Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Turizm

Yeni Kemer - Turizm haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Turizm haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

LİKYA YOLU’NDA YÖNLENDİRME TABELALARI GÖZDEN GEÇİRİLSİN! Haber

LİKYA YOLU’NDA YÖNLENDİRME TABELALARI GÖZDEN GEÇİRİLSİN!

LİKYA YOLU’NDA YÖNLENDİRME TABELALARI GÖZDEN GEÇİRİLSİN! Prof. Dr. Nevzat Çevik’ten dikkat çeken uyarı: “Yanıltıcı yönlendirmeler yapanlar cezalandırılmalı” Dünyanın önemli yürüyüş rotaları arasında gösterilen yaklaşık 600 kilometrelik Likya Yolu, bu kez doğal güzellikleriyle değil, yürüyüş güvenliği ve güzergâh üzerindeki yönlendirme işaretleriyle gündemde. 14 Ekim’den bu yana kendisinden haber alınamayan 33 yaşındaki Alman turist Friederike Elisabeth Newrzella’nın cansız bedenine ulaşılmasının ardından, Likya Yolu’ndaki işaretleme sistemi ve yürüyüşçü güvenliği yeniden tartışmaya açıldı. Alman turistin cenazesinin Üçağız yakınlarında, işaretli yürüyüş güzergâhının dışında kalan kayalık bir alanda bulunması, yürüyüş rotalarındaki yönlendirmelerin yeterliliği konusunda soru işaretlerini beraberinde getirdi. PROF. DR. NEVZAT ÇEVİK’TEN CİDDİ UYARI Likya Yolu güzergâhlarında yaptığı gözlemleri paylaşan Prof. Dr. Nevzat Çevik, bu yaz bazı bölgelerde yanıltıcı ikincil güzergâhlar oluşturulduğunu belirtti. Çevik, bazı esnafın kendi işletmelerine müşteri yönlendirmek amacıyla yol işaretlerini kullandığını ve yürüyüşçülerin yanlış yönlere sevk edilebildiğini ifade etti. Çevik açıklamasında şu değerlendirmelerde bulundu: “Likya Yolu güzergâhlarında bu yaz yol işaretlerinde yanıltıcı ikincil güzergâhlar oluşturulduğunu gördüm. Esnaf kendi işyerlerine yol işaretleriyle yanıltıcı yönlendirmeler yapmış. Bu tür işleri yapanlar cezalandırılmalı. Kaybolan yürüyüşçü haberleri de eksilmiyor. Likya Yolu'nda yürüyüş güvenliği ve hizmeti konusunda düzenlemeler yapmak lazım.” YÜRÜYÜŞÇÜLER DİJİTAL SİSTEMLE TAKİP EDİLEBİLİR Prof. Dr. Çevik, yalnızca tabelaların denetlenmesinin yeterli olmayacağına dikkat çekerek yürüyüşçülerin güvenliğini artıracak dijital bir takip sisteminin oluşturulmasını da önerdi. Yürüyüşçülerin parkura başlamadan önce kayıt altına alınması ve güzergâhı sağlıklı şekilde tamamlayıp tamamlamadıklarının bir uygulama üzerinden izlenmesi gerektiğini belirten Çevik'in önerisi, Likya Yolu'nda yeni bir güvenlik sistemine duyulan ihtiyacı gündeme taşıdı. YETKİLİ KURUMLARA ÇAĞRI: TÜM GÜZERGÂH DENETLENSİN Ortaya atılan iddiaların, Alman turistin hayatını kaybetmesiyle doğrudan bağlantılı olduğuna ilişkin doğrulanmış bir bulgu bulunmuyor. Ancak bu durum, yönlendirme sistemindeki olası sorunların araştırılması gerekliliğini ortadan kaldırmıyor. İlgili kurumların; Likya Yolu üzerindeki bütün resmî işaretlemeleri denetlemesi, Ticari işletmeler tarafından yerleştirilen yanıltıcı tabelaları tespit etmesi, Resmî güzergâh ile alternatif patikaları birbirinden açıkça ayırması, Tehlikeli bölgelerde uyarı ve bilgilendirme levhalarını artırması, Dijital takip ve acil durum bildirim sistemini hayata geçirmesi, yönünde adımlar atması bekleniyor. LİKYA YOLU'NDA ÖNCELİK GÜVENLİK OLMALI Likya Yolu, Fethiye'den Antalya'ya uzanan tarihi, kültürel ve doğal zenginliğiyle Türkiye'nin uluslararası turizm değerlerinden biri. Bu önemli rotanın ticari çıkarlar uğruna karmaşık ve yanıltıcı yönlendirmelere açık hâle gelmesi kabul edilemez. Doğa yürüyüşü yapanların güvenliği, işletmelerin ticari yönlendirmelerinden daha önemli olmalı. Likya Yolu'nun güzelliğini korumak kadar, bu yolu yürüyen insanların can güvenliğini sağlamak da bir sorumluluktur.

