Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kemerbelediyesi

Yeni Kemer - Kemerbelediyesi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kemerbelediyesi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İDROS ANTİK KENTİ OTELE KURBAN EDİLMESİN Haber

İDROS ANTİK KENTİ OTELE KURBAN EDİLMESİN

İdyros Antik Kenti Otele Kurban Edilmesin Kemer’in tarihine ışık tutan İdyros Antik Kenti’nin bulunduğu 293 bin metrekarelik alanın 2068 yılına kadar özel bir şirkete tahsis edilmesi ve bölgede 900 yataklı otel planlanması, tepkilere neden oldu. “İdyros Antik Kentine Dokunma Hareketi”, Antalya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu önünde basın açıklaması yaptı. Antalya’nın Kemer ilçesinde yer alan ve geçmişi antik çağlara uzanan İdyros Antik Kenti’nin kalıntılarını da kapsayan 293 bin metrekarelik orman ve kıyı alanı, 45 yıllığına Özak Gayrimenkul AŞ’ye tahsis edildi. Daha önce Fransız Tatil Köyü (Club Med) olarak bilinen tesisin bulunduğu koyu da içine alan alanda, 900 yatak kapasiteli 5 yıldızlı bir otel yapılması planlanıyor. Bölge için 4 Temmuz 2025 tarihinde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından onaylanan koruma amaçlı imar planına karşı çıkan “İdyros Antik Kentine Dokunma Hareketi”, planın iptali için dava açtı. Platform üyeleri ve vatandaşlar, Antalya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü’nün Kaleiçi’ndeki tarihi binası önünde bir araya gelerek basın açıklaması yaptı ve dilekçelerini yetkililere sundu. “Antik kent dere kenarına sıkıştırıldı” Platform adına basın açıklamasını okuyan Erol Malçok, Koruma Kurulu’nun İdyros Antik Kenti’nin sınırlarını bilimsel verilere aykırı biçimde daralttığını savundu. Malçok, antik kentin Karayer Deresi’nin yalnızca bir kıyısıyla sınırlandırıldığını, oysa uzman raporları ve akademik çalışmaların kentin çok daha geniş bir alana yayıldığını ortaya koyduğunu belirtti. Malçok, “293 bin metrekarelik tahsis alanının sadece 40 bin metrekaresi 1. ve 3. derece sit alanı ilan edildi. Geriye kalan 251 bin metrekarelik alanda arkeolog denetimi olmadan kazı ve betonlaşmanın önü açılıyor. Bu, henüz sınırları tam olarak belirlenmemiş bir antik kentin geri dönülmez biçimde yok edilmesi anlamına gelir” dedi. “Bilimsel çalışma tamamlanmadan otel izni askıya alınmalı” Platform, Koruma Kurulu’na sunduğu dilekçede; İdyros Antik Kenti’nin sınırlarının jeoradar, sondaj ve bilimsel kazılarla yeniden belirlenmesini, Koruma statüsünün yükseltilmesini, Bu çalışmalar tamamlanana kadar otel projesinin askıya alınmasını talep etti. Açıklamada, “Şirketlerin insafına değil; devletimize, bakanlığımıza, koruma kurulumuza ve müzemize güvenmek istiyoruz” ifadelerine yer verildi. Akdeniz Üniversitesi’ne çağrı Platform, İdyros Antik Kenti kazılarını yürüten Akdeniz Üniversitesi’ne de çağrıda bulunarak, kazıların Karayer Deresi’nin yalnızca bir yakasıyla sınırlı tutulmasının kabul edilemez olduğunu savundu. Ayışığı Plajı’ndan Çalış Tepesi ve Ertuğrul Tabyaları’na kadar uzanan geniş alanda kapsamlı kazılar yapılması gerektiği vurgulandı. Türkiye Arkeologlar Derneği Antalya Şubesi’nin de mevcut kazıların yetersizliğine dikkat çeken bir rapor yayımladığı hatırlatılan açıklamada, arkeolojik çalışmaların sınırlandırılmasının ardında otel projesinin olup olmadığı sorusu gündeme getirildi. AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ’NE BİLİMSEL KAZI ÇAĞRISI Son olarak, Idyros Antik Kenti kazılarını yürüten Akdeniz Üniversitesi’ne de bir sözümüz var: Lütfen kültür varlığımıza karşı görevinizi yerine getirin. Orada bir otel tahsisi olmasaydı nasıl hareket edecektiyseniz, öyle yapın lütfen. Ayışığı Plajından Çalış Kalesine kadar olan yüzlerce dönümlük alanda kazı yapma yetkisine sahip olan üniversitenizin, sadece küçücük bir alanda kazı yürütmesini kültürel mirasımıza bir ihanet olarak görüyoruz. Üniversitenin yetkisini kullanmasını, Karayer Deresi’nin Doğusunda da kapsamlı araştırma ve kazılar yapmasını bekliyoruz.” ARKEOLOJİK KAZILARIN SINIRLANMASININ NEDENİ OTEL PROJESİ Mİ? Platformun açıklamasında dikkati çeken başlıklardan biri de 2017 yılında bölgede yapılan arkeolojik kazıların ardından çalışmaların Karayer Deresinin sadece bir kıyısında sınırlı kalması. Antik bir köprünün kalıntılarının da bulunduğu derenin bir kıyısının gözardı edildiği vurgusu yapılan açıklamada, “Kazılar Karayer Deresi’nin sadece bir kıyısında sınırlı kaldı, sanki köprü boşu boşuna yapılmış, antik kent karşı kıyıda devam etmiyormuş gibi davranıldı. Bugün devam etmekte olan kazıların kentin muhtemelen yarısından bile azını kapsadığı, bölgeyi ziyaret eden bütün dürüst arkeologların ortak fikridir. Nitekim, davetimiz üzerine Idyros Antik Kenti’ni inceleyen Türkiye Arkeologlar Derneği Antalya Şubesi arkeologları, var olan kazıların çok yetersiz olduğunu, araştırmaların köprünün Doğu kanadı tarafında, Çalış tepe ve Ertuğrul Tabyalarına kadar olan çok daha büyük alanda devam etmesi gerektiğini ortaya konan bir rapor yayınladılar. Söz konusu raporu, derneğin sosyal medya hesaplarında bugün de görmek mümkündür. Arkeolojik kazı çalışmalarının neden bu kadar sınırlı bir alanda kaldığını anlamamız uzun sürmedi: İdyros antik kenti üzerine yeni bir otel tahsisi vardı!” denildi. Platform açıklamasını, “İdyros Antik Kenti otele kurban edilmesin. Kültürel mirasımıza sahip çıkmak hepimizin görevidir” sözleriyle tamamladı.

