Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kemerkaymakamlığı

Yeni Kemer - Kemerkaymakamlığı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kemerkaymakamlığı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

MİKROPLASTİK KİRLİLİĞİ DENİZLERİMİZİ TEHDİT EDİYOR Haber

MİKROPLASTİK KİRLİLİĞİ DENİZLERİMİZİ TEHDİT EDİYOR

Türkiye’nin Akdeniz kıyılarındaki plastik kirliliği tartışmaları yeniden gündemde. Adana’daki geri dönüşüm tesislerinin çevresinde yapılan bir araştırmada, tesislerin aşağısındaki sularda yukarı akış noktalarına göre 132 kata kadar daha fazla plastik tespit edildiği bildirildi. Çevre örgütleri ise Avrupa’dan Türkiye’ye plastik atık ithalatının durdurulması çağrısında bulunuyor. Adana’daki geri dönüşüm tesislerinin çevresindeki kanallarda gerçekleştirilen bilimsel araştırma, plastik kirliliğinin boyutlarına ilişkin dikkat çekici sonuçlar ortaya koydu. Araştırmada, geri dönüşüm tesislerinin aşağısındaki sularda, tesislerin üst kısmındaki noktalara kıyasla 132 kata kadar daha fazla plastik parçacığı tespit edildiği belirtildi. Araştırmanın ortaya koyduğu bir diğer bulgu ise üç kanaldan nehirlere taşınan mikroplastik miktarı oldu. Buna göre söz konusu kanallardan nehirlere saatte 5,3 milyar mikroplastik parçacığının taşınabileceği hesaplandı. Mikroplastikler nehirlerden Akdeniz’e taşınıyor Çevre örgütleri, plastik atıkların yalnızca geri dönüşüm tesislerinin sınırları içerisinde değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekiyor. Tesislerden çevreye yayılan plastiklerin su kanalları ve nehirler aracılığıyla Akdeniz’e ulaşabileceği belirtiliyor. Mersin, Adana ve Antalya kıyılarında plastik ve mikroplastik kirliliğine ilişkin görüntüler de zaman zaman vatandaşlar tarafından sosyal medyada paylaşılıyor. Çevre örgütleri ve bazı uzmanlar, kirliliğin kaynaklarının araştırılması ve plastik atık yönetiminin daha sıkı denetlenmesi gerektiğini savunuyor. Avrupa’dan Türkiye’ye plastik atık akışı tartışılıyor Tartışmanın bir diğer boyutunu ise Avrupa’dan Türkiye’ye gönderilen plastik atıklar oluşturuyor. Türkiye uzun süredir Avrupa ülkelerinden plastik atık kabul eden önemli ülkeler arasında yer alıyor. Çevre örgütleri, geri dönüştürülmek amacıyla Türkiye’ye gönderilen plastik atıkların bir bölümünün çevre açısından risk oluşturduğunu ve atıkların usulsüz biçimde doğaya bırakılıp bırakılmadığının etkin şekilde denetlenmesi gerektiğini belirtiyor. Greenpeace ve Change.org üzerinden yürütülen kampanyalarda da plastik atık ithalatının yasaklanması yönünde çağrılar yapılıyor. “Geri dönüşüm, kirliliğin taşınması anlamına gelmemeli” Çevre örgütlerinin açıklamalarında, Avrupa’da kullanıldıktan sonra Türkiye’ye “geri dönüştürülecek ham madde” olarak gönderilen plastiklerin tesislere ulaşmasının sürecin sonu olmadığı vurgulanıyor. Kampanyayı destekleyenler, plastik atıkların başka bir ülkeye gönderilmesinin tek başına geri dönüşüm anlamına gelmediğini savunarak, atıkların işlenmesi sırasında ortaya çıkan plastik parçacıkların toprağa ve su kaynaklarına karışmasının önlenmesini istiyor. Uzmanlar ise plastik kirliliğiyle mücadelede yalnızca geri dönüşüm kapasitesinin artırılmasının yeterli olmadığını; atığın kaynağında azaltılması, etkin denetim, izlenebilirlik ve çevresel standartların uygulanmasının da kritik önem taşıdığına dikkat çekiyor. Çevre örgütlerinin çağrısı ise net: Türkiye’nin plastik atık ithalatında daha sıkı bir politika izlemesi ve çevreye zarar veren uygulamaların önüne geçilmesi.