KEMİAD YÖNETİM KURULU EKİM AYI TOPLANTISI YAPILDI Haber

KEMİAD YÖNETİM KURULU EKİM AYI TOPLANTISI YAPILDI

KEMİAD Yönetim Kurulu Toplantısı Gerçekleştirildi Kemer Turizmci ve İş İnsanları Derneği (KEMİAD) Yönetim Kurulu, önümüzdeki dönemde hayata geçirilmesi planlanan etkinlik, proje ve iş birliklerini değerlendirmek üzere olağan yönetim kurulu toplantısını gerçekleştirdi. KEMİAD Yönetim Kurulu toplantısında, derneğin önümüzdeki döneme ilişkin çalışma programı kapsamlı şekilde ele alınırken; Kemer’in sosyal, ekonomik ve turistik gelişimine katkı sağlayacak çalışmalar gündeme geldi. Toplantının öne çıkan başlıkları arasında KEMİAD SUP CUP organizasyonu, Sea to Sky Enduro Motosiklet Yarışı, Antalya Turizm Fuarı’nda gerçekleştirilecek KEMİAD çalışmaları, BAKSİFED’in yeni ofis açılışı ve Kemerli gençlere yönelik hayata geçirilmesi planlanan sosyal ve eğitim odaklı projeler yer aldı. KEMİAD SUP CUP toplantıda tanıtıldı Toplantıda ayrıca KEMİAD SUP CUP organizasyonunun hazırlıkları ve organizasyonun Kemer turizmine sağlayabileceği katkılar değerlendirildi. Organizasyonun tanıtımı ve sunumu için KEMİAD üyesi Orkun Küçükemiroğlu da toplantıya katılarak yönetim kuruluna organizasyonun içeriği, hedefleri ve planlaması hakkında bilgi verdi. Gençlere yönelik projeler gündemde KEMİAD’ın önümüzdeki dönem çalışmalarında gençlere yönelik sosyal ve eğitim projeleri de önemli gündem başlıklarından biri oldu. Kemerli gençlerin sosyal, kültürel ve eğitim alanlarında gelişimine katkı sağlayacak projelerin farklı kurum ve kuruluşlarla iş birliği içerisinde hayata geçirilmesi konusunda değerlendirmelerde bulunuldu. Toplantıya KEMİAD Yönetim Kurulu Başkanı Özkan Çakmak, Başkan Yardımcıları Cansın Efir ve Ayhan Kıvrak, Genel Sekreter Av. Burak Erkan, Sayman İsmail Osman ile Yönetim Kurulu Üyeleri Yüksek Mimar Evrim Kafa Duran, Nesrin Kayrak, İsmail Kıyar, Necmi Barış Can ve Mustafa Şahin katıldı. Ortak akıl ve iş birliği vurgusu Toplantının ardından yapılan değerlendirmede KEMİAD’ın, Kemer’in turizm potansiyelinin geliştirilmesi, yerel ekonominin desteklenmesi, sosyal yaşamın güçlendirilmesi ve gençlere yönelik yeni fırsatların oluşturulması amacıyla çalışmalarını sürdüreceği belirtildi. KEMİAD, farklı sektörlerden üyelerini bir araya getiren yapısıyla, kamu kurumları, yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları ve özel sektör arasında iş birliğini güçlendirmeyi ve Kemer’in geleceğine yönelik ortak projelerin geliştirilmesine katkı sunmayı hedefliyor. Dernek yönetimi, önümüzdeki dönemde gerçekleştirilecek etkinlik ve projelerde ortak akıl, dayanışma ve iş birliği anlayışının temel yaklaşım olmaya devam edeceğini vurguladı.

