Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

ANNENİN SESİ

Yazının Giriş Tarihi: 09.05.2026 00:15
Yazının Güncellenme Tarihi: 09.05.2026 00:18

ANNENİN SESİ

Hayatın en güvenli yeri neresidir diye sorsalar, çoğumuzun aklına aynı şey gelir sanırım: Bir annenin kucağı, ana ocağı…“Anne,bir çocuğun ilk vatanıdır.” der Cahit Zarifoğlu. İnsan büyür, şehirler değişir, yollar uzar ama o ilk vatanın kokusu kaybolmaz.

Anne…

İnsan hayatının en derin kelimesi belki de budur. Ne söylense eksik kalır, ne yazılsa yetmez. Çünkü anne, bir kelimeden çok daha fazlasıdır; bir sığınak, bir başlangıç, bir ömür boyu süren iç sestir anne…

Ah anneler , canım annelerimiz;

Dünyada karşılığı olmayan tek sevgi belki de anne sevgisidir; hesapsız, koşulsuz ve eksilmeyen…Çocuğunun canı acımasın diye gerekirse kendi içini sessizce yaralayan, en çok da susarken seven anneler, annelerimiz…

Tüm yorgunluklarını gizleyip, evladını güçlü kılmak için kendi korkularını içine saklayan , çoğu kez “Ben iyiyim.” derken bile aslında yorgun olan, ama çocuğunun mutlu olduğunu görünce bütün yorgunluklarını unutan, yüzü de yüreği de ancak o zaman gülen anneler, annelerimiz…

Bu anneler ki;

Sevgilerini gösterişli sözlerle değil; üşümeyelim diye geceleri üstümüze örttükleri battaniyeyle, “İyi misin?” diye sorarken titreyen sesleriyle, geç kaldığımızda pencerenin önünde sabaha kadar yanan ışıkla, kendileri açken bize uzattıkları son lokmayla, “Yedin mi?” diye başlayan cümlelerle anlatırlar.

Bunun içindir ki; çocukken korkunca ona koşardık. Canımız acıyınca onun adıyla isyan ederdik. Hastalanınca elimizi alnımıza değil, önce onun avucuna götürürdük.Çünkü bilirdik; anne varsa şifa vardı, anne varsa güven vardı, anne varsa dünya biraz daha katlanılır bir yerdir.

Zaman geçti…Biz büyüdük, değiştik; şehirler değişti, insanlar değişti, hayat sertleşti. Her yeni yaşımızda onunla aramızdaki mesafeler arttı. Hayatın içinde oradan oraya savrulup yeni yollar, yeni insanlar edinirken önceliklerimiz değişti. Biz anne kucağından hayatın içine dalıp yeni yuvalarda yeni aile kurma telaşı içindeyken o hep arkamızda sessizce bekledi; ola ki sendelersek tutmak için hazırda bekledi; çoğu kez tuttu da.

“Anne, evladının susarken bile ne dediğini anlayandır.” der Yavuz Bülent Bakiler. İşte bu anneler ki; büyük cümleler kurmadı, büyük cümleler beklemedi anlamak için. Ömür dediğimiz şey; bir annenin gözlerinde büyüyüp zamanın ellerinde usulca kaybolurken annenin sonsuz sevgisi, şefkati, özverisi hiç eksilmeden büyüdü; bizi daha da büyüttü, kocaman etti ama onun gözündeki yerimiz , onun o telaşı hiç değişmedi. Çünkü kaç yaşına gelirsek gelelim, onlar için hâlâ “üşüyebilecek çocuklardık” biz.

Bu çocuklar ki; en çok annesinin gözlerine baktığında çocuk kalır, en çok annesi yaşlandığında büyür ve annesini kaybedince çocukluğunu da kaybeder. Biz bunu çoğu zaman geç anlarız…Bir gün onun ellerinin yavaşladığını görünce, saçlarına düşen beyazların bizim telaşlarımız olduğunu fark edince, annenin bir çocuğun ilk duası, insanın kalbine merhameti öğreten ilk öğretmeni,

ilk sığınağı, ilk kalp atışı olduğunu farkettiğimizde anlarız “anne demek ne demek?”

Yine bir Anneler Günü…

Yanında annesi olanlar için sarılmanın,uzakta olanlar için bir ses duymanın, benim gibi annesini rüyalarında gören, özlemle ananlar içinse sessizce dua etmenin günü…

Unutulmamalıdır ki;

Bir insan ne kadar uzağa giderse gitsin; hangi yaşta, hangi konumda olursa olsun; kalbinin en derin yerinde hep aynı ses yankılanır: Anne…

‘O ses ’ bazen bir dua olur geceleri, bazen yorgun bir omuza değen şefkat, bazen de yıllar geçse bile insanın içini ısıtan tek hatıra olur ve her zaman “ Sütüm ve hakkım helal olsun yavrum “ der.

Annemmm…Özlemimdesin…

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.