KEMER'DE AYDINLATMA DİREKLERİ TEHLİKE SAÇIYOR Haber

KEMER'DE AYDINLATMA DİREKLERİ TEHLİKE SAÇIYOR

Kemer Sokaklarında Aydınlatma Direkleri Tehlike Saçıyor Kemer sokaklarında bulunan bazı aydınlatma direklerinin bakımsız ve güvenlik açısından yetersiz durumda olması vatandaşları endişelendiriyor. Özellikle elektrik bağlantılarının bulunduğu bölümlerin kolayca açılabilen ve tahrip edilebilen kapaklarla kapatılması, çocukların güvenliği açısından ciddi risk oluşturuyor. Kemer sokaklarında vatandaşların kullandığı güzergâhlarda bulunan bazı aydınlatma direklerinin durumu, güvenlik endişelerini beraberinde getiriyor. Direklerin elektrik bağlantılarının bulunduğu bölümlerdeki kapakların eğreti malzemelerle kapatıldığı ve kolaylıkla zarar görebilecek durumda olduğu görülüyor. Özellikle çocukların rahatlıkla erişebileceği yükseklikte bulunan açık elektrik bölümleri, çevrede yaşayan aileleri tedirgin ediyor. Vatandaşlar, herhangi bir kişinin elektrik aksamına temas etmesi halinde çok daha ağır sonuçların yaşanabileceğine dikkat çekiyor. “Bir kaza yaşanmadan önlem alınsın” Aileler, olası bir kazanın yaşanmasını beklemeden gerekli bakım ve onarım çalışmalarının yapılmasını istiyor. Direklerin kapaklarının standartlara uygun ve dayanıklı şekilde yenilenmesi, elektrik aksamlarının güvenli hale getirilmesi ve gerekli kontrollerin gerçekleştirilmesi talep ediliyor. Vatandaşlar, özellikle çocukların bulunduğu bölgelerde bu tür risklerin daha büyük önem taşıdığını belirterek yetkililere çağrıda bulunuyor. Olası bir elektrik kazasının ağır sonuçlara yol açabileceğine dikkat çeken vatandaşlar, sorunun acilen giderilmesini bekliyor. Yetkililerin söz konusu aydınlatma direklerini kontrol ederek gerekli güvenlik önlemlerini bir an önce alması isteniyor.