BOOKING YASAĞI KALKIYOR MU Haber

BOOKING YASAĞI KALKIYOR MU

Yeni düzenleme Meclis gündeminde: 9 yıllık engelin ardından dönüş yolu açılabilir Türkiye’de yabancı dijital konaklama platformlarının faaliyetlerine ilişkin yeni dönem başlıyor. Booking.com, Airbnb ve benzeri küresel platformların Türkiye’de faaliyet gösterebilmesini düzenleyen 10 maddelik “Yabancı Dijital Konaklama Platformları Kanun Teklifi” TBMM Başkanlığı’na sunuldu. Teklifin yasalaşması halinde, 2017 yılında mahkeme kararıyla Türkiye’deki faaliyetleri durdurulan Booking.com’un belirlenen şartları yerine getirerek Türkiye pazarına yeniden girmesinin önü açılabilecek. Ancak şu aşamada Booking yasağının kalktığını söylemek mümkün değil. Düzenleme henüz kanunlaşmış değil. İZİN BELGESİ 5 MİLYON LİRA Teklifte yabancı dijital konaklama platformlarının Türkiye’de faaliyet gösterebilmesi için Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan izin belgesi alması öngörülüyor. İzin belgesinin ilk bedeli 5 milyon lira, geçerlilik süresi ise iki yıl olacak. Ücretin sonraki yıllarda yeniden değerleme oranında artırılması planlanıyor. Platformların izin alabilmesi için ayrıca Türkiye’de temsilci bulundurması, tebligata esas bir adres göstermesi, Dijital Hizmet Vergisi mükellefi olması ve Türkiye’de vergi borcunun bulunmaması şartları getiriliyor. KOMİSYONA YÜZDE 17 SINIRI Sektör açısından teklifin en dikkat çekici maddelerinden biri ise dijital platformların alacağı komisyonlara getirilecek sınır. Buna göre platformların konaklama satışlarından alacağı toplam komisyon ve benzeri ücretler, KDV hariç satış bedelinin yüzde 17’sini aşamayacak. Ayrıca platformların Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı’na turizm payı ödemesi de öngörülüyor. KEMER OTELLERİ İÇİN YENİ BİR PAZARLAMA KANALI Düzenlemenin yasalaşması özellikle Kemer gibi uluslararası turizm destinasyonları açısından önemli sonuçlar doğurabilir. Booking.com’un yeniden Türkiye pazarına girmesi, Kemer’deki otellerin özellikle Avrupa başta olmak üzere yabancı pazarlarda daha geniş bir dijital satış ve görünürlük kanalına ulaşmasını sağlayabilir. Bu gelişme küçük ve butik oteller açısından daha da önemli. Büyük tur operatörleriyle çalışmakta zorlanan tesisler için küresel OTA'ların yeniden devreye girmesi, doğrudan yabancı müşteri erişimini artırabilir. Öte yandan sektörün dikkatle izleyeceği konu, yüzde 17 komisyon sınırının fiyatlandırma ve dağıtım kanallarına nasıl yansıyacağı olacak. REKABET YENİDEN ŞEKİLLENEBİLİR Booking.com’un yeniden pazara girmesi halinde Türkiye'deki dijital konaklama satışlarında Booking, Airbnb, yerli OTA'lar, tur operatörleri ve otellerin doğrudan satış kanalları arasındaki rekabetin yeniden şekillenmesi beklenebilir. Düzenlemenin gerekçesinde ise yabancı platformların Türkiye’deki faaliyetlerinin hukuki zemine kavuşturulması, denetim mekanizmasının oluşturulması, tüketici haklarının güvence altına alınması ve sektörde daha adil rekabet koşullarının oluşturulması hedefleniyor. HENÜZ “BOOKING GERİ DÖNDÜ” DEMEK İÇİN ERKEN Turizm sektörünün merak ettiği temel soru ise şu: Booking.com Türkiye’ye geri dönüyor mu? Şimdilik cevap: Henüz değil. TBMM’ye sunulan teklif yasalaşır, ardından gerekli şartlar yerine getirilirse Booking.com’un yeniden Türkiye’de faaliyet göstermesinin hukuki yolu açılmış olacak. Dolayısıyla bugün için en doğru ifade: “Booking yasağı kalktı” değil, “Booking’in Türkiye’ye dönüşünün önü açılıyor.” Meclis süreci ve teklifin yasalaşıp yasalaşmayacağı, Türkiye’deki dijital konaklama pazarının geleceği açısından belirleyici olacak.