12 Ay Turizm Söylemi, 12 Asırlık İhmal: Selçuklu Av Köşkü Haber

12 Ay Turizm Söylemi, 12 Asırlık İhmal: Selçuklu Av Köşkü

12 Ay Turizm Söylemi, 12 Asırlık İhmal: Selçuklu Av Köşkü Kemer Selçuklu Av Köşkü, yıllardır ihmalin ve vizyonsuzluğun sessiz tanığı olarak ayakta kalmaya çalışıyor. Adı var, kendisi yok sayılıyor. Çatısındaki mimari izler, merdivenlerinde yer alan altıgen yıldız kabartması – Hz. Süleyman’ın mührü ve aynı zamanda 1400’lü yıllarda Tekelioğlu Beyliği’nin bayrağında yer alan sembol – bu yapının sıradan bir taş yığını olmadığını haykırıyor. Burası, Selçuklu estetiğinin ve Türk-İslam mimarisinin Kemer’deki en nadide temsilcilerinden biri. Ancak ne acıdır ki; Kemer’in büyük bölümü, böylesi bir mirasın varlığından dahi habersiz. 1230–1248 yılları arasına tarihlenen Selçuklu Av Köşkü; Alanya ve Kayseri’deki örnekleriyle birlikte Selçuklu av mimarisinin Anadolu’daki en seçkin halkalarından biridir. Mimari dili, sembolizmi ve konumuyla yalnızca tarihçilere değil, kültür turizmine yön veren herkese çok şey söylemektedir. Ama Kemer’de bu yapı, yıllardır bakımsız, sahipsiz ve kaderine terk edilmiş durumdadır. 12 Ay Turizm Nerede? Yıllardır aynı cümleyi duyuyoruz: “Kemer’i dört mevsim turizm destinasyonu haline getireceğiz.” Peki nasıl? Sahil otellerinin ötesine geçmeyen, tarih ve kültürü görmezden gelen bir anlayışla mı? Oysa Selçuklu Av Köşkü; Doğa yürüyüş rotalarına, Kültür ve tarih turlarına, Akademik ve sanatsal etkinliklere entegre edilse, Kemer sadece yaz aylarında değil, yılın her döneminde ziyaret edilen bir merkez haline gelebilirdi. Alanya Başardı, Kemer Unuttu Aynı döneme ait Alanya Selçuklu Av Köşkü, geçtiğimiz yıllarda restore edildi. Çevre düzenlemesi yapıldı, tanıtımı gerçekleştirildi, kültürel yaşama kazandırıldı. Üstelik bu proje, mimarlık ve turizm çevrelerinden ödüller aldı. Aynı medeniyetin, aynı geleneğin ürünü olan Kemer’deki yapı ise çürümeye terk edildi. Bir yanda tarihine sahip çıkan bir şehir… Diğer yanda, tarihini seyirci kalan bir ilçe. Taşlaşmış Zarafet, Taşlaşmış Vizyonsuzluk Kemer Selçuklu Av Köşkü sadece bir bina değildir. O, Selçuklu zarafetinin, Türk-İslam sanatının ve bu toprakların hafızasının taşlaşmış hâlidir. Bugün bu yapı ihmal ediliyorsa, bu yalnızca bir restorasyon eksikliği değil; kültürel bilinç ve vizyon eksikliğidir. Ve evet; Kemer Selçuklu Av Köşkü, ihmal ve vizyonsuzluğun da taşlaşmış hâlidir.