TURİZMCİLERDEN PRİM DESTEĞİNE TEPKİ Haber

TURİZMCİLERDEN PRİM DESTEĞİNE TEPKİ

TURİZMCİLERDEN PRİM DESTEĞİNE TEPKİ: "Ayrım Yapılmasın, Tüm Tesisler Desteklensin!" ANTALYA – Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Hacısüleyman ve MG Hotels Sahibi Murat Gökhan, 31 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 7590 sayılı kanun düzenlemesiyle turizm sektörüne sağlanan sigorta primi desteğini değerlendirdi. Sektör temsilcileri, istihdamı teşvik eden düzenlemeyi olumlu bulmakla birlikte, desteğin yalnızca "Turizm İşletmesi Belgesi" bulunan özel tesislere verilip "Basit Konaklama Belgeli" işletmelerin dışarıda bırakılmasına tepki gösterdi. ATSO Başkanı Yusuf Hacısüleyman: "Aynı Sorumluluğu Taşıyorsak Eşit Destek Görmeliyiz" Düzenlemenin işgücü maliyetlerini azaltması ve kayıtlı istihdamı koruması açısından kıymetli olduğunu belirten ATSO Başkanı Yusuf Hacısüleyman, mevcut uygulamanın eksik kaldığına dikkat çekti. Sektördeki tüm konaklama tesislerinin benzer ekonomik yüklerle mücadele ettiğini vurgulayan Hacısüleyman, şunları söyledi: "Konaklama tesislerimizin belge statüleri farklı olabilir ancak hepsi devlete karşı yükümlülüklerini eksiksiz yerine getiriyor. İşletmelerimiz Kurumlar Vergisi, KDV, Konaklama Vergisi ve Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA) payı gibi tüm ödemelerini yapıyor. Aynı sorumluluğu üstlenen işletmeler arasında destek mekanizmalarında da eşitlikçi bir anlayış benimsenmelidir." Artan işçilik maliyetleri, nitelikli personel temini ve küresel rekabet baskısının tüm sektörü etkilediğini ifade eden Hacısüleyman, desteğin Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından belgelendirilen tüm konaklama tesislerine yaygınlaştırılması çağrısında bulundu. MG Hotels Sahibi Murat Gökhan: "Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler Mağdur Ediliyor" Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Murat Gökhan ise özellikle Antalya, Kemer ve çevresindeki yüzlerce küçük ve orta ölçekli işletmenin kapsam dışı bırakılması nedeniyle mağdur olduğunu belirtti. Basit Konaklama Belgeli tesislerin turizm ekosisteminin vazgeçilmez bir parçası olduğunu vurgulayan Gökhan, tepkisini şöyle dile getirdi: "Bu tesisler yıllardır ülke turizmine hizmet veriyor; misafir ağırlıyor, istihdam sağlıyor, vergisini ve SGK primlerini düzenli yatırıyor. Buna rağmen yalnızca belge türü gerekçe gösterilerek desteğin dışında bırakılmaları büyük bir hayal kırıklığı yaratmıştır. Personel giderleri işletmelerimizin üzerindeki en büyük yüklerden biri haline geldi. Aynı işi yapan, aynı yükümlülükleri taşıyan işletmeler arasında ayrım yapılması hakkaniyetli değildir." Turizmde sürdürülebilirliğin sadece büyük yatırımlarla değil, küçük aile işletmeleri ve butik otellerin yaşamasıyla mümkün olduğunu belirten Gökhan, taleplerinin ayrıcalık değil, eşit muamele olduğunu kaydetti: "Talebimiz net: Basit Konaklama Belgeli tesisler de diğer işletmelerle aynı şartlarda sigorta primi desteğinden yararlanmalıdır. Yapılacak adil bir düzenleme kayıtlı istihdamı artıracak ve Türk turizminin rekabet gücüne doğrudan katkı sağlayacaktır."

