Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Turizmbakanlığı

Yeni Kemer - Turizmbakanlığı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Turizmbakanlığı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

YEŞİL PASAPORT ALANI GENİŞLİYOR AMA TURİZMCİNİN ADI YOK! Haber

YEŞİL PASAPORT ALANI GENİŞLİYOR AMA TURİZMCİNİN ADI YOK!

YEŞİL PASAPORT ALANI GENİŞLİYOR AMA TURİZMCİNİN ADI YOK ! Türkiye, yeşil pasaport uygulamasının kapsamını genişletmeye hazırlanıyor. Meclis gündemine taşınan kanun teklifiyle, belirli mesleki kıdeme ulaşmış bazı meslek gruplarının vizesiz seyahat imkânından yararlanmasının önü açılıyor. Muhtarlar, yeminli mali müşavirler, belirli kıdem şartını sağlayan doktorlar, eczacılar, mühendisler, mimarlar ve serbest muhasebeci mali müşavirler için yeni bir dönem gündeme geliyor. Elbette bu meslek gruplarının emeğine, uzmanlığına ve yıllar içinde oluşturdukları mesleki birikime saygımız var. Ama insan ister istemez şu soruyu soruyor: Peki turizmci nerede? Dünyanın en önemli turizm destinasyonlarından biri olan Türkiye'nin turizm sektöründe 15, 20, 30 yılını geçirmiş yöneticileri bu tablonun neresinde? TURİZM, SINIRLARI AŞAN BİR MESLEK Turizm, doğası gereği uluslararası bir sektördür. Turizm yöneticisi yalnızca kendi işletmesini yönetmez. Dünyanın farklı ülkelerindeki acentelerle, tur operatörleriyle, havayollarıyla, yatırımcılarla, fuarlarla, yabancı misafirlerle ve uluslararası kuruluşlarla sürekli iletişim halindedir. Bir turizm yöneticisinin işi çoğu zaman ofisinin kapısından çıktığı anda başlar. Berlin'deki fuar, Moskova'daki toplantı, Londra'daki turizm etkinliği, Varşova'daki acente görüşmesi, Dubai'deki yatırım toplantısı… Bunların tamamı turizmcinin mesleğinin bir parçasıdır. Üstelik Türkiye'nin turizm gelirlerinin artırılması için çalışan da yine bu sektörün insanlarıdır. Dünyaya Türkiye'yi anlatan, Türkiye'ye turist getiren, istihdam yaratan ve ülkenin döviz gelirine katkı sağlayan sektörün profesyonellerinden söz ediyoruz. Buna rağmen yıllardır vize sorunuyla karşı karşıya kalan turizm yöneticisinin adı, yeşil pasaport tartışmalarında yine yok. 15 YIL MESLEKİ DENEYİM NEDEN TURİZMCİ İÇİN GEÇERLİ DEĞİL? Bugün bir meslek mensubuna, belirli bir mesleki kıdemin ardından yeşil pasaport hakkı verilmesi tartışılabiliyor. Peki aynı ülkede 15 yıldır turizm sektöründe yöneticilik yapan bir profesyonelin kıdemi neden dikkate alınmasın? 15 yıl… Bu, turizm sektöründe az bir süre değildir. Bir insan 15 yıl boyunca turizm işletmesi yönetmişse; krizler görmüş, pandemi yaşamış, ekonomik dalgalanmalarla mücadele etmiş, farklı ülkelerden milyonlarca insanın seyahat organizasyonunda sorumluluk almışsa, bu deneyimin de kamusal bir karşılığı olması gerekmez mi? Üstelik turizm yöneticisinin işi zaten dünyayla entegre çalışmayı gerektiriyor. Ancak bugün bir turizmci yurtdışındaki bir fuara veya iş toplantısına katılmak istediğinde, diğer birçok vatandaş gibi vize süreçleriyle uğraşmak zorunda kalabiliyor. Randevu bekliyor. Dosya hazırlıyor. Otel rezervasyonu, uçak bileti, banka hesapları, davet mektupları… Ve bütün bunlar, Türkiye'ye turist getirmek için yapılacak bir iş görüşmesine gitmek isteyen turizm profesyonelinin önüne çıkıyor. TÜRKİYE'Yİ TANITANIN ÖNÜNE VİZE DUVARI İşin en düşündürücü tarafı da burada. Biz turizmciye; “Türkiye'yi dünyaya tanıt.” diyoruz. “Daha fazla turist getir.” diyoruz. “Döviz kazandır.” diyoruz. “Yeni pazarlar bul.” diyoruz. Ama aynı turizmci yurtdışına çıkıp yeni pazar aramak istediğinde önüne vize duvarı koyuyoruz. Bu çelişkinin artık ciddi biçimde tartışılması gerekiyor. Turizm yalnızca otellerden, acentelerden, restoranlardan ve uçaklardan ibaret değildir. Turizm aynı zamanda insandır. Ve o insanların yıllar içinde kazandığı deneyim, oluşturduğu uluslararası bağlantılar ve temsil ettiği Türkiye markası da dikkate alınmalıdır. MESELE SADECE YEŞİL PASAPORT DEĞİL Burada mesele yalnızca bir pasaport rengi değildir. Mesele, Türkiye'nin turizm profesyonellerine bakışıdır. 