Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Özgürlük

Yeni Kemer - Özgürlük haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Özgürlük haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Sahilde Tek Başına Bir Özgürlük Hikâyesi Haber

Sahilde Tek Başına Bir Özgürlük Hikâyesi

Sahilde Tek Başına Bir Özgürlük Hikâyesi: Kemer Engelsiz Plajı Dilek Figen Yıldırım Türkiye Sakatlar Derneği Kemer Temsilciliği Türkiye Sakatlar Derneği (TSD) Kemer Temsilciliği olarak ilçemizin sokaklarını, parklarını, plajlarını ve kamusal alanlarını erişilebilirlik açısından düzenli olarak gözlemliyoruz. Gönüllülerimizle birlikte hazırladığımız "Kemer'in Engelsiz Haritası" projesi de bu çalışmaların en önemli adımlarından biri. Amacımız, ilçemizde engelli bireylerin rahatlıkla kullanabileceği tüm alanları tespit ederek herkesin faydalanabileceği kapsamlı bir erişilebilirlik haritası oluşturmak. Bu çalışmada haritamıza gururla eklediğimiz en değerli noktalardan biri ise Kemer Belediyesi tarafından tamamen kendi imkânlarıyla hayata geçirilen Kemer Engelsiz Plajı oldu. Kemer Belediyesi'nin evrensel erişilebilirlik ilkelerine uygun şekilde düzenlediği bu plaj, ilçemizde sosyal belediyeciliğin ve kapsayıcı hizmet anlayışının en güzel örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. Kemer'de Engel Tanımayan Bir PlajDenizle Buluşmayı Kolaylaştıran Özel Şezlonglar Engelsiz Plaj'ın en dikkat çekici özelliği, engelli bireyler için özel olarak tasarlanmış deniz şezlonglarıdır. Tekerlekli sandalyesinden bu şezlonga güvenli şekilde geçen bir birey, rahatlıkla güneşlenebiliyor. Daha da önemlisi, herhangi bir ek araca ihtiyaç duymadan aynı şezlongla doğrudan denize girerek suyun keyfini çıkarabiliyor. Bu uygulama yalnızca fiziksel erişimi değil, bağımsız hareket edebilme özgürlüğünü de destekliyor. Evrensel Sembollerle Düzenlenmiş Alan Şemsiye ve şezlong bölümleri uluslararası erişilebilirlik sembolleriyle açık şekilde işaretlenmiş durumda. Böylece bu alanların amacı net biçimde belirtilirken, tekerlekli sandalye kullanan bireylerin rahat hareket edebileceği geniş manevra alanları korunuyor ve diğer kullanıcılar tarafından işgal edilmesi önleniyor. Denize Kadar Ulaşan Ahşap Platformlar Kumsal boyunca uzanan kesintisiz ahşap yürüyüş platformları sayesinde tekerlekli sandalye kullanan bireyler, yaşlı vatandaşlar ve bebek arabasıyla gelen aileler kuma saplanma sorunu yaşamadan denizin kıyısına kadar güvenle ulaşabiliyor. Bu ayrıntı, erişilebilirliğin yalnızca bir rampa yapmakla sınırlı olmadığını gösteren önemli örneklerden biri. Güvenlik Her An Yanınızda Plajın hemen yanında bulunan cankurtaran ve ilk yardım noktası da önemli bir güvence sağlıyor. Özel gereksinimli bireyler ve aileleri, denizin keyfini çıkarırken ihtiyaç duyabilecekleri desteğin her an yanlarında olduğunu bilerek kendilerini daha güvende hissediyor. Teşekkürler Kemer Belediyesi Kemer Belediyesi'nin ilçeyi "Herkes İçin Erişilebilir Bir Kent" anlayışıyla geliştirmeye yönelik çalışmalarını memnuniyetle takip ediyoruz. Engelli bireylerin yaşamını kolaylaştıran bu kapsayıcı hizmetler, sosyal belediyeciliğin en güzel örneklerinden birini oluşturuyor. Kemer Engelsiz Plajı'nın ilçemize kazandırılması, erişilebilir yaşam konusunda atılmış çok değerli bir adımdır. Bu örnek projeye katkı sunan başta Kemer Belediye Başkanımız Sayın Necati Topaloğlu olmak üzere emeği geçen tüm belediye çalışanlarına teşekkür ediyoruz. Türkiye Sakatlar Derneği Kemer Temsilciliği olarak, erişilebilirlik alanında hayata geçirilen her çalışmanın destekçisi olmaya devam edeceğiz. Dileğimiz; bu tür örnek uygulamaların artarak sürmesi ve Kemer'in herkes için engelsiz, eşit ve yaşanabilir bir kent olma yolunda ilerleyişini kararlılıkla devam ettirmesidir. Çünkü gerçek anlamda engelsiz şehirler; hiçbir bireyin geride bırakılmadığı, herkesin eşit koşullarda yaşamın içinde yer alabildiği şehirlerdir.