MİKROPLASTİK KİRLİLİĞİ DENİZLERİMİZİ TEHDİT EDİYOR Haber

MİKROPLASTİK KİRLİLİĞİ DENİZLERİMİZİ TEHDİT EDİYOR

Türkiye’nin Akdeniz kıyılarındaki plastik kirliliği tartışmaları yeniden gündemde. Adana’daki geri dönüşüm tesislerinin çevresinde yapılan bir araştırmada, tesislerin aşağısındaki sularda yukarı akış noktalarına göre 132 kata kadar daha fazla plastik tespit edildiği bildirildi. Çevre örgütleri ise Avrupa’dan Türkiye’ye plastik atık ithalatının durdurulması çağrısında bulunuyor. Adana’daki geri dönüşüm tesislerinin çevresindeki kanallarda gerçekleştirilen bilimsel araştırma, plastik kirliliğinin boyutlarına ilişkin dikkat çekici sonuçlar ortaya koydu. Araştırmada, geri dönüşüm tesislerinin aşağısındaki sularda, tesislerin üst kısmındaki noktalara kıyasla 132 kata kadar daha fazla plastik parçacığı tespit edildiği belirtildi. Araştırmanın ortaya koyduğu bir diğer bulgu ise üç kanaldan nehirlere taşınan mikroplastik miktarı oldu. Buna göre söz konusu kanallardan nehirlere saatte 5,3 milyar mikroplastik parçacığının taşınabileceği hesaplandı. Mikroplastikler nehirlerden Akdeniz’e taşınıyor Çevre örgütleri, plastik atıkların yalnızca geri dönüşüm tesislerinin sınırları içerisinde değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekiyor. Tesislerden çevreye yayılan plastiklerin su kanalları ve nehirler aracılığıyla Akdeniz’e ulaşabileceği belirtiliyor. Mersin, Adana ve Antalya kıyılarında plastik ve mikroplastik kirliliğine ilişkin görüntüler de zaman zaman vatandaşlar tarafından sosyal medyada paylaşılıyor. Çevre örgütleri ve bazı uzmanlar, kirliliğin kaynaklarının araştırılması ve plastik atık yönetiminin daha sıkı denetlenmesi gerektiğini savunuyor. Avrupa’dan Türkiye’ye plastik atık akışı tartışılıyor Tartışmanın bir diğer boyutunu ise Avrupa’dan Türkiye’ye gönderilen plastik atıklar oluşturuyor. Türkiye uzun süredir Avrupa ülkelerinden plastik atık kabul eden önemli ülkeler arasında yer alıyor. Çevre örgütleri, geri dönüştürülmek amacıyla Türkiye’ye gönderilen plastik atıkların bir bölümünün çevre açısından risk oluşturduğunu ve atıkların usulsüz biçimde doğaya bırakılıp bırakılmadığının etkin şekilde denetlenmesi gerektiğini belirtiyor. Greenpeace ve Change.org üzerinden yürütülen kampanyalarda da plastik atık ithalatının yasaklanması yönünde çağrılar yapılıyor. “Geri dönüşüm, kirliliğin taşınması anlamına gelmemeli” Çevre örgütlerinin açıklamalarında, Avrupa’da kullanıldıktan sonra Türkiye’ye “geri dönüştürülecek ham madde” olarak gönderilen plastiklerin tesislere ulaşmasının sürecin sonu olmadığı vurgulanıyor. Kampanyayı destekleyenler, plastik atıkların başka bir ülkeye gönderilmesinin tek başına geri dönüşüm anlamına gelmediğini savunarak, atıkların işlenmesi sırasında ortaya çıkan plastik parçacıkların toprağa ve su kaynaklarına karışmasının önlenmesini istiyor. Uzmanlar ise plastik kirliliğiyle mücadelede yalnızca geri dönüşüm kapasitesinin artırılmasının yeterli olmadığını; atığın kaynağında azaltılması, etkin denetim, izlenebilirlik ve çevresel standartların uygulanmasının da kritik önem taşıdığına dikkat çekiyor. Çevre örgütlerinin çağrısı ise net: Türkiye’nin plastik atık ithalatında daha sıkı bir politika izlemesi ve çevreye zarar veren uygulamaların önüne geçilmesi.