15 yılını turizme vermiş bir yöneticiye; “Senin mesleğin uluslararası ama sen uluslararası hareketlilik açısından yeterince önemli değilsin.” mesajı verilmemelidir. Turizm sektörünün temsilcileri bu konuyu yıllardır gündeme getirmeliydi. Sektör kuruluşları, meslek örgütleri, turizm dernekleri ve kamu otoriteleri bu konuda ortak bir çalışma yapmalıdır. Çünkü mesele sadece bugünün turizm yöneticisinin değil, gelecekte bu sektöre girecek genç profesyonellerin de meselesidir. BUGÜNE KADAR NEDEN ÇÖZÜLMEDİ? Asıl sorulması gereken sorulardan biri de budur. Türkiye'nin en önemli döviz kazandırıcı sektörlerinden biri olan turizmde, uluslararası çalışan profesyonellerin vize sorunlarının azaltılması neden bugüne kadar kapsamlı biçimde ele alınmadı? Neden 15-20-30 yılını turizme vermiş yöneticilerin mesleki kıdemi, bu tür düzenlemelerde bir kriter olarak değerlendirilmedi? Bunu yalnızca siyasetçilerin veya bürokratların sorunu olarak görmek de doğru değil. Bu konuda bugüne kadar yeterince güçlü bir şekilde ses çıkaramayan turizm sektörünün de kendisine dönüp bakması gerekiyor. Çünkü haklar çoğu zaman talep edildiğinde ve gerekçesi ortaya konulduğunda gündeme gelir. TURİZM İÇİN YENİ BİR PENCERE AÇILMALI Elbette yeşil pasaport konusunda her meslek grubunun hangi kriterlerle değerlendirileceği ayrı bir tartışmadır. Ancak turizm yöneticilerinin de bu tartışmanın dışında bırakılmaması gerekir. En azından 15 yıl ve üzeri mesleki deneyime sahip, ilgili kurum ve kuruluşlarda kayıtlı, aktif veya belirli kriterleri sağlayan turizm profesyonelleri için özel bir düzenleme değerlendirilebilir. Bunun kriterleri sektörle birlikte belirlenebilir. Kimlerin bu kapsama gireceği, hangi belgelerin aranacağı, aktif çalışma şartı, mesleki kıdem ve diğer kriterler ilgili kurumların ortak çalışmasıyla ortaya konabilir. Ama önce turizmciyi masaya koymak gerekir. Çünkü turizmci yalnızca tatil satan insan değildir. Turizmci Türkiye'nin dünyaya açılan kapılarından biridir. Ve o kapının anahtarını taşıyan insanların dünyanın kapılarına daha kolay ulaşabilmesi, en azından tartışılmayı hak eden bir konudur. SON SÖZ Aman sakın turizmcilere bu kolaylığı sağlamayın! Yıllarca Türkiye'ye turist getirsinler. Ülkeye döviz kazandırsınlar. İstihdam yaratsınlar. Dünyanın dört bir yanında Türkiye'nin tanıtımını yapsınlar. Uluslararası fuarlara katılmak için vize kuyruklarında beklesinler. Sonra da kendilerine, “Sizin mesleğiniz uluslararası ama yeşil pasaport için yeterince önemli değil.” denilsin. Bu tabloyu artık değiştirmek gerekiyor. Türkiye turizmde dünya ile yarışıyorsa, turizm profesyonelinin de dünya ile daha rahat hareket edebilmesinin yollarını açmak zorundadır. En az 15 yılını bu ülkenin turizmine vermiş insanların emeğinin, deneyiminin ve uluslararası niteliğinin görmezden gelinmesi artık tartışılması gereken bir konudur. Bugüne kadar bu mesele çözülmediyse, bunda yalnızca başkalarının değil, turizm camiasının da payı vardır. Şimdi söz sırası turizm sektöründedir: Turizmcinin adı neden yok?