KEMER’DE BALIKÇILAR KARADA KALDI Haber

KEMER’DE BALIKÇILAR KARADA KALDI

KEMER’DE BALIKÇILAR KARADA KALDI Antalya’nın Kemer ilçesinde yıllardır teknelerini bağladıkları Karayer Deresi’nden çıkarılan balıkçılar, devlet yetkililerinden kendilerine yeni bir yer gösterilmesini bekliyor. Geçimini denizden sağlayan balıkçılar, küçük de olsa bir balıkçı barınağı ve çekek yeri yapılmasını istiyor. Yıllarca Kemerli balıkçıların teknelerini bağladığı bir sığınak olarak kullanılan Karayer Deresi, “birinci derece sit alanı” ilan edilince tekneler bölgeden kaldırıldı. Karara saygı duyduklarını belirten balıkçılar, tahliyeden sonra kendilerine alternatif bir alan gösterilmemesine tepki gösteriyor. Balıkçılardan Mehmet Akkelle, evinin önüne çektiği teknesini yeniden denize indirip mesleğini yapmak istediğini söylüyor. Yaklaşık 20 profesyonel balıkçı ve çok sayıda amatör balıkçının şu anda teknelerini karada tutmak zorunda kaldığını belirten Akkelle, yetkililerden verilen sözlerin tutulmasını talep ediyor. Balıkçılar, teknelerini güvenle denize indirebilecek bir çekek yeri bulunmadığını ifade ediyor. Tekneyi denize indirirken dalgalarla mücadele ettiklerini, dönüşte ise tekneyi römorka yüklemenin ayrı bir risk oluşturduğunu söylüyorlar. Deniz kültürü turizmin de parçası Kemerli balıkçılar, sorunun yalnızca kendi geçimleriyle ilgili olmadığını vurguluyor. Onlara göre bu mesele aynı zamanda kentin deniz kültürünün korunması meselesi. Dünyanın pek çok turizm kentinde küçük balıkçı barınakları, kentin kimliğinin önemli bir parçası olarak görülüyor. Örneğin Dubrovnik’te küçük balıkçı tekneleri tarihi limanın bir parçası olarak korunurken, Barselona’daki balıkçı barınağı hem turizme hem de yerel balıkçılığa hizmet veriyor. Aynı şekilde Santorini’de küçük balıkçı limanları turistlerin en çok fotoğraf çektiği yerler arasında bulunuyor. Türkiye’de de benzer örnekler var. Kaş ve Datça gibi turizm bölgelerinde küçük balıkçı barınakları hem yerel ekonomiye katkı sağlıyor hem de kentin kültürel dokusunu güçlendiriyor. “Turizmden önce de buradaydık” Kemerli balıkçılar ise turizmle birlikte büyüyen ilçede deniz kültürünün kaybolmaması gerektiğini düşünüyor. Balıkçılar, “Turizm olmadan önce de biz buradaydık. Denizle yaşayan insanların sesi duyulmalı. Küçük bir balıkçı barınağı yapılması hem balıkçıyı yaşatır hem de Kemer’in deniz kültürünü korur. Sabah sahilde taze balık görmek bir turizm değeridir” diyerek çağrıda bulunuyor. Kemer’de uygun alanların bulunduğunu belirten balıkçılar, küçük bir balıkçı barınağı ve çekek yerinin yapılmasının zor olmadığını ifade ediyor. Balıkçılara göre bu adım yalnızca onların geçimini kolaylaştırmayacak, aynı zamanda Kemer’in turizm kimliğine de katkı sağlayacak. Çünkü dünyanın pek çok sahil kentinde olduğu gibi balıkçı tekneleri, denizin ve kıyı yaşamının en canlı simgelerinden biri olarak görülüyor.