DENİZE SIRTINI DÖNEN KÖRFEZ ŞEHRİ Haber

DENİZE SIRTINI DÖNEN KÖRFEZ ŞEHRİ

DENİZE SIRTINI DÖNEN KÖRFEZ ŞEHRİ ANTALYA Bir körfez şehri düşünün… Dünya turizminin en önemli destinasyonlarından biri, milyonlarca yerli ve yabancı turistin cazibe merkezi. Adı Antalya. Fakat bu şehrin denizle olan ilişkisi, ne yazık ki sadece plajlarla ve otel iskeleleriyle sınırlı. Bir körfez şehrinde deniz ulaşımının olmaması, artık ne turizm açısından ne de Antalya’da yaşayanlar açısından izah edilebilir bir durum değildir. 1990’lı yılların 300 bin nüfuslu Antalya’sı, bugün 3 milyona dayanmış bir metropol. Ama sorun şu ki, ulaşıma bakış hâlâ 1990’larda kalmış. Battı-çıktılarla, birkaç kavşak düzenlemesiyle günü kurtaran bir anlayış hâkim. Oysa bu “pansuman çözümler”in yaraya derman olmadığı çoktan görülmüş durumda. Sabah ve akşam trafiğinde adım adım ilerleyen binlerce araç, toplu taşıma seçeneklerinin sınırlılığı, raylı sistemin eksiklikleri… Antalya nefes alamıyor. Ve en önemlisi: Denize sırtını dönmüş bir şehirde yaşıyoruz. Körfez boyunca Konyaaltı’ndan Lara’ya uzanan hat, çağdaş bir deniz ulaşımıyla desteklenseydi bugün bambaşka bir Antalya konuşuyor olurduk. Hem kent içi ulaşım rahatlar, hem turizme farklı bir soluk gelirdi. Bir turist düşünün; sabah Kaleiçi’nden binecek, akşam Konyaaltı’nda gün batımını izleyecek. Bir Antalyalı hayal edin; işine, okuluna denizden gidecek. Bu tablo, dünyadaki birçok sahil kentinde sıradan bir gerçeklik iken, bizde hâlâ bir hayal. Dahası, kruvaziyer turizminin Antalya’da yok denecek kadar az oluşu, başlı başına bir kayıp. Bu şehir Akdeniz’in incisi diye anılıyor ama Akdeniz kruvaziyer haritalarında adı neredeyse yok. Oysa Antalya, sadece deniz-güneş-kum üçgeninde değil, tarih, doğa ve kültür turizmiyle de devasa bir cazibe merkezi olabilecek potansiyele sahip. Artık Antalya’nın “geç kalmış projeler şehri” olmaktan kurtulması gerekiyor. Deniz ulaşımı sadece bir ulaşım meselesi değil; turizmin geleceği, şehrin kimliği, yaşayanların yaşam kalitesi meselesidir. Kentin planlamacıları ve yöneticileri, günübirlik çözümleri bırakıp Antalya’nın ufkuna yakışan vizyoner adımlar atmak zorundadır. Çünkü Antalya’nın denize sırtını dönmeye değil, denizle barışmaya ihtiyacı var.