KAPI KONUSUNDA DOLANDIRILAN KEMERLİ OTELCİLER ÇÖZÜM ARIYOR Haber

KAPI KONUSUNDA DOLANDIRILAN KEMERLİ OTELCİLER ÇÖZÜM ARIYOR

YANGINA DAYANIKLI KAPI KONUSUNDA DOLANDIRILAN KEMERLİ OTELCİLER ADALET ARIYOR Turizmin gözde merkezlerinden Kemer’de faaliyet gösteren beş otel işletmecisi, yangına dayanıklı kapı tedariki konusunda dolandırıldıkları iddiasıyla adli makamlara başvurdu. Sezon öncesi hazırlıklarını sürdürürken büyük bir mali yükle karşı karşıya kalan işletmeciler, hem maddi hem de hukuki açıdan zor bir sürece girdiklerini belirtiyor. Son yıllarda otellere yönelik yangın güvenliği düzenlemeleri ve belge zorunluluklarının artmasıyla birlikte, özellikle yangına dayanıklı kapı tedarikinde ciddi bir talep oluştu. İddiaya göre Kemerli beş otel sahibi, bu kapsamda birlikte hareket ederek bir tedarikçi firma ile anlaşma sağladı ve sipariş bedelinin yarısını peşin ödedi. Ancak ilerleyen süreçte firmadan çelişkili ve tutarsız yanıtlar alınmaya başlanınca dolandırıldıklarını fark ettiler. Otel sahiplerinden Erendiz Otel’in işletmecisi Erendiz Hamamcıoğlu ile Agon Otel işletmecisi Hakan Yılmaz yaptıkları ortak açıklamada yaşadıkları süreci şöyle anlattı: “Son yıllarda zaten otel belgeleri ve sık sık değişen düzenlemeler nedeniyle ciddi sorunlar yaşadık. Buna geçtiğimiz günlerde yaşadığımız sel felaketi de eklenince işin içinden çıkamaz hale gelmiştik. Tam sezon öncesi toparlanmaya çalışırken, yarı ücretini ödediğimiz kapılar konusunda tedarikçi firma tarafından dolandırılmamız adeta son darbe oldu.” İşletmeciler, yaptıkları araştırmalarda benzer mağduriyetlerin sadece Kemer’le sınırlı olmadığını, ülke genelinde çok sayıda otelin benzer sorunlar yaşadığını öğrendiklerini belirtti. Hatta bazı otellere takılan kapıların, yangına dayanıklılığı sağlayan özel dolgu malzemesini içermediği yönünde iddialar bulunduğunu ifade ettiler. Turizmciler ayrıca, bakanlık tarafından istenen belgeler ve uygulamalardaki sık değişiklikler nedeniyle asli işlerinin turizm hizmeti sunmak olduğunu unutur hale geldiklerini dile getirdi: “Sürekli değişen mevzuat, belge yükü ve denetim baskısı nedeniyle enerjimizi misafir memnuniyetine değil evrak takibine harcıyoruz. Şimdi bir de kapı mağduriyetiyle karşı karşıyayız.” Bakanlıkça tanınan sürenin sonuna yaklaşılırken, yangına dayanıklı kapı tedarikinde yaşanan sıkıntıların sektörde nasıl bir tablo ortaya çıkaracağı merak konusu. Özellikle sezon öncesi ruhsat ve belge süreçlerini tamamlamak zorunda olan işletmeler için yaşanan gecikmelerin ciddi yaptırımlar doğurabileceği ifade ediliyor.