KAPI KONUSUNDA DOLANDIRILAN KEMERLİ OTELCİLER ÇÖZÜM ARIYOR Haber

KAPI KONUSUNDA DOLANDIRILAN KEMERLİ OTELCİLER ÇÖZÜM ARIYOR

YANGINA DAYANIKLI KAPI KONUSUNDA DOLANDIRILAN KEMERLİ OTELCİLER ADALET ARIYOR Turizmin gözde merkezlerinden Kemer’de faaliyet gösteren beş otel işletmecisi, yangına dayanıklı kapı tedariki konusunda dolandırıldıkları iddiasıyla adli makamlara başvurdu. Sezon öncesi hazırlıklarını sürdürürken büyük bir mali yükle karşı karşıya kalan işletmeciler, hem maddi hem de hukuki açıdan zor bir sürece girdiklerini belirtiyor. Son yıllarda otellere yönelik yangın güvenliği düzenlemeleri ve belge zorunluluklarının artmasıyla birlikte, özellikle yangına dayanıklı kapı tedarikinde ciddi bir talep oluştu. İddiaya göre Kemerli beş otel sahibi, bu kapsamda birlikte hareket ederek bir tedarikçi firma ile anlaşma sağladı ve sipariş bedelinin yarısını peşin ödedi. Ancak ilerleyen süreçte firmadan çelişkili ve tutarsız yanıtlar alınmaya başlanınca dolandırıldıklarını fark ettiler. Otel sahiplerinden Erendiz Otel’in işletmecisi Erendiz Hamamcıoğlu ile Agon Otel işletmecisi Hakan Yılmaz yaptıkları ortak açıklamada yaşadıkları süreci şöyle anlattı: “Son yıllarda zaten otel belgeleri ve sık sık değişen düzenlemeler nedeniyle ciddi sorunlar yaşadık. Buna geçtiğimiz günlerde yaşadığımız sel felaketi de eklenince işin içinden çıkamaz hale gelmiştik. Tam sezon öncesi toparlanmaya çalışırken, yarı ücretini ödediğimiz kapılar konusunda tedarikçi firma tarafından dolandırılmamız adeta son darbe oldu.” İşletmeciler, yaptıkları araştırmalarda benzer mağduriyetlerin sadece Kemer’le sınırlı olmadığını, ülke genelinde çok sayıda otelin benzer sorunlar yaşadığını öğrendiklerini belirtti. Hatta bazı otellere takılan kapıların, yangına dayanıklılığı sağlayan özel dolgu malzemesini içermediği yönünde iddialar bulunduğunu ifade ettiler. Turizmciler ayrıca, bakanlık tarafından istenen belgeler ve uygulamalardaki sık değişiklikler nedeniyle asli işlerinin turizm hizmeti sunmak olduğunu unutur hale geldiklerini dile getirdi: “Sürekli değişen mevzuat, belge yükü ve denetim baskısı nedeniyle enerjimizi misafir memnuniyetine değil evrak takibine harcıyoruz. Şimdi bir de kapı mağduriyetiyle karşı karşıyayız.” Bakanlıkça tanınan sürenin sonuna yaklaşılırken, yangına dayanıklı kapı tedarikinde yaşanan sıkıntıların sektörde nasıl bir tablo ortaya çıkaracağı merak konusu. Özellikle sezon öncesi ruhsat ve belge süreçlerini tamamlamak zorunda olan işletmeler için yaşanan gecikmelerin ciddi yaptırımlar doğurabileceği ifade ediliyor.