POYD’den Yangın Yönetmeliği İçin Aşamalı Geçiş ve Destek Çağrısı Haber

POYD’den Yangın Yönetmeliği İçin Aşamalı Geçiş ve Destek Çağrısı

POYD’den Yangın Yönetmeliği İçin Aşamalı Geçiş ve Destek Çağrısı Türkiye turizm sektöründe yangın güvenliği yönetmeliğine uyum süreci, özellikle konaklama tesisleri açısından ciddi teknik ve ekonomik tartışmaları beraberinde getiriyor. Profesyonel Otel Yöneticileri Derneği (POYD) Başkanı Hakan Saatçioğlu, sektörde yaşanan sorunları ve çözüm önerilerini dergimize değerlendirdi. Saatçioğlu, TS EN 1634-1 yangına dayanım standardına uygun kapı, kapı kilidi, menteşe, hidrolik ve giyotin sistemlerine geçişte sektörün ciddi bir darboğazla karşı karşıya kaldığını belirterek, mevcut uygulama takviminin gerçekçi olmadığını vurguladı. Tedarik Krizi ve Artan Maliyetler Yangına dayanıklı kapı ve kilit sistemlerinde Türkiye’de sınırlı sayıda üretici bulunmasının, arz-talep dengesini bozduğuna dikkat çeken Saatçioğlu, şu değerlendirmede bulundu: “Uygun ürünlerin temin süreleri ayları buluyor. İthal ürünlerde ise maliyetler ciddi oranda yükseldi. Bu koşullar altında tüm otellerin aynı takvimle dönüşümü tamamlaması mümkün değil. Özellikle siparişini vermiş ve ödemesini yapmış tesisler için ek süre tanımlanması elzem.” 31 Aralık 2025 Gerçekçi mi? Yönetmelikte öngörülen 31 Aralık 2025 tarihinin, sektörün büyük bölümü için yetersiz kaldığını ifade eden POYD Başkanı, özellikle eski yapı stoğuna sahip tesislerin yapısal dönüşümde zorlandığını belirtti. “Her otelin fiziksel yapısı, yaşı ve bulunduğu bölge farklı. Tek tip bir uygulama yerine, aşamalı ve risk öncelikli bir dönüşüm modeli benimsenmeliydi” diyen Saatçioğlu, yangın güvenliğinde duman kontrolünün hayati önemine de dikkat çekti. “İstatistikler, yangınlarda can kayıplarının yaklaşık yüzde 85’inin dumandan kaynaklandığını gösteriyor. Mevcut kapıların en azından duman geçirmez hale getirilmesi, dönüşümün ilk ve hızlı adımı olabilirdi.” Denetimlerde Sahaya Uyum Sorunu Saatçioğlu, yangın denetimlerinde yönetmelik maddelerinin sahaya birebir uygulanmasının pratikte sorun yarattığını da dile getirdi. Yönetmeliğin, yapının mevcut fiziki koşulları dikkate alınarak yorumlanması gerektiğini vurgulayan Saatçioğlu şöyle konuştu: “Örneğin yönetmelikte 15 metre sonra yangın kaçış merdiveni öngörülüyor. Ancak mevcut yapıda bu mesafe 19 metreyse, bunun sahada yetkili teknik ekiplerce değerlendirilmesi gerekir. Aksi halde teknik olarak iyileştirilebilir yapılar, gereksiz yatırım yükü altına giriyor.” Sektör Rehberlik Bekliyor POYD Başkanı, otellerin süreç boyunca kamu kurumlarından yeterli bilgilendirme ve rehberlik alamadığını da belirtti. Yönetmelikte bazı maddelerin yoruma açık olduğuna dikkat çeken Saatçioğlu, bu durumun tesisleri belirsizlik içinde bıraktığını söyledi: “Net cevaplar alamıyoruz. Oteller çoğu zaman süreci tek başına yürütmek zorunda kalıyor ve kimi zaman gereksiz yatırımlar yapabiliyor.” Teşvik ve Finansman Desteği Talebi POYD olarak çözüm odaklı bir yaklaşım benimsediklerini vurgulayan Saatçioğlu, dönüşüm sürecinin hızlandırılması ve maliyetlerin azaltılması için otel yaşı ve bina özellikleri esas alınarak devlet desteklerinin devreye alınması gerektiğini ifade etti. Bu kapsamda; Teşvik paketleri Uygun faizli kredi imkanları Finansman ve teknik danışmanlık destekleri gibi mekanizmaların sektör için kritik önemde olduğunu belirten Saatçioğlu, “Amaç güvenliği sağlamaksa, sektörün sürdürülebilirliği de göz ardı edilmemeli” dedi.