KİTAP PINARI’NDA MAYIS BULUŞMASI Haber

KİTAP PINARI’NDA MAYIS BULUŞMASI

KİTAP PINARI’NDA MAYIS BULUŞMASI: GORKİ’NİN “ANA”SI ÜZERİNE DERİN BİR YOLCULUK Bir annenin sessizliğinden yükselen vicdanın sesi… Bazı kitaplar yalnızca okunmaz; insanın içine işler, düşüncelerini sarsar, geçmişine ve geleceğine aynı anda ayna tutar. İşte Ana da tam olarak böyle bir eser… Mayıs ayında gerçekleşen Kitap Pınarı buluşmasında, dünya edebiyatının unutulmaz yapıtlarından biri olan bu roman, yalnızca sayfalar arasında değil; katılımcıların düşüncelerinde, duygularında ve yaşam deneyimlerinde yeniden hayat buldu. Ayın moderatörlüğünü üstlenen Ahsen Yıldız’ın rehberliğinde gerçekleştirilen toplantıya Belma Murtazaoğlu, Cenap Murtazaoğlu, Makbule Çapraz, Necla Doğan, Atila Çalışkan, Fethiye Çalışkan, Neriman Zevklier, Demet Şenel Tutgun, Selda Saday ve Beyza Kalaç katıldı. Ancak bu toplantı, sıradan bir kitap değerlendirmesinin çok ötesindeydi; bir romanın içinden insan ruhuna, toplumsal vicdana ve değişim cesaretine uzanan düşünsel bir yolculuktu. Bir Romanın Ötesinde: İnsanlığın Sessiz Çığlığı Maksim Gorki, “Ana”da yalnızca bir dönemin politik atmosferini anlatmaz; korku ile cesaret arasında sıkışmış insan ruhunun dönüşümünü işler. Romanın merkezindeki Pelageya Nilovna, ilk bakışta içine kapanmış, korkuyla yaşayan sıradan bir anne gibi görünür. Fakat oğlunun düşünceleriyle tanıştıkça yalnızca onun annesi olmaktan çıkar; adaletin, vicdanın ve değişimin sembolüne dönüşür. Kitap Pınarı katılımcıları da özellikle bu dönüşüm üzerinde durdu. Romanın temel meselesinin yalnızca devrim ya da sınıf mücadelesi olmadığı; insanın kendi karanlığını aşarak bilinçle buluşması olduğu vurgulandı. Ahsen Yıldız, moderatörlüğü boyunca romanın katmanlı yapısını öne çıkarırken şu dikkat çekici değerlendirmede bulundu: “Gorki, bir annenin gözlerinden toplumsal uyanışı anlatırken aslında insanlığın ortak hikâyesini yazmıştır. ‘Ana’, yalnızca bir dönemi anlatan roman değildir; insanın karanlıktan aydınlığa yürüyüşünü anlatan güçlü bir vicdan çağrısıdır. Yalnızca bir annenin hikâyesi değil; korkunun cesarete, sessizliğin söze dönüştüğü bir insanlık yolculuğudur.” Bu yaklaşım, toplantının genel ruhunu da belirledi. Çünkü tartışmalar boyunca “Ana”, ideolojik bir roman olmanın ötesinde, insan olma cesaretini anlatan evrensel bir eser olarak ele alındı. Titanik’ten Gorki’ye: Sevginin Devrimci Gücü Toplantının dikkat çeken yorumlarından biri Fethiye Çalışkan’dan geldi. Çalışkan, romanı yalnızca politik bir eser olarak değil, sevginin dönüştürücü gücü üzerinden değerlendirdi: “Nasıl ki Titanik filmi bir aşk hikâyesi anlatırken sınıf farklılığını da görünür kılıyorsa, Gorki