Kemer’de son yıllarda dikkat çekici ancak yeterince konuşulmayan bir dönüşüm yaşanıyor. Bir zamanlar ilçenin turizm kimliğinin önemli bir parçası olan küçük ve aile işletmesi oteller, giderek büyük tesislerin personel lojmanlarına dönüşüyor. Artan maliyetler, ağırlaşan mevzuatlar ve bürokratik baskılar nedeniyle onlarca küçük otelin asli işlevini kaybetmesi, Kemer turizmi açısından uzun vadede geri dönülmesi zor sonuçlar doğurabilir.
Özellikle son yıllarda uygulamaya konulan yönetmelikler, yangın güvenliği düzenlemeleri, ruhsat süreçleri ve sürekli değişen mevzuatlar küçük ölçekli işletmeler üzerinde ciddi bir yük oluşturdu. Büyük sermayeli tesislerin daha kolay uyum sağlayabildiği bu süreçte, sınırlı bütçeyle ayakta kalmaya çalışan pansiyon ve butik oteller için şartlar giderek ağırlaştı. Birçok işletmeci artık turizm yapamaz hale geldiğini dile getiriyor.
Bugün Kemer’de sadece oda-kahvaltı konseptiyle hizmet veren küçük oteller, sanıldığından çok daha büyük bir ekonomik ve sosyal işlev görüyor. Bu tesisler yalnızca konaklama hizmeti sunmuyor; misafirlerini çarşıya, restoranlara, kafelere, tekne turlarına ve yerel esnafa yönlendirerek şehir ekonomisini canlı tutuyor. Her şey dahil sisteminin aksine turistin şehirle temasını artırıyor, Kemer’in sokaklarına hayat katıyor.
Ayrıca küçük oteller, yüksek bütçeli tatil yapma imkânı olmayan yerli ve yabancı turistler için önemli bir alternatif oluşturuyor. Orta ve dar gelir grubuna hitap eden bu yapı, turizmi sadece belirli bir ekonomik kesimin erişebildiği bir alan olmaktan çıkarıyor. Eğer bu tesisler birer birer sistem dışına itilirse, Kemer daha pahalı, daha tek tip ve şehir ekonomisinden kopuk bir turizm modeline doğru sürüklenebilir.
Küçük otellerin büyük tesislerin lojmanına dönüşmesi ilk bakışta pratik bir çözüm gibi görülebilir. Ancak uzun vadede bu durum, Kemer’in konaklama çeşitliliğini azaltırken çarşı ekonomisini zayıflatabilir. Çünkü personel lojmanına dönüşen her otel, aynı zamanda şehir merkezine gelen bağımsız turist sayısının azalması anlamına geliyor.
Turizmin sürdürülebilirliği yalnızca büyük tesislerle değil, ekosistemin tüm parçalarının yaşamasıyla mümkündür. Kemer’in ruhunu oluşturan küçük aile otellerinin korunması, desteklenmesi ve daha uygulanabilir mevzuatlarla nefes almasının sağlanması artık bir tercih değil, zorunluluktur. Aksi halde Kemer, yıllar içinde kendi turizm çeşitliliğini kaybeden bir destinasyona dönüşebilir.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Ali Nail KILIÇ
KEMER’DE KÜÇÜK OTELLERİN SESSİZ DÖNÜŞÜMÜ
KEMER’DE KÜÇÜK OTELLERİN SESSİZ DÖNÜŞÜMÜ
Kemer’de son yıllarda dikkat çekici ancak yeterince konuşulmayan bir dönüşüm yaşanıyor. Bir zamanlar ilçenin turizm kimliğinin önemli bir parçası olan küçük ve aile işletmesi oteller, giderek büyük tesislerin personel lojmanlarına dönüşüyor. Artan maliyetler, ağırlaşan mevzuatlar ve bürokratik baskılar nedeniyle onlarca küçük otelin asli işlevini kaybetmesi, Kemer turizmi açısından uzun vadede geri dönülmesi zor sonuçlar doğurabilir.
Özellikle son yıllarda uygulamaya konulan yönetmelikler, yangın güvenliği düzenlemeleri, ruhsat süreçleri ve sürekli değişen mevzuatlar küçük ölçekli işletmeler üzerinde ciddi bir yük oluşturdu. Büyük sermayeli tesislerin daha kolay uyum sağlayabildiği bu süreçte, sınırlı bütçeyle ayakta kalmaya çalışan pansiyon ve butik oteller için şartlar giderek ağırlaştı. Birçok işletmeci artık turizm yapamaz hale geldiğini dile getiriyor.
Bugün Kemer’de sadece oda-kahvaltı konseptiyle hizmet veren küçük oteller, sanıldığından çok daha büyük bir ekonomik ve sosyal işlev görüyor. Bu tesisler yalnızca konaklama hizmeti sunmuyor; misafirlerini çarşıya, restoranlara, kafelere, tekne turlarına ve yerel esnafa yönlendirerek şehir ekonomisini canlı tutuyor. Her şey dahil sisteminin aksine turistin şehirle temasını artırıyor, Kemer’in sokaklarına hayat katıyor.
Ayrıca küçük oteller, yüksek bütçeli tatil yapma imkânı olmayan yerli ve yabancı turistler için önemli bir alternatif oluşturuyor. Orta ve dar gelir grubuna hitap eden bu yapı, turizmi sadece belirli bir ekonomik kesimin erişebildiği bir alan olmaktan çıkarıyor. Eğer bu tesisler birer birer sistem dışına itilirse, Kemer daha pahalı, daha tek tip ve şehir ekonomisinden kopuk bir turizm modeline doğru sürüklenebilir.
Küçük otellerin büyük tesislerin lojmanına dönüşmesi ilk bakışta pratik bir çözüm gibi görülebilir. Ancak uzun vadede bu durum, Kemer’in konaklama çeşitliliğini azaltırken çarşı ekonomisini zayıflatabilir. Çünkü personel lojmanına dönüşen her otel, aynı zamanda şehir merkezine gelen bağımsız turist sayısının azalması anlamına geliyor.
Turizmin sürdürülebilirliği yalnızca büyük tesislerle değil, ekosistemin tüm parçalarının yaşamasıyla mümkündür. Kemer’in ruhunu oluşturan küçük aile otellerinin korunması, desteklenmesi ve daha uygulanabilir mevzuatlarla nefes almasının sağlanması artık bir tercih değil, zorunluluktur. Aksi halde Kemer, yıllar içinde kendi turizm çeşitliliğini kaybeden bir destinasyona dönüşebilir.