Naim Babüroğlu Atatürk’ü ve Kuruluşu Anlattı Haber

Naim Babüroğlu Atatürk’ü ve Kuruluşu Anlattı

Cumhuriyet’in Hafızası Kemer’de: Naim Babüroğlu Atatürk’ü ve Kuruluşu Anlattı Cumhuriyet tarihi üzerine yaptığı çalışmaları, belgelerle desteklenen anlatımı ve etkileyici hitabetiyle tanınan tarihçi, yazar ve emekli Tuğgeneral Dr. Naim Babüroğlu, Kemer Belediyesi’nin ev sahipliğinde Kemer’de düzenlenen “Atatürk ve Cumhuriyet” konulu seminerle öğrenciler ve velilerle buluştu. Gün boyu süren program, Cumhuriyet’in hangi koşullarda kurulduğunu ve hangi değerler üzerine inşa edildiğini bir kez daha hatırlattı. Gençlerle Başlayan, Ailelerle Devam Eden Bir Cumhuriyet Dersi Seminerin ilk bölümünde öğrencilerle bir araya gelen Babüroğlu, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş sürecini yalnızca bir tarih anlatısı olarak değil, bir milletin yeniden ayağa kalkış öyküsü olarak ele aldı. Mondros’tan Lozan’a uzanan süreci belgelerle aktaran Babüroğlu, gençlere tarih bilincinin neden hayati olduğunu vurguladı. Öğleden sonra gerçekleştirilen ikinci oturumda ise veliler seminere yoğun ilgi gösterdi. Cumhuriyet’in kuruluş felsefesi, Atatürk’ün liderliği ve devrimlerin taşıdığı anlam üzerinde duran Babüroğlu, Cumhuriyet’in bir “emanet” değil, korunması gereken ortak bir değer olduğunun altını çizdi. Belgelerle Cumhuriyet, Duygularla Atatürk Seminer boyunca Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün askeri dehası, siyasi öngörüsü ve çağdaşlaşma vizyonu örneklerle anlatıldı. Babüroğlu’nun özellikle Atatürk’ün yalnızlığı, kararlılığı ve ileri görüşlülüğünü aktardığı bölümlerde salonda zaman zaman duygu dolu anlar yaşandı. Katılımcılar, Cumhuriyet’in yalnızca bir yönetim biçimi değil; bağımsızlık, özgürlük ve onur mücadelesinin adı olduğunu bir kez daha hissetti. Söyleşiden İmza Gününe Programın sonunda Dr. Naim Babüroğlu, öğrenci ve veliler için “Atatürk ve Cumhuriyet” adlı kitabını imzaladı. İmza sırasında katılımcılar Babüroğlu ile birebir sohbet etme fırsatı bulurken, özellikle gençlerin yoğun ilgisi dikkat çekti. Yakın Tarihin Tanığı Bir Kalem: Naim Babüroğlu Emekli Tuğgeneral Dr. Naim Babüroğlu, askerlik kariyerinin ardından yazarlığa yönelerek Türkiye’nin yakın tarihine ışık tutan önemli çalışmalara imza attı. Cumhuriyet tarihi, Çanakkale Savaşı ve Türkiye’nin dış politikası üzerine kaleme aldığı eserlerde, akademik disiplinle hazırlanan belgeler ve analizler öne çıkıyor. Öne Çıkan Eserleri Bir Devletin Çöküşü – Stratejik Derinlikten Bozguna (2016) Türkiye’nin dış politikasında yaşanan kırılmaları, stratejik hataları ve uluslararası