de ‘Ana’da devrimci mücadeleyi anlatırken aslında sevgiyi merkeze koyuyor. Her şey insanın kendi değerini fark etmesiyle başlıyor.” Bu yorum, toplantıda önemli bir düşünsel kapı araladı: Toplumsal değişim gerçekten bireyin kendini fark etmesiyle mi başlar? Katılımcılar arasında bu soru uzun süre tartışıldı. Çünkü romandaki mücadele yalnızca sokaklarda değil, önce insanın içinde başlamaktadır. Sessiz Bir Kadından Toplumsal Vicdana Demet Şenel Tutgun ise Pelageya Nilovna karakterinin dönüşümünü, bireysel sevgiden toplumsal vicdana uzanan bir yolculuk olarak değerlendirdi: “Ana, yalnızca bir annenin oğluna sevgisini anlatmaz; korkudan cesarete uzanan bir bilinçlenme hikâyesidir. İnsan susturulabilir ama fikir susturulamaz.” Bu yorum, romanın neden yıllardır güncelliğini koruduğuna dair güçlü bir yanıt niteliğindeydi. Çünkü Gorki’nin anlattığı dünya değişse de insanın adalet arayışı, eşitlik talebi ve özgürlük özlemi hâlâ sürmektedir. “Bir Hiçlikten Varoluşa”: Ana’nın Evrensel Yolculuğu Neriman Zevklier’in değerlendirmesi ise romanın felsefi boyutuna işaret etti. Ona göre Pelageya Nilovna, yalnızca Pavel’in annesi değildir; mücadele eden bütün gençlerin annesine dönüşür: “Ana figürü bir hiçlikten varoluşa ve aydınlanmaya yürür. Zamanla yalnızca oğlunun değil, bu uğurda mücadele eden tüm gençlerin anası olur.” Bu düşünce, romanın en çarpıcı yanlarından birini görünür kılar: Sevgi, bireysel sınırlarını aşarak toplumsal bir sorumluluğa dönüşebilir. Gorki’nin Kaleminden Umuda Açılan Kapı Cenap Murtazaoğlu, romanı “kalem ve kâğıdın gücüyle sessiz bir kadından devrimi doğuran bir hikâye” olarak tanımlarken, Makbule Çapraz işçi sınıfının uyanışı ve özgürlüğün sembolü üzerinde durdu. Beyza Kalaç ise kitabın kendi yaşamında derin bir iz bıraktığını ifade ederek, “Mücadele etmeyi ve umudu kaybetmemeyi bu kitaptan yeniden öğrendim” sözleriyle eserin kişisel etkisini anlattı. Atila Çalışkan da romanın tarihsel yönünü hatırlatarak, Çarlık Rusyası’nın ağır koşullarında sıradan insanların nasıl bilinçli mücadele insanlarına dönüştüğünü anlattı ve Gorki’nin sosyalist gerçekçiliği yalın bir dille büyük bir başarıyla aktardığını vurguladı. Edebiyatın Birleştiren Gücü Kitap Pınarı’nın Mayıs buluşması bir kez daha gösterdi ki; iyi edebiyat yalnızca okunmaz, yaşanır. Bir kitabın etrafında toplanan insanlar yalnızca karakterleri değil, kendi hayatlarını da yeniden düşünür. Belki de bu yüzden “Ana”, aradan geçen yüzyıla rağmen hâlâ güncel. Çünkü her çağda korkuya karşı cesaret, sessizliğe karşı söz ve umutsuzluğa karşı umut arayan insanlar var. Ve belki de Gorki’nin bize bıraktığı en güçlü cümle şudur: Değişim önce insanın içinde başlar.