İDROS ANTİK KENTİ OTELE KURBAN EDİLMESİN Haber

İDROS ANTİK KENTİ OTELE KURBAN EDİLMESİN

İdyros Antik Kenti Otele Kurban Edilmesin Kemer’in tarihine ışık tutan İdyros Antik Kenti’nin bulunduğu 293 bin metrekarelik alanın 2068 yılına kadar özel bir şirkete tahsis edilmesi ve bölgede 900 yataklı otel planlanması, tepkilere neden oldu. “İdyros Antik Kentine Dokunma Hareketi”, Antalya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu önünde basın açıklaması yaptı. Antalya’nın Kemer ilçesinde yer alan ve geçmişi antik çağlara uzanan İdyros Antik Kenti’nin kalıntılarını da kapsayan 293 bin metrekarelik orman ve kıyı alanı, 45 yıllığına Özak Gayrimenkul AŞ’ye tahsis edildi. Daha önce Fransız Tatil Köyü (Club Med) olarak bilinen tesisin bulunduğu koyu da içine alan alanda, 900 yatak kapasiteli 5 yıldızlı bir otel yapılması planlanıyor. Bölge için 4 Temmuz 2025 tarihinde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından onaylanan koruma amaçlı imar planına karşı çıkan “İdyros Antik Kentine Dokunma Hareketi”, planın iptali için dava açtı. Platform üyeleri ve vatandaşlar, Antalya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü’nün Kaleiçi’ndeki tarihi binası önünde bir araya gelerek basın açıklaması yaptı ve dilekçelerini yetkililere sundu. “Antik kent dere kenarına sıkıştırıldı” Platform adına basın açıklamasını okuyan Erol Malçok, Koruma Kurulu’nun İdyros Antik Kenti’nin sınırlarını bilimsel verilere aykırı biçimde daralttığını savundu. Malçok, antik kentin Karayer Deresi’nin yalnızca bir kıyısıyla sınırlandırıldığını, oysa uzman raporları ve akademik çalışmaların kentin çok daha geniş bir alana yayıldığını ortaya koyduğunu belirtti. Malçok, “293 bin metrekarelik tahsis alanının sadece 40 bin metrekaresi 1. ve 3. derece sit alanı ilan edildi. Geriye kalan 251 bin metrekarelik alanda arkeolog denetimi olmadan kazı ve betonlaşmanın önü açılıyor. Bu, henüz sınırları tam olarak belirlenmemiş bir antik kentin geri dönülmez biçimde yok edilmesi anlamına gelir” dedi. “Bilimsel çalışma tamamlanmadan otel izni askıya alınmalı” Platform, Koruma Kurulu’na sunduğu dilekçede; İdyros Antik Kenti’nin sınırlarının jeoradar, sondaj ve bilimsel kazılarla yeniden belirlenmesini, Koruma statüsünün yükseltilmesini, Bu çalışmalar tamamlanana kadar otel projesinin askıya alınmasını talep etti. Açıklamada, “Şirketlerin insafına değil; devletimize, bakanlığımıza, koruma kurulumuza ve müzemize güvenmek istiyoruz” ifadelerine yer verildi. Akdeniz Üniversitesi’ne çağrı Platform, İdyros Antik Kenti kazılarını yürüten Akdeniz Üniversitesi’ne de çağrıda bulunarak, kazıların Karayer Deresi’nin yalnızca bir yakasıyla sınırlı tutulmasının kabul edilemez olduğunu savundu. Ayışığı Plajı’ndan Çalış Tepesi ve Ertuğrul Tabyaları’na kadar uzanan geniş alanda kapsamlı kazılar yapılması gerektiği vurgulandı. Türkiye Arkeologlar Derneği Antalya Şubesi’nin de mevcut kazıların yetersizliğine dikkat çeken bir rapor yayımladığı hatırlatılan açıklamada, arkeolojik çalışmaların sınırlandırılmasının ardında otel projesinin olup olmadığı sorusu gündeme getirildi. AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ’NE BİLİMSEL KAZI ÇAĞRISI Son olarak, Idyros Antik Kenti kazılarını yürüten Akdeniz Üniversitesi’ne de bir sözümüz var: Lütfen kültür varlığımıza karşı görevinizi yerine getirin. Orada bir otel tahsisi olmasaydı nasıl hareket edecektiyseniz, öyle yapın lütfen. Ayışığı Plajından Çalış Kalesine kadar olan yüzlerce dönümlük alanda kazı yapma yetkisine sahip olan üniversitenizin, sadece küçücük bir alanda kazı yürütmesini kültürel mirasımıza bir ihanet olarak görüyoruz. Üniversitenin yetkisini kullanmasını, Karayer Deresi’nin Doğusunda da kapsamlı araştırma ve kazılar yapmasını bekliyoruz.” ARKEOLOJİK KAZILARIN SINIRLANMASININ NEDENİ OTEL PROJESİ Mİ? Platformun açıklamasında dikkati çeken başlıklardan biri de 2017 yılında bölgede yapılan arkeolojik kazıların ardından çalışmaların Karayer Deresinin sadece bir kıyısında sınırlı kalması. Antik bir köprünün kalıntılarının da bulunduğu derenin bir kıyısının gözardı edildiği vurgusu yapılan açıklamada, “Kazılar Karayer Deresi’nin sadece bir kıyısında sınırlı kaldı, sanki köprü boşu boşuna yapılmış, antik kent karşı kıyıda devam etmiyormuş gibi davranıldı. Bugün devam etmekte olan kazıların kentin muhtemelen yarısından bile azını kapsadığı, bölgeyi ziyaret eden bütün dürüst arkeologların ortak fikridir. Nitekim, davetimiz üzerine Idyros Antik Kenti’ni inceleyen Türkiye Arkeologlar Derneği Antalya Şubesi arkeologları, var olan kazıların çok yetersiz olduğunu, araştırmaların köprünün Doğu kanadı tarafında, Çalış tepe ve Ertuğrul Tabyalarına kadar olan çok daha büyük alanda devam etmesi gerektiğini ortaya konan bir rapor yayınladılar. Söz konusu raporu, derneğin sosyal medya hesaplarında bugün de görmek mümkündür. Arkeolojik kazı çalışmalarının neden bu kadar sınırlı bir alanda kaldığını anlamamız uzun sürmedi: İdyros antik kenti üzerine yeni bir otel tahsisi vardı!” denildi. Platform açıklamasını, “İdyros Antik Kenti otele kurban edilmesin. Kültürel mirasımıza sahip çıkmak hepimizin görevidir” sözleriyle tamamladı.