YANGIN UYGULAMASI YUNANİSTAN VE İSPANYA'DA NASIL İŞLİYOR Haber

YANGIN UYGULAMASI YUNANİSTAN VE İSPANYA'DA NASIL İŞLİYOR

Yeni yönetmelikle çıkarılan otel ve pansiyonlara dayatılan düzenlemeler rakip ülkeler Yunanista ve İspanya'da nasıl ? On katlı kış oteli ile tek ve ya iki katlı pansiyona aynı yasayı dayatmanın mantığı nedir. Avrupa birliği ülkeleri, küçük otellere daha rasyonel yaklaşırken aynı koşulları farklı fiziki duruma sahip pansiyonlara aynı kuralları dayatmak gerçekten akıl alır gibi değil. Peki bu AB ülkerinde durum nedir.? Kısaca cevap verelim: Yunanistan ve İspanya gibi turizm ülkelerinde de “yangın güvenliği” zorunluluğu var — ancak “her tek-iki katlı pansiyona mutlaka yangın kapısı takılmalı” gibi Türkiye’deki tartışıldığı kadar sert bir dayatma her yerde aynen uygulanmıyor. Uygulama, yapı tipi, büyüklük ve kullanım amacına göre değişiyor. İşte net bir karşılaştırma: Yunanistan’da (otel / pansiyon / konaklama) ✔️ Yunanistan’da tüm konaklama tesisleri — oteller, pansiyonlar, kiralık odalar dahil — için ulusal yangın güvenliği hukukuna göre bir yangın güvenliği planı ve buna bağlı düzenlemeler vardır. Bu tür planlarda acil çıkışların erişilebilir olması, tahliye yollarının uygun olması, duman detektörleri ve alarmın çalışır durumda olması gibi standartlar aranır. ✔️ Belirli ölçekte binalarda “yangın kapısı” (fire door) gibi özel ekipmanlar da gereklidir — özellikle yangın merdiveni veya birden fazla çıkış aranan tesislerde. Ancak sınır, bina büyüklüğü ve risk sınıfı gibi kriterlere göre değişir. Bir yapının tek katlı olması, otomatik olarak yangın kapısı zorunluluğuna götürmeyebilir; asıl olan kaçış yolları, alarm ve duman güvenliği gibi bütünsel gerekliliklere uygunluktur. ✔️ Yani sadece tek katlı olduğu için otomatik olarak yangın kapısı takma zorunluluğu yoktur, ama işletmenin güvenli çıkış yolları sağlaması ve itfaiyenin başvuracağı yangın güvenliği planını yerine getirmesi gereklidir. İspanya’da (pansiyon / kiralık ev / tatil konutları) ✔️ İspanya’da binalar için yangın güvenliği, İspanyol Teknik Bina Kodu (CTE) çerçevesinde düzenlenir ve bu kapsamda “yangın kapıları” devreye girer. Bu teknik kod, özellikle çok katlı veya risk grubuna giren binalarda yangın kapısı gibi önlemleri şart koşar. ✔️ Ancak tek katlı, küçük ölçekli pansiyon ya da kiralık tatil evlerinde otomatik olarak yangın kapısı zorunluluğu her yerde aranmaz. Bu tür mülkler, örneğin tatil evi/hornotel gibi kategorilerde yangın güvenliği donanımı (duman alarmı, yangın söndürücü, kaçış planı vb.) ve acil çıkışların açık olması gibi genel güvenlik gereklerini karşılamakla yükümlüdür. ✔️ Ayrıca İspanya’da bölgesel ve yerel yönetimler de turizm mevzuatında ek şartlar koyabiliyor; örneğin turistik lisans başvurularında yangın güvenliği raporu veya belge istenebiliyor. Bu, mutlaka yangın kapısı takılmasını gerektirmeyebilir ama yangın dedektörü gibi güvenlik önlemlerini şart koşabilir. Öne Çıkan Farklar (Türkiye ile) Ülke Tek-iki Katlı Küçük Tesislerde Durum Türkiye Son yönetmeliklerle birçok konaklama tipi için “aday çıkış kapısı” ve yangın kapısı gibi teknik şartlar denetleniyor ve bazı işletmelerde zorunlu hale getiriliyor. Denetim yoğunluğu ve yaptırım baskısı sektörde tartışma yaratıyor. Yunanistan Ulusal yangın güvenliği kuralları var, ama tek katlı küçük işletmelerde mutlaka yangın kapısı takma şartı yok; asıl olan genel yangın güvenliği ve tahliye planına uygunluk. İspanya Teknik bina kodu kapsamında yangın güvenliği önlemleri istenir; büyük ve riskli yapılarda yangın kapısı aranır. Ancak küçük tek katlı pansiyonlar veya tatil kiralamalarında doğrudan yangın kapısı zorunluluğu her zaman söz konusu değildir — bunun yerine diğer yangın güvenliği gerekleri aranır. ✅ Özetle: Yunanistan ve İspanya gibi turizm ülkelerinde de yangın güvenliği zorunludur, ama “tek katlı pansiyona her koşulda yangın kapısı takılmalı” gibi Türkiye’deki sert dayatmanın birebir aynısı yoktur. Her ülke, bina risk sınıfı, kapasite, kullanım amacı ve yerel kodlara göre farklı yükümlülükler belirler. Küçük, tek-iki katlı işletmelerde genellikle yangın kapısından çok duman dedektörleri, acil çıkış yolları, yangın söndürme ekipmanları ve yangın güvenliği planı gibi önlemler aranır.