ULUPINAR, SICAK YAZ GÜNLERİNDE TURİSTLERİN GÖZDESİ OLMAYA DEVAM EDİYOR Haber

ULUPINAR, SICAK YAZ GÜNLERİNDE TURİSTLERİN GÖZDESİ OLMAYA DEVAM EDİYOR

ULUPINAR, SICAK YAZ GÜNLERİNDE TURİSTLERİN GÖZDESİ OLMAYA DEVAM EDİYOR KEMER – Toros Dağları'nın eteklerinde, yemyeşil doğanın ve buz gibi kaynak sularının arasında yer alan Ulupınar, yaz sıcaklarından bunalanların vazgeçilmez adreslerinden biri olmayı sürdürüyor. Doğal güzelliği, balık restoranları ve Likya Yolu üzerindeki konumuyla bölge, her yıl binlerce yerli ve yabancı ziyaretçiyi ağırlıyor. Kemer'e yaklaşık 27 kilometre, Antalya kent merkezine ise 70 kilometre uzaklıkta bulunan Ulupınar, Antalya-Kumluca karayolu üzerinde, Çıralı yol ayrımından yaklaşık 3 kilometre önce yer alıyor. Dünyaca ünlü Likya Yolu'nun önemli duraklarından biri olan bölge, özellikle doğa yürüyüşü tutkunlarının uğrak noktaları arasında bulunuyor. Çıralı ile Ulupınar arasındaki yaklaşık 8-10 kilometrelik parkur, her gün yüzlerce doğasever tarafından yürünüyor. Toroslar'dan çıkan ve yazın en sıcak günlerinde bile buz gibi akan kaynak suları, Ulupınar'a ayrı bir güzellik katıyor. Dere üzerine kurulu ahşap platformlarda, su sesleri eşliğinde yapılan kahvaltılar ve taze alabalık başta olmak üzere yöresel lezzetler, ziyaretçilere unutulmaz bir deneyim sunuyor. Bölge, özellikle yaz aylarında doğanın renk değiştirmesiyle farklı bir güzelliğe bürünüyor. Ulupınar'da aynı konseptte hizmet veren birçok restoran bulunuyor. Bunlardan biri de 1988 yılından bu yana faaliyet gösteren Tropik Restoran. İşletmeciliğini Muhammed Akkelle'nin yaptığı restoran, yıllardır kalite, lezzet ve uygun fiyat anlayışından ödün vermeden hizmet vermeye devam ediyor. Muhammed Akkelle, en büyük hedeflerinin her zaman misafir memnuniyeti olduğunu belirterek şunları söyledi: "Yıllardır en büyük çabamız ve hedefimiz misafir memnuniyetidir. Lezzet ve hizmet konusunda her zaman iddialıyız. Son dönemde en çok önem verdiğimiz konulardan biri de fiyat dengesi. Yaşanan ekonomik zorluklara rağmen misafirlerimizi memnun edecek fiyat politikamızı korumaya özen gösteriyoruz. Uzun yıllardır severek yaptığımız bu işi aynı anlayışla uzun yıllar sürdürmek istiyoruz." Doğayla iç içe atmosferi, serin iklimi, zengin kahvaltı seçenekleri ve taze alabalık başta olmak üzere özgün menüsüyle Ulupınar, Kemer'de alternatif turizm denildiğinde ilk akla gelen destinasyonlardan biri olmayı sürdürüyor. Yaz aylarında serin bir mola vermek isteyenler için Ulupınar, doğal güzelliği ve kaliteli hizmet anlayışıyla misafirlerini bekliyor.