12 Ay Turizm Söylemi, 12 Asırlık İhmal: Selçuklu Av Köşkü Haber

12 Ay Turizm Söylemi, 12 Asırlık İhmal: Selçuklu Av Köşkü

12 Ay Turizm Söylemi, 12 Asırlık İhmal: Selçuklu Av Köşkü Kemer Selçuklu Av Köşkü, yıllardır ihmalin ve vizyonsuzluğun sessiz tanığı olarak ayakta kalmaya çalışıyor. Adı var, kendisi yok sayılıyor. Çatısındaki mimari izler, merdivenlerinde yer alan altıgen yıldız kabartması – Hz. Süleyman’ın mührü ve aynı zamanda 1400’lü yıllarda Tekelioğlu Beyliği’nin bayrağında yer alan sembol – bu yapının sıradan bir taş yığını olmadığını haykırıyor. Burası, Selçuklu estetiğinin ve Türk-İslam mimarisinin Kemer’deki en nadide temsilcilerinden biri. Ancak ne acıdır ki; Kemer’in büyük bölümü, böylesi bir mirasın varlığından dahi habersiz. 1230–1248 yılları arasına tarihlenen Selçuklu Av Köşkü; Alanya ve Kayseri’deki örnekleriyle birlikte Selçuklu av mimarisinin Anadolu’daki en seçkin halkalarından biridir. Mimari dili, sembolizmi ve konumuyla yalnızca tarihçilere değil, kültür turizmine yön veren herkese çok şey söylemektedir. Ama Kemer’de bu yapı, yıllardır bakımsız, sahipsiz ve kaderine terk edilmiş durumdadır. 12 Ay Turizm Nerede? Yıllardır aynı cümleyi duyuyoruz: “Kemer’i dört mevsim turizm destinasyonu haline getireceğiz.” Peki nasıl? Sahil otellerinin ötesine geçmeyen, tarih ve kültürü görmezden gelen bir anlayışla mı? Oysa Selçuklu Av Köşkü; Doğa yürüyüş rotalarına, Kültür ve tarih turlarına, Akademik ve sanatsal etkinliklere entegre edilse, Kemer sadece yaz aylarında değil, yılın her döneminde ziyaret edilen bir merkez haline gelebilirdi. Alanya Başardı, Kemer Unuttu Aynı döneme ait Alanya Selçuklu Av Köşkü, geçtiğimiz yıllarda restore edildi. Çevre düzenlemesi yapıldı, tanıtımı gerçekleştirildi, kültürel yaşama kazandırıldı. Üstelik bu proje, mimarlık ve turizm çevrelerinden ödüller aldı. Aynı medeniyetin, aynı geleneğin ürünü olan Kemer’deki yapı ise çürümeye terk edildi. Bir yanda tarihine sahip çıkan bir şehir… Diğer yanda, tarihini seyirci kalan bir ilçe. Taşlaşmış Zarafet, Taşlaşmış Vizyonsuzluk Kemer Selçuklu Av Köşkü sadece bir bina değildir. O, Selçuklu zarafetinin, Türk-İslam sanatının ve bu toprakların hafızasının taşlaşmış hâlidir. Bugün bu yapı ihmal ediliyorsa, bu yalnızca bir restorasyon eksikliği değil; kültürel bilinç ve vizyon eksikliğidir. Ve evet; Kemer Selçuklu Av Köşkü, ihmal ve vizyonsuzluğun da taşlaşmış hâlidir.

