yapılması gerektiği vurgulandı. Türkiye Arkeologlar Derneği Antalya Şubesi’nin de mevcut kazıların yetersizliğine dikkat çeken bir rapor yayımladığı hatırlatılan açıklamada, arkeolojik çalışmaların sınırlandırılmasının ardında otel projesinin olup olmadığı sorusu gündeme getirildi. AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ’NE BİLİMSEL KAZI ÇAĞRISI Son olarak, Idyros Antik Kenti kazılarını yürüten Akdeniz Üniversitesi’ne de bir sözümüz var: Lütfen kültür varlığımıza karşı görevinizi yerine getirin. Orada bir otel tahsisi olmasaydı nasıl hareket edecektiyseniz, öyle yapın lütfen. Ayışığı Plajından Çalış Kalesine kadar olan yüzlerce dönümlük alanda kazı yapma yetkisine sahip olan üniversitenizin, sadece küçücük bir alanda kazı yürütmesini kültürel mirasımıza bir ihanet olarak görüyoruz. Üniversitenin yetkisini kullanmasını, Karayer Deresi’nin Doğusunda da kapsamlı araştırma ve kazılar yapmasını bekliyoruz.” ARKEOLOJİK KAZILARIN SINIRLANMASININ NEDENİ OTEL PROJESİ Mİ? Platformun açıklamasında dikkati çeken başlıklardan biri de 2017 yılında bölgede yapılan arkeolojik kazıların ardından çalışmaların Karayer Deresinin sadece bir kıyısında sınırlı kalması. Antik bir köprünün kalıntılarının da bulunduğu derenin bir kıyısının gözardı edildiği vurgusu yapılan açıklamada, “Kazılar Karayer Deresi’nin sadece bir kıyısında sınırlı kaldı, sanki köprü boşu boşuna yapılmış, antik kent karşı kıyıda devam etmiyormuş gibi davranıldı. Bugün devam etmekte olan kazıların kentin muhtemelen yarısından bile azını kapsadığı, bölgeyi ziyaret eden bütün dürüst arkeologların ortak fikridir. Nitekim, davetimiz üzerine Idyros Antik Kenti’ni inceleyen Türkiye Arkeologlar Derneği Antalya Şubesi arkeologları, var olan kazıların çok yetersiz olduğunu, araştırmaların köprünün Doğu kanadı tarafında, Çalış tepe ve Ertuğrul Tabyalarına kadar olan çok daha büyük alanda devam etmesi gerektiğini ortaya konan bir rapor yayınladılar. Söz konusu raporu, derneğin sosyal medya hesaplarında bugün de görmek mümkündür. Arkeolojik kazı çalışmalarının neden bu kadar sınırlı bir alanda kaldığını anlamamız uzun sürmedi: İdyros antik kenti üzerine yeni bir otel tahsisi vardı!” denildi. Platform açıklamasını, “İdyros Antik Kenti otele kurban edilmesin. Kültürel mirasımıza sahip çıkmak hepimizin görevidir” sözleriyle tamamladı.

KUMLUCA’DA ÇİFTÇİ İSYANI! Haber

KUMLUCA’DA ÇİFTÇİ İSYANI!

KUMLUCA’DA ÇİFTÇİ İSYANI! Artan maliyetlere karşı traktörlü protesto: “Bu sadece talep değil, vicdan çağrısıdır” Antalya’nın tarım üssü Kumluca’da çiftçiler, artan girdi maliyetleri, hal–market fiyat farkı ve üretimde yaşanan çıkmazlara dikkat çekmek amacıyla yağmurlu havaya rağmen traktör konvoyu düzenleyerek basın açıklaması yaptı. Kumlucalı çiftçiler Emre Güzelyürek, Hasan Yalçın, Recep Peynirci ve Hüseyin Oktay öncülüğünde gerçekleştirilen protesto, Kumluca Otogar Kavşağı’ndan başladı. Traktör konvoyu, Antalya Büyükşehir Belediyesi Kumluca Toptancı Hali’nde son buldu. Buradaki basın açıklamasına Antalya Milletvekilleri Cavit Arı ve Aykut Kaya, siyasi parti ilçe başkanları, oda başkanları, STK temsilcileri, muhtarlar ve çok sayıda çiftçi katıldı. “BU SADECE BİR TALEP DEĞİL, VİCDAN ÇAĞRISIDIR” Çiftçiler adına basın açıklamasını okuyan Hasan Yalçın, sözlerine şu ifadelerle başladı: “Bugün burada sadece bir talep için değil, bir vicdan çağrısı yapmak için toplandık.” Çiftçiliğin bitmeyen bir emek olduğunu vurgulayan Yalçın, “Anne babalarımızı çocukluğumuzda temiz kıyafetlerle neredeyse hiç görmedik. Çünkü çiftçilik, mesaisi hiç bitmeyen bir iştir. Bu meslek bugün sadece ekonomik değil, manevi olarak da tükenme noktasına gelmiştir” dedi. “DOMATES 100 TL OLSA DA KURTARMIYOR” Girdi maliyetlerinin geldiği noktayı rakamlarla anlatan Yalçın, “Bir kilogram domatesin 100 TL olması çiftçiyi kurtarmıyor. Eğer maliyet 90 TL’ye dayanmışsa, o fiyatın hiçbir anlamı yoktur” ifadelerini kullandı. Gübre ve ilaç fiyatlarındaki artışa da dikkat çeken Yalçın, piyasada yaygın kullanılan gübrelerin 25 kilogramlık çuvallarının 2–3 bin TL, tek bir zirai ilacın ise 4–5 bin TL seviyesine ulaştığını belirtti. “Bir sezonda onlarca ilaç ve gübre kullanıyoruz. Çiftçinin yaptığı masrafı anlamak için bu rakamları görmek yeterlidir” dedi. HAL–MARKET FARKI VE İHRACAT TEPKİSİ Basın açıklamasında, hal fiyatları ile market fiyatları arasındaki uçuruma da sert tepki gösterildi. “Hal’de 15 TL olan ürün markette 50 TL’ye satılıyor. Bu fark üreticiden değil, tekelleşmeden kaynaklanıyor” diyen Yalçın, küçük esnafın ve pazarcıların korunması gerektiğini vurguladı. Zamansız ihracat yasaklarının üreticiye büyük zarar verdiğini belirten çiftçiler, “İthalat değil, ürünümüzü değerinde satabileceğimiz pazarlar istiyoruz” mesajını verdi. “BU TOPRAKLARA UMUT EKİYORUZ” Konuşmanın manevi boyutunda ise çiftçiliğin sadece üretim değil, aynı zamanda bir umut mesleği olduğuna dikkat çekildi. “Bu memleket, birkaç hafta sonra don gecelerinde uykusuz kalan, seralarda sabaha kadar nöbet tutan çiftçilerin şehri olacak. Annelerimiz bel fıtığıyla, gençlerimiz toz toprağın içinde çalışarak bu üretimi ayakta tutuyor” sözleri dikkat çekti. Avrupa’daki çiftçilerle kıyaslama yapan Yalçın, “Türk çiftçisi en az onlar kadar refahı hak ediyor” dedi. “YÖRÜK GÖÇÜ GERÇEK GÖÇE DÖNÜŞMESİN!” Basın açıklaması, çiftçilerin ortak çağrısıyla sona erdi: “Eğer üretici ayakta kalamazsa, Yörük göçü yaylalara değil, şehirlere ve yurt dışına olur. Yörük göçü gerçek göçe dönüşmesin!”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.