12 Ay Turizm Söylemi, 12 Asırlık İhmal: Selçuklu Av Köşkü Haber

12 Ay Turizm Söylemi, 12 Asırlık İhmal: Selçuklu Av Köşkü

12 Ay Turizm Söylemi, 12 Asırlık İhmal: Selçuklu Av Köşkü Kemer Selçuklu Av Köşkü, yıllardır ihmalin ve vizyonsuzluğun sessiz tanığı olarak ayakta kalmaya çalışıyor. Adı var, kendisi yok sayılıyor. Çatısındaki mimari izler, merdivenlerinde yer alan altıgen yıldız kabartması – Hz. Süleyman’ın mührü ve aynı zamanda 1400’lü yıllarda Tekelioğlu Beyliği’nin bayrağında yer alan sembol – bu yapının sıradan bir taş yığını olmadığını haykırıyor. Burası, Selçuklu estetiğinin ve Türk-İslam mimarisinin Kemer’deki en nadide temsilcilerinden biri. Ancak ne acıdır ki; Kemer’in büyük bölümü, böylesi bir mirasın varlığından dahi habersiz. 1230–1248 yılları arasına tarihlenen Selçuklu Av Köşkü; Alanya ve Kayseri’deki örnekleriyle birlikte Selçuklu av mimarisinin Anadolu’daki en seçkin halkalarından biridir. Mimari dili, sembolizmi ve konumuyla yalnızca tarihçilere değil, kültür turizmine yön veren herkese çok şey söylemektedir. Ama Kemer’de bu yapı, yıllardır bakımsız, sahipsiz ve kaderine terk edilmiş durumdadır. 12 Ay Turizm Nerede? Yıllardır aynı cümleyi duyuyoruz: “Kemer’i dört mevsim turizm destinasyonu haline getireceğiz.” Peki nasıl? Sahil otellerinin ötesine geçmeyen, tarih ve kültürü görmezden gelen bir anlayışla mı? Oysa Selçuklu Av Köşkü; Doğa yürüyüş rotalarına, Kültür ve tarih turlarına, Akademik ve sanatsal etkinliklere entegre edilse, Kemer sadece yaz aylarında değil, yılın her döneminde ziyaret edilen bir merkez haline gelebilirdi. Alanya Başardı, Kemer Unuttu Aynı döneme ait Alanya Selçuklu Av Köşkü, geçtiğimiz yıllarda restore edildi. Çevre düzenlemesi yapıldı, tanıtımı gerçekleştirildi, kültürel yaşama kazandırıldı. Üstelik bu proje, mimarlık ve turizm çevrelerinden ödüller aldı. Aynı medeniyetin, aynı geleneğin ürünü olan Kemer’deki yapı ise çürümeye terk edildi. Bir yanda tarihine sahip çıkan bir şehir… Diğer yanda, tarihini seyirci kalan bir ilçe. Taşlaşmış Zarafet, Taşlaşmış Vizyonsuzluk Kemer Selçuklu Av Köşkü sadece bir bina değildir. O, Selçuklu zarafetinin, Türk-İslam sanatının ve bu toprakların hafızasının taşlaşmış hâlidir. Bugün bu yapı ihmal ediliyorsa, bu yalnızca bir restorasyon eksikliği değil; kültürel bilinç ve vizyon eksikliğidir. Ve evet; Kemer Selçuklu Av Köşkü, ihmal ve vizyonsuzluğun da taşlaşmış hâlidir.