POYD’den Yangın Yönetmeliği İçin Aşamalı Geçiş ve Destek Çağrısı Haber

POYD’den Yangın Yönetmeliği İçin Aşamalı Geçiş ve Destek Çağrısı

POYD’den Yangın Yönetmeliği İçin Aşamalı Geçiş ve Destek Çağrısı Türkiye turizm sektöründe yangın güvenliği yönetmeliğine uyum süreci, özellikle konaklama tesisleri açısından ciddi teknik ve ekonomik tartışmaları beraberinde getiriyor. Profesyonel Otel Yöneticileri Derneği (POYD) Başkanı Hakan Saatçioğlu, sektörde yaşanan sorunları ve çözüm önerilerini dergimize değerlendirdi. Saatçioğlu, TS EN 1634-1 yangına dayanım standardına uygun kapı, kapı kilidi, menteşe, hidrolik ve giyotin sistemlerine geçişte sektörün ciddi bir darboğazla karşı karşıya kaldığını belirterek, mevcut uygulama takviminin gerçekçi olmadığını vurguladı. Tedarik Krizi ve Artan Maliyetler Yangına dayanıklı kapı ve kilit sistemlerinde Türkiye’de sınırlı sayıda üretici bulunmasının, arz-talep dengesini bozduğuna dikkat çeken Saatçioğlu, şu değerlendirmede bulundu: “Uygun ürünlerin temin süreleri ayları buluyor. İthal ürünlerde ise maliyetler ciddi oranda yükseldi. Bu koşullar altında tüm otellerin aynı takvimle dönüşümü tamamlaması mümkün değil. Özellikle siparişini vermiş ve ödemesini yapmış tesisler için ek süre tanımlanması elzem.” 31 Aralık 2025 Gerçekçi mi? Yönetmelikte öngörülen 31 Aralık 2025 tarihinin, sektörün büyük bölümü için yetersiz kaldığını ifade eden POYD Başkanı, özellikle eski yapı stoğuna sahip tesislerin yapısal dönüşümde zorlandığını belirtti. “Her otelin fiziksel yapısı, yaşı ve bulunduğu bölge farklı. Tek tip bir uygulama yerine, aşamalı ve risk öncelikli bir dönüşüm modeli benimsenmeliydi” diyen Saatçioğlu, yangın güvenliğinde duman kontrolünün hayati önemine de dikkat çekti. “İstatistikler, yangınlarda can kayıplarının yaklaşık yüzde 85’inin dumandan kaynaklandığını gösteriyor. Mevcut kapıların en azından duman geçirmez hale getirilmesi, dönüşümün ilk ve hızlı adımı olabilirdi.” Denetimlerde Sahaya Uyum Sorunu Saatçioğlu, yangın denetimlerinde yönetmelik maddelerinin sahaya birebir uygulanmasının pratikte sorun yarattığını da dile getirdi. Yönetmeliğin, yapının mevcut fiziki koşulları dikkate alınarak yorumlanması gerektiğini vurgulayan Saatçioğlu şöyle konuştu: “Örneğin yönetmelikte 15 metre sonra yangın kaçış merdiveni öngörülüyor. Ancak mevcut yapıda bu mesafe 19 metreyse, bunun sahada yetkili teknik ekiplerce değerlendirilmesi gerekir. Aksi halde teknik olarak iyileştirilebilir yapılar, gereksiz yatırım yükü altına giriyor.” Sektör Rehberlik Bekliyor POYD Başkanı, otellerin süreç boyunca kamu kurumlarından yeterli bilgilendirme ve rehberlik alamadığını da belirtti. Yönetmelikte bazı maddelerin yoruma açık olduğuna dikkat çeken Saatçioğlu, bu durumun tesisleri belirsizlik içinde bıraktığını söyledi: “Net cevaplar alamıyoruz. Oteller çoğu zaman süreci tek başına yürütmek zorunda kalıyor ve kimi zaman gereksiz yatırımlar yapabiliyor.” Teşvik ve Finansman Desteği Talebi POYD olarak çözüm odaklı bir yaklaşım benimsediklerini vurgulayan Saatçioğlu, dönüşüm sürecinin hızlandırılması ve maliyetlerin azaltılması için otel yaşı ve bina özellikleri esas alınarak devlet desteklerinin devreye alınması gerektiğini ifade etti. Bu kapsamda; Teşvik paketleri Uygun faizli kredi imkanları Finansman ve teknik danışmanlık destekleri gibi mekanizmaların sektör için kritik önemde olduğunu belirten Saatçioğlu, “Amaç güvenliği sağlamaksa, sektörün sürdürülebilirliği de göz ardı edilmemeli” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.