KEMER'DE LAVANTALI GÜNLER Haber

KEMER'DE LAVANTALI GÜNLER

KEMER'DE LAVANTALI GÜNLER Kemer Belediyesi, Gedelme Yaylası'nda "mor turizm" etkinlikleri düzenliyor. Ziyaretçiler lavanta bahçesi ziyareti, Gedelme Kalesi, tarihi çınar ağacı ve Gedelme Mağarası'nı görme şansı bulacak. Ücretsiz ulaşım sağlanacak. Gedelme Yaylası’nda Kemer Belediyesi'nin arazisinde gerçekleştirilen ve "mor turizm" olarak adlandırılan lavanta bahçesi etkinlikleri bu yıl da sürüyor, turizmi çeşitlendirmek amacıyla bahçeye geziler düzenleniyor. 700 metre rakımdaki Gedelme Yaylası'nda, Kemer Belediyesi'ne ait 2.650 metrekarelik arazide salıncak, oturma alanları, dilek ağacı, eşek maketi, fotoğraf çerçeveleri ve tahterevalli gibi aletler yer alıyor. Salıve Perşembe günleri "mor turizm" adı altında lavanta bahçesine yapılacak gezilerle ziyaretçiler, tarihi Gedelme Kalesi, 2.500 yıllık çınar ağacı ve Gedelme Mağarasını da görme olanağı bulacaklar. 7 Temmuz Salı günü lavanta tanıtım etkinliklerinin başlayacağına dikkat çeken Başkan Yardımcısı Semih Top, “Lavanta ziyaretlerimiz 30 Temmuz Perşembe gününe kadar devam edecek. Burayı görmek isteyen vatandaşlarımız için Salı ve Perşembe günleri ücretsiz servis imkanı da sağlayacağız. Bugün lavanta bahçemizin süslenmesinde en büyük emek özel bireylerimizin. Mola Evimizdeki özel bireylerimiz ve aileleri kendi elleriyle burayı süsledi. Tüm halkımızı lavanta bahçemizi görmeye davet ediyoruz.” dedi. Organizasyon ile ilgili detaylı bilgi Kemer Belediyesi'nden sağlanabilir.

12 ADADA OLAĞANÜSTÜHAL YUNANİSTAN'DA SU KRİZİ DERİNLEŞİYOR: Haber

12 ADADA OLAĞANÜSTÜHAL YUNANİSTAN'DA SU KRİZİ DERİNLEŞİYOR:

12 ADADA OLAĞANÜSTÜ HALYUNANİSTAN'DA SU KRİZİ DERİNLEŞİYOR: Yunanistan, son yılların en ciddi kuraklık ve su sıkıntılarından biriyle karşı karşıya. Ege Denizi'nde bulunan ve aralarında önemli turizm merkezlerinin de yer aldığı en az 12 adada, su kaynaklarında yaşanan ciddi azalma nedeniyle olağanüstü hal (OHAL) ilan edildi. Yunan basınında yer alan haberlere göre, yağışların yetersiz kalması, artan sıcaklıklar ve yaz sezonunda nüfusun katlanarak yükselmesi, adalardaki su kaynakları üzerindeki baskıyı kritik seviyeye taşıdı. Özellikle turizm sezonunun başlamasıyla birlikte su tüketimindeki artışın, mevcut altyapının kapasitesini zorladığı belirtiliyor. Yunanistan Çevre ve Su Kaynakları Genel Sekreteri Petros Varelidis, birçok adada yaşanan su sorununun artık geçici bir durum olmaktan çıktığını ve kalıcı bir yapısal probleme dönüştüğünü söyledi. Varelidis, yeni turizm yatırımlarının planlanmasında su kaynakları ve altyapı kapasitesinin mutlaka dikkate alınması gerektiğini vurguladı. Yetkililer, bazı adalarda içme suyu şebekelerindeki kayıp oranının yüzde 60'a kadar ulaştığını belirterek, mevcut altyapının yenilenmesinin kaçınılmaz hale geldiğine dikkat çekti. Deniz Suyu Arıtma Tek Başına Çözüm Değil Uzmanlar, deniz suyunun arıtılarak kullanıma sunulmasının önemli bir alternatif olduğunu ancak yüksek enerji maliyetleri ve işletme giderleri nedeniyle bunun tek başına sürdürülebilir bir çözüm olarak görülmediğini ifade ediyor. Kuraklığın etkisinin her geçen yıl daha fazla hissedildiği Yunanistan'da, özellikle Ege adalarında su yönetimi kritik bir gündem maddesi haline geldi. Birçok belediye yaz sezonu öncesinde su tasarrufu önlemlerini devreye alırken, yetkililer hem yerel halkı hem de turistleri su kullanımında daha dikkatli olmaya çağırıyor. Uzmanlar, iklim değişikliğinin etkileriyle birlikte Akdeniz havzasında su kaynakları üzerindeki baskının önümüzdeki yıllarda daha da artabileceği uyarısında bulunuyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.