POYD’den Yangın Yönetmeliği İçin Aşamalı Geçiş ve Destek Çağrısı Haber

POYD’den Yangın Yönetmeliği İçin Aşamalı Geçiş ve Destek Çağrısı

POYD’den Yangın Yönetmeliği İçin Aşamalı Geçiş ve Destek Çağrısı Türkiye turizm sektöründe yangın güvenliği yönetmeliğine uyum süreci, özellikle konaklama tesisleri açısından ciddi teknik ve ekonomik tartışmaları beraberinde getiriyor. Profesyonel Otel Yöneticileri Derneği (POYD) Başkanı Hakan Saatçioğlu, sektörde yaşanan sorunları ve çözüm önerilerini dergimize değerlendirdi. Saatçioğlu, TS EN 1634-1 yangına dayanım standardına uygun kapı, kapı kilidi, menteşe, hidrolik ve giyotin sistemlerine geçişte sektörün ciddi bir darboğazla karşı karşıya kaldığını belirterek, mevcut uygulama takviminin gerçekçi olmadığını vurguladı. Tedarik Krizi ve Artan Maliyetler Yangına dayanıklı kapı ve kilit sistemlerinde Türkiye’de sınırlı sayıda üretici bulunmasının, arz-talep dengesini bozduğuna dikkat çeken Saatçioğlu, şu değerlendirmede bulundu: “Uygun ürünlerin temin süreleri ayları buluyor. İthal ürünlerde ise maliyetler ciddi oranda yükseldi. Bu koşullar altında tüm otellerin aynı takvimle dönüşümü tamamlaması mümkün değil. Özellikle siparişini vermiş ve ödemesini yapmış tesisler için ek süre tanımlanması elzem.” 31 Aralık 2025 Gerçekçi mi? Yönetmelikte öngörülen 31 Aralık 2025 tarihinin, sektörün büyük bölümü için yetersiz kaldığını ifade eden POYD Başkanı, özellikle eski yapı stoğuna sahip tesislerin yapısal dönüşümde zorlandığını belirtti. “Her otelin fiziksel yapısı, yaşı ve bulunduğu bölge farklı. Tek tip bir uygulama yerine, aşamalı ve risk öncelikli bir dönüşüm modeli benimsenmeliydi” diyen Saatçioğlu, yangın güvenliğinde duman kontrolünün hayati önemine de dikkat çekti. “İstatistikler, yangınlarda can kayıplarının yaklaşık yüzde 85’inin dumandan kaynaklandığını gösteriyor. Mevcut kapıların en azından duman geçirmez hale getirilmesi, dönüşümün ilk ve hızlı adımı olabilirdi.” Denetimlerde Sahaya Uyum Sorunu Saatçioğlu, yangın denetimlerinde yönetmelik maddelerinin sahaya birebir uygulanmasının pratikte sorun yarattığını da dile getirdi. Yönetmeliğin, yapının mevcut fiziki koşulları dikkate alınarak yorumlanması gerektiğini vurgulayan Saatçioğlu şöyle konuştu: “Örneğin yönetmelikte 15 metre sonra yangın kaçış merdiveni öngörülüyor. Ancak mevcut yapıda bu mesafe 19 metreyse, bunun sahada yetkili teknik ekiplerce değerlendirilmesi gerekir. Aksi halde teknik olarak iyileştirilebilir yapılar, gereksiz yatırım yükü altına giriyor.” Sektör Rehberlik Bekliyor POYD Başkanı, otellerin süreç boyunca kamu kurumlarından yeterli bilgilendirme ve rehberlik alamadığını da belirtti. Yönetmelikte bazı maddelerin yoruma açık olduğuna dikkat çeken Saatçioğlu, bu durumun tesisleri belirsizlik içinde bıraktığını söyledi: “Net cevaplar alamıyoruz. Oteller çoğu zaman süreci tek başına yürütmek zorunda kalıyor ve kimi zaman gereksiz yatırımlar yapabiliyor.” Teşvik ve Finansman Desteği Talebi POYD olarak çözüm odaklı bir yaklaşım benimsediklerini vurgulayan Saatçioğlu, dönüşüm sürecinin hızlandırılması ve maliyetlerin azaltılması için otel yaşı ve bina özellikleri esas alınarak devlet desteklerinin devreye alınması gerektiğini ifade etti. Bu kapsamda; Teşvik paketleri Uygun faizli kredi imkanları Finansman ve teknik danışmanlık destekleri gibi mekanizmaların sektör için kritik önemde olduğunu belirten Saatçioğlu, “Amaç güvenliği sağlamaksa, sektörün sürdürülebilirliği de göz ardı edilmemeli” dedi.