yalnızlaşmayı ele alıyor. Beni Hatırlayınız – Cumhuriyet’in Sonbaharı (2016) Cumhuriyet’in kuruluş değerleri, karşılaştığı tehditler ve korunması gereken ilkeleri üzerine çarpıcı bir değerlendirme sunuyor. Çanakkale 1915 – Almanların Büyük Tuzağı (2017) Çanakkale Savaşı’nın bilinmeyen yönlerini, emperyal güçlerin planlarını ve Türk milletinin verdiği tarihi mücadeleyi ayrıntılarıyla anlatıyor. Kemalyeri (2018) Mustafa Kemal Atatürk’ün yaşamını, liderliğini, devrimlerini ve Türkiye’ye bıraktığı düşünsel mirası kapsamlı bir perspektifle ele alıyor. Cumhuriyet’i Anlatmak, Cumhuriyet’i Savunmaktır Kemer’de gerçekleştirilen bu buluşma, yalnızca bir seminer değil; kuşaklar arasında kurulan bir tarih köprüsü niteliği taşıdı. Dr. Naim Babüroğlu’nun anlatımıyla Cumhuriyet, geçmişte kalmış bir tarihsel olay olmaktan çıkarak bugüne ve geleceğe yön veren canlı bir değer olarak yeniden anlam kazandı.

KEMER’DE KÜLTÜRLER BULUŞTU: “BANA ÜLKENİ ANLAT” FESTİVALİ Haber

KEMER’DE KÜLTÜRLER BULUŞTU: “BANA ÜLKENİ ANLAT” FESTİVALİ

KEMER’DE KÜLTÜRLER BULUŞTU: “BANA ÜLKENİ ANLAT” FESTİVALİ Kemer’de farklı kültürler aynı sahnede buluştu. Kemer İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından, Kemer Belediyesi’nin destekleriyle düzenlenen “Bana Ülkeni Anlat” Festivali, renkli görüntülere ve unutulmaz anlara sahne oldu. Kemer’de eğitim ve öğretim gören Türk öğrencilerin yanı sıra Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Rusya, Ukrayna, Letonya ve Belarus uyruklu öğrenciler, festival kapsamında kendi ülkelerinin kültürel mirasını tanıttı. Öğrenciler, geleneksel kıyafetleriyle sahne alarak ülkelerine özgü halk oyunları, folklor gösterileri ve dans performansları sergiledi. İzleyiciler, farklı coğrafyaların ritimleriyle adeta kültürler arası bir yolculuğa çıktı. Festivalin en ilgi çeken bölümlerinden biri ise ülkelerin açtığı tanıtım stantları oldu. Stantlarda, her ülkeye özgü el emeği ürünler, geleneksel objeler ve yöresel lezzetler ziyaretçilerin beğenisine sunuldu. Veliler ve vatandaşlar, farklı kültürleri yakından tanıma fırsatı bulurken, öğrenciler de kendi ülkelerini anlatmanın heyecanını yaşadı. Etkinliğin temel amacının kültürel çeşitliliği görünür kılmak, hoşgörü ve kardeşlik duygularını pekiştirmek olduğu vurgulandı. Festival, aynı okulda eğitim gören farklı milletlerden öğrencilerin kaynaşmasına katkı sağlarken, Kemer’in çok kültürlü sosyal yapısını da gözler önüne serdi. Katılımcılar tarafından büyük ilgi gören festival, izleyenlerden tam not alırken, benzer etkinliklerin önümüzdeki yıllarda da sürdürülmesi temennisinde bulunuldu.

