Kemer turizmi fırtınalı bir sezona giriyor: Savaşlar, krizler, vergiler ve altyapı açmazı…
Kemer’de turizm sektörü, bu yıl her zamankinden sert bir sezonun eşiğinde. Daha geçtiğimiz günlerde yaşanan sel felaketinin izleri silinememişken, işletmeciler şimdi de ardı ardına gelen krizlerle mücadele etmeye çalışıyor.
Orta Doğu’da tırmanan İran–İsrail gerilimi ile hâlâ süren Rusya–Ukrayna savaşı, sezon öncesine büyük umutlarla hazırlanan turizmcinin beklentilerini boşa düşürdü. Nevruz ve Paskalya dönemlerinin bölgeye hareket getirmesi bekleniyordu; ancak savaşların gölgesi, bu iki kritik dönemi adeta heba etti.
Yönetmelik yükü arttı: “Bolu’nun bedeli küçük otellere kesiliyor”
Sektörü zorlayan yalnızca dış gelişmeler değil… Turizmcinin omuzlarına yeni bir yük daha bindi:
Turizm Bakanlığı’nın ardı ardına çıkardığı yönetmelikler ve yüksek maliyetli zorunluluklar. Son örneği ise “yanmaz kapı” mecburiyeti.
İşletmeciler bu kararın, Bolu’daki facianın faturasının küçük ve orta ölçekli tesislere kesilmesi anlamına geldiğini savunuyor.
Maliye’nin tahsilat baskısı: “Düşman hukuku gibi”
Bir diğer sıkıntı ise işletmecilerin ifadesiyle Maliye’nin “agresif ve anlayışsız” tahsilat yöntemi.
Sektörde bu durum, “kriz ortamında destek değil, yük getiriliyor” tepkisine yol açıyor.
Nisan geldi, Kemer aynı… Altyapı yine sınıfta kaldı
Kemer’in yıllardır çözülemeyen altyapı sorunları da turizmcinin omuzlarındaki diğer büyük ağırlık.
Nisan ayına gelinmesine rağmen cadde ve sokaklarda değişen bir şey yok.
Yollar köstebek yuvasını andırıyor; görüntüler hem yerel halkın hem işletmecilerin tepkisini çekiyor.
“Sahada yoklar”: Turizmcinin isyanı büyüyor
Tüm bu sorunların ortasında turizmcinin yöneticilere dair değerlendirmesi oldukça sert: “Sahada yoklar.”
Sektör temsilcileri, sosyal medya paylaşımları ve karşılıklı nezaket ziyaretleriyle geçen bir yönetim anlayışının, krizlerle boğuşan turizmcilere çare olamayacağını belirtiyor. Yaşanan durumu özetleyen en çarpıcı ifade ise şu:
“Körler sağırlar birbirini ağırlar.”
Kemer turizmi yalnız mı bırakıldı?
Bütün tablo bir araya geldiğinde Kemerli turizmci, belki de hiç olmadığı kadar yalnız hissediyor.
Sorunları bizzat yaşamış, sahada bulunmuş, çözüm üretebilen bir yönetim anlayışına ihtiyaç duyulduğu vurgulanıyor.
Sonuç: Belirsizliklerle dolu bir sezon kapıda
2026 turizm sezonu, Kemer’de belirsizliklerin gölgesinde başlıyor.
Savaşlar, ekonomik baskılar, yönetmelik yükü, altyapı sorunları ve sahada görünmeyen yöneticiler…
Turizmcinin tek isteği ise net: “Yanımızda duracak, derdimizi anlayacak, çözüm üretecek bir yönetim.”
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Ali Nail KILIÇ
KEMERLİ TURİZMCİ DAMDAN DÜŞEN YETKİLİLER ARIYOR
KEMERLİ TURİZMCİ DAMDAN DÜŞEN YETKİLİLER ARIYOR
Kemer turizmi fırtınalı bir sezona giriyor: Savaşlar, krizler, vergiler ve altyapı açmazı…
Kemer’de turizm sektörü, bu yıl her zamankinden sert bir sezonun eşiğinde. Daha geçtiğimiz günlerde yaşanan sel felaketinin izleri silinememişken, işletmeciler şimdi de ardı ardına gelen krizlerle mücadele etmeye çalışıyor.
Orta Doğu’da tırmanan İran–İsrail gerilimi ile hâlâ süren Rusya–Ukrayna savaşı, sezon öncesine büyük umutlarla hazırlanan turizmcinin beklentilerini boşa düşürdü. Nevruz ve Paskalya dönemlerinin bölgeye hareket getirmesi bekleniyordu; ancak savaşların gölgesi, bu iki kritik dönemi adeta heba etti.
Yönetmelik yükü arttı: “Bolu’nun bedeli küçük otellere kesiliyor”
Sektörü zorlayan yalnızca dış gelişmeler değil… Turizmcinin omuzlarına yeni bir yük daha bindi:
Turizm Bakanlığı’nın ardı ardına çıkardığı yönetmelikler ve yüksek maliyetli zorunluluklar. Son örneği ise “yanmaz kapı” mecburiyeti.
İşletmeciler bu kararın, Bolu’daki facianın faturasının küçük ve orta ölçekli tesislere kesilmesi anlamına geldiğini savunuyor.
Maliye’nin tahsilat baskısı: “Düşman hukuku gibi”
Bir diğer sıkıntı ise işletmecilerin ifadesiyle Maliye’nin “agresif ve anlayışsız” tahsilat yöntemi.
Sektörde bu durum, “kriz ortamında destek değil, yük getiriliyor” tepkisine yol açıyor.
Nisan geldi, Kemer aynı… Altyapı yine sınıfta kaldı
Kemer’in yıllardır çözülemeyen altyapı sorunları da turizmcinin omuzlarındaki diğer büyük ağırlık.
Nisan ayına gelinmesine rağmen cadde ve sokaklarda değişen bir şey yok.
Yollar köstebek yuvasını andırıyor; görüntüler hem yerel halkın hem işletmecilerin tepkisini çekiyor.
“Sahada yoklar”: Turizmcinin isyanı büyüyor
Tüm bu sorunların ortasında turizmcinin yöneticilere dair değerlendirmesi oldukça sert:
“Sahada yoklar.”
Sektör temsilcileri, sosyal medya paylaşımları ve karşılıklı nezaket ziyaretleriyle geçen bir yönetim anlayışının, krizlerle boğuşan turizmcilere çare olamayacağını belirtiyor. Yaşanan durumu özetleyen en çarpıcı ifade ise şu:
“Körler sağırlar birbirini ağırlar.”
Kemer turizmi yalnız mı bırakıldı?
Bütün tablo bir araya geldiğinde Kemerli turizmci, belki de hiç olmadığı kadar yalnız hissediyor.
Sorunları bizzat yaşamış, sahada bulunmuş, çözüm üretebilen bir yönetim anlayışına ihtiyaç duyulduğu vurgulanıyor.
Sonuç: Belirsizliklerle dolu bir sezon kapıda
2026 turizm sezonu, Kemer’de belirsizliklerin gölgesinde başlıyor.
Savaşlar, ekonomik baskılar, yönetmelik yükü, altyapı sorunları ve sahada görünmeyen yöneticiler…
Turizmcinin tek isteği ise net:
“Yanımızda duracak, derdimizi anlayacak, çözüm üretecek bir yönetim.”