SELÇUKLU AV KÖŞKÜ, ÇÜRÜMEYE TERK EDİLEN MİRAS Haber

SELÇUKLU AV KÖŞKÜ, ÇÜRÜMEYE TERK EDİLEN MİRAS

Selçuklu Av Köşkü: Çürümeye Terk Edilen Miras Antalya’nın Kemer ilçesinin hemen girişinde yer alan Selçuklu Av Köşkü, Anadolu’daki yalnızca üç Selçuklu av köşkünden biri olarak büyük bir tarihsel değere sahip. 1230 – 1248 yılları arasına tarihlenen yapı, Alanya ve Kayseri’deki örneklerle birlikte bu mimari geleneğin en seçkin halkalarından biri. Ancak ne yazık ki Kemer’deki köşk, yıllardır bakımsız ve sahipsiz durumda. Bölgedeki tek Selçuklu eseri olmasının yanı sıra, Türk-İslam sanat geleneğinin Kemer’deki tek mimari örneği olan bu yapı, hem tarihî hem de estetik açıdan benzersiz. Çatısı, Selçuklu mimarisinin özgün kubbe ve geçiş tekniklerini yansıtırken; taş merdiven üzerindeki Tekelioğlu Beyliği’nin bayrağında da yer alan altıgen yıldız kabartması dikkat çekiyor. Tüm bu özellikleriyle, Kemer Selçuklu Av Köşkü yalnızca yerel değil, Anadolu mirası açısından da bir hazine. 12 Ay Turizm Söylemi, 12 Asırlık İhmal Yıllardır “Kemer’i dört mevsim yaşanabilir bir turizm destinasyonu haline getireceğiz” deniliyor. Ancak sahil otellerinin ötesine geçemeyen bu yaklaşım, bölgenin tarihsel zenginliklerini görünmez kılıyor. Selçuklu Av Köşkü, doğa yürüyüş rotalarına, tarih turlarına ve kültürel tanıtım projelerine entegre edilse, Kemer sadece yaz turizmine bağımlı kalmaz; yılın her döneminde ziyaretçi çekerdi. Ne var ki bu potansiyel değerlendirilmiyor. Duvarları dökülen, çevresi otlarla kaplı köşk, zamanın ve ilgisizliğin insafına bırakılmış durumda. Oysa tarihî miras yalnızca taşlardan ibaret değildir; geçmişle bugünü buluşturan bir bellektir. Alanya Başardı, Kemer Unuttu Oysa Alanya’daki Selçuklu Av Köşkü, geçtiğimiz yıllarda gerçekleştirilen restorasyon ve çevre düzenleme projesiyle yeniden kültürel yaşama kazandırıldı. Proje, hem mimarlık hem de turizm çevrelerinden ödül alarak örnek gösterildi. Aynı tarihsel döneme ait bu üç yapıdan biri parlatılırken, Kemer’deki örneğin çürümeye terk edilmesi, bölgede kültürel koruma anlayışının eksikliğini bir kez daha gözler önüne seriyor. Bir yanda tarihin saygıyla korunduğu bir kent; diğer yanda ilgisizlikle yok olan bir miras. Kemer’deki Selçuklu Av Köşkü, sadece bir bina değil, Türk-İslam sanatının ve Selçuklu zarafetinin taşlaşmış hâlidir. Sorumlulara Açık Çağrı Turizmciler, tarihçiler ve yerel halk aynı soruyu soruyor: “Selçuklu Av Köşkü neden hâlâ turizme kazandırılmıyor?” “Kemer’in kültürel mirasına sahip çıkmak için daha ne bekleniyor?” Bu yapı, yalnızca geçmişi değil, geleceği de anlatan bir sessiz öğretmen gibi Kemer’in girişinde duruyor. Ancak o sessizlik artık bir uyarıya dönüşüyor: Tarih unutulmaz, sadece ihmali kaydeder.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.