SELÇUKLU AV KÖŞKÜ, ÇÜRÜMEYE TERK EDİLEN MİRAS Haber

SELÇUKLU AV KÖŞKÜ, ÇÜRÜMEYE TERK EDİLEN MİRAS

Selçuklu Av Köşkü: Çürümeye Terk Edilen Miras Antalya’nın Kemer ilçesinin hemen girişinde yer alan Selçuklu Av Köşkü, Anadolu’daki yalnızca üç Selçuklu av köşkünden biri olarak büyük bir tarihsel değere sahip. 1230 – 1248 yılları arasına tarihlenen yapı, Alanya ve Kayseri’deki örneklerle birlikte bu mimari geleneğin en seçkin halkalarından biri. Ancak ne yazık ki Kemer’deki köşk, yıllardır bakımsız ve sahipsiz durumda. Bölgedeki tek Selçuklu eseri olmasının yanı sıra, Türk-İslam sanat geleneğinin Kemer’deki tek mimari örneği olan bu yapı, hem tarihî hem de estetik açıdan benzersiz. Çatısı, Selçuklu mimarisinin özgün kubbe ve geçiş tekniklerini yansıtırken; taş merdiven üzerindeki Tekelioğlu Beyliği’nin bayrağında da yer alan altıgen yıldız kabartması dikkat çekiyor. Tüm bu özellikleriyle, Kemer Selçuklu Av Köşkü yalnızca yerel değil, Anadolu mirası açısından da bir hazine. 12 Ay Turizm Söylemi, 12 Asırlık İhmal Yıllardır “Kemer’i dört mevsim yaşanabilir bir turizm destinasyonu haline getireceğiz” deniliyor. Ancak sahil otellerinin ötesine geçemeyen bu yaklaşım, bölgenin tarihsel zenginliklerini görünmez kılıyor. Selçuklu Av Köşkü, doğa yürüyüş rotalarına, tarih turlarına ve kültürel tanıtım projelerine entegre edilse, Kemer sadece yaz turizmine bağımlı kalmaz; yılın her döneminde ziyaretçi çekerdi. Ne var ki bu potansiyel değerlendirilmiyor. Duvarları dökülen, çevresi otlarla kaplı köşk, zamanın ve ilgisizliğin insafına bırakılmış durumda. Oysa tarihî miras yalnızca taşlardan ibaret değildir; geçmişle bugünü buluşturan bir bellektir. Alanya Başardı, Kemer Unuttu Oysa Alanya’daki Selçuklu Av Köşkü, geçtiğimiz yıllarda gerçekleştirilen restorasyon ve çevre düzenleme projesiyle yeniden kültürel yaşama kazandırıldı. Proje, hem mimarlık hem de turizm çevrelerinden ödül alarak örnek gösterildi. Aynı tarihsel döneme ait bu üç yapıdan biri parlatılırken, Kemer’deki örneğin çürümeye terk edilmesi, bölgede kültürel koruma anlayışının eksikliğini bir kez daha gözler önüne seriyor. Bir yanda tarihin saygıyla korunduğu bir kent; diğer yanda ilgisizlikle yok olan bir miras. Kemer’deki Selçuklu Av Köşkü, sadece bir bina değil, Türk-İslam sanatının ve Selçuklu zarafetinin taşlaşmış hâlidir. Sorumlulara Açık Çağrı Turizmciler, tarihçiler ve yerel halk aynı soruyu soruyor: “Selçuklu Av Köşkü neden hâlâ turizme kazandırılmıyor?” “Kemer’in kültürel mirasına sahip çıkmak için daha ne bekleniyor?” Bu yapı, yalnızca geçmişi değil, geleceği de anlatan bir sessiz öğretmen gibi Kemer’in girişinde duruyor. Ancak o sessizlik artık bir uyarıya dönüşüyor: Tarih unutulmaz, sadece ihmali kaydeder.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.