Naim Babüroğlu Atatürk’ü ve Kuruluşu Anlattı Haber

Naim Babüroğlu Atatürk’ü ve Kuruluşu Anlattı

Cumhuriyet’in Hafızası Kemer’de: Naim Babüroğlu Atatürk’ü ve Kuruluşu Anlattı Cumhuriyet tarihi üzerine yaptığı çalışmaları, belgelerle desteklenen anlatımı ve etkileyici hitabetiyle tanınan tarihçi, yazar ve emekli Tuğgeneral Dr. Naim Babüroğlu, Kemer Belediyesi’nin ev sahipliğinde Kemer’de düzenlenen “Atatürk ve Cumhuriyet” konulu seminerle öğrenciler ve velilerle buluştu. Gün boyu süren program, Cumhuriyet’in hangi koşullarda kurulduğunu ve hangi değerler üzerine inşa edildiğini bir kez daha hatırlattı. Gençlerle Başlayan, Ailelerle Devam Eden Bir Cumhuriyet Dersi Seminerin ilk bölümünde öğrencilerle bir araya gelen Babüroğlu, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş sürecini yalnızca bir tarih anlatısı olarak değil, bir milletin yeniden ayağa kalkış öyküsü olarak ele aldı. Mondros’tan Lozan’a uzanan süreci belgelerle aktaran Babüroğlu, gençlere tarih bilincinin neden hayati olduğunu vurguladı. Öğleden sonra gerçekleştirilen ikinci oturumda ise veliler seminere yoğun ilgi gösterdi. Cumhuriyet’in kuruluş felsefesi, Atatürk’ün liderliği ve devrimlerin taşıdığı anlam üzerinde duran Babüroğlu, Cumhuriyet’in bir “emanet” değil, korunması gereken ortak bir değer olduğunun altını çizdi. Belgelerle Cumhuriyet, Duygularla Atatürk Seminer boyunca Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün askeri dehası, siyasi öngörüsü ve çağdaşlaşma vizyonu örneklerle anlatıldı. Babüroğlu’nun özellikle Atatürk’ün yalnızlığı, kararlılığı ve ileri görüşlülüğünü aktardığı bölümlerde salonda zaman zaman duygu dolu anlar yaşandı. Katılımcılar, Cumhuriyet’in yalnızca bir yönetim biçimi değil; bağımsızlık, özgürlük ve onur mücadelesinin adı olduğunu bir kez daha hissetti. Söyleşiden İmza Gününe Programın sonunda Dr. Naim Babüroğlu, öğrenci ve veliler için “Atatürk ve Cumhuriyet” adlı kitabını imzaladı. İmza sırasında katılımcılar Babüroğlu ile birebir sohbet etme fırsatı bulurken, özellikle gençlerin yoğun ilgisi dikkat çekti. Yakın Tarihin Tanığı Bir Kalem: Naim Babüroğlu Emekli Tuğgeneral Dr. Naim Babüroğlu, askerlik kariyerinin ardından yazarlığa yönelerek Türkiye’nin yakın tarihine ışık tutan önemli çalışmalara imza attı. Cumhuriyet tarihi, Çanakkale Savaşı ve Türkiye’nin dış politikası üzerine kaleme aldığı eserlerde, akademik disiplinle hazırlanan belgeler ve analizler öne çıkıyor. Öne Çıkan Eserleri Bir Devletin Çöküşü – Stratejik Derinlikten Bozguna (2016) Türkiye’nin dış politikasında yaşanan kırılmaları, stratejik hataları ve uluslararası yalnızlaşmayı ele alıyor. Beni Hatırlayınız – Cumhuriyet’in Sonbaharı (2016) Cumhuriyet’in kuruluş değerleri, karşılaştığı tehditler ve korunması gereken ilkeleri üzerine çarpıcı bir değerlendirme sunuyor. Çanakkale 1915 – Almanların Büyük Tuzağı (2017) Çanakkale Savaşı’nın bilinmeyen yönlerini, emperyal güçlerin planlarını ve Türk milletinin verdiği tarihi mücadeleyi ayrıntılarıyla anlatıyor. Kemalyeri (2018) Mustafa Kemal Atatürk’ün yaşamını, liderliğini, devrimlerini ve Türkiye’ye bıraktığı düşünsel mirası kapsamlı bir perspektifle ele alıyor. Cumhuriyet’i Anlatmak, Cumhuriyet’i Savunmaktır Kemer’de gerçekleştirilen bu buluşma, yalnızca bir seminer değil; kuşaklar arasında kurulan bir tarih köprüsü niteliği taşıdı. Dr. Naim Babüroğlu’nun anlatımıyla Cumhuriyet, geçmişte kalmış bir tarihsel olay olmaktan çıkarak bugüne ve geleceğe yön veren canlı bir değer olarak yeniden anlam kazandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.