Bir zamanlar Kemer turizminin omurgasını küçük oteller oluşturuyordu. Sahibi resepsiyonda duran, sabah kahvaltıda misafiriyle sohbet eden, müşterisini adıyla tanıyan işletmeler… Kemer’i sadece bir tatil noktası değil, bir yaşam deneyimi haline getiren ruh buydu. Bugün ise sessiz sedasız bir dönüşüm yaşanıyor: Küçük oteller birer birer büyük otellerin lojmanına dönüşüyor.
Daha da acısı, bu dönüşüm yaşanırken dünyanın tam tersi bir istikamete ilerliyor olması.
Geçtiğimiz günlerde dünyanın önemli butik otel ağlarından biri olan Small Luxury Hotels of the World’ün COO’su Richard Hyde çok net bir cümle kurdu: “Gelecek küçük otellerin olacak.”
Bu söz sıradan bir pazarlama cümlesi değil. Dünya turizminin nereye evrildiğini anlatan önemli bir tespit. Çünkü artık turist yalnızca bir yatak, bir açık büfe veya havuz aramıyor. İnsanlar gittikleri yerde hikâye arıyor, samimiyet arıyor, yerel kültürü yaşamak istiyor. Kısacası turist, “tatil yapmak” değil, “deneyim yaşamak” istiyor.
İşte küçük oteller tam da burada devreye giriyor.
Bir butik otelde misafir sadece oda numarası değildir. İşletme sahibinin emeğini hisseder, mahallenin kahvesini öğrenir, en iyi balıkçıyı tavsiye olarak alır, çarşıya iner, esnaftan alışveriş yapar. Kent ekonomisi yayılır, sokak canlı kalır, şehir nefes alır.
Peki Kemer’de ne oluyor?
Yıllardır ağırlaşan bürokrasi, sürekli değişen yönetmelikler, bitmek bilmeyen denetim baskıları, yüksek maliyetler ve plansız uygulamalar küçük işletmeleri adeta nefessiz bırakıyor. Özellikle yangın yönetmelikleri, ruhsat süreçleri ve uygulamadaki belirsizlikler nedeniyle birçok küçük işletme ayakta kalamaz hale geldi. Sonuçta ne oluyor? Bir zamanlar turist ağırlayan oteller, bugün personel lojmanına dönüşüyor.
Bu yalnızca birkaç işletmenin ekonomik tercihi değildir. Bu, Kemer’in turizm karakterinin değişmesidir.
Çünkü küçük oteller sadece konaklama tesisi değildir; onlar kent merkezinin can damarıdır. Küçük otel gidince çarşı müşteri kaybeder, restoran müşteri kaybeder, küçük esnaf kan kaybeder. Turizm birkaç büyük tesisin duvarları içine sıkışır. Şehir yaşarken izlenen bir dekor haline gelir.
Üstelik bu süreç geri dönülmez bir noktaya gidiyor.
Bugün lojmana dönüşen bir küçük otelin yarın yeniden turizme kazandırılması kolay değil. Bir kez kaybedilen butik turizm kültürü yıllar içinde yeniden kurulamaz. O yüzden mesele yalnızca birkaç pansiyonun kapanması değil; Kemer’in turizm çeşitliliğinin, kimliğinin ve ruhunun kaybıdır.
Dünyanın küçük otelleri büyütmeye çalıştığı bir dönemde, Kemer’in küçük otellerini göz göre göre sistem dışına itmesi büyük bir çelişkidir.
Ve unutulmamalıdır ki; bir destinasyonu büyük yapan yalnızca devasa tesisler değildir. Onu özel yapan, misafirini ismiyle tanıyan küçük işletmeler, mahalle kültürü ve yerel dokusudur.
Küçük oteller giderse, belki binalar kalır… Ama Kemer’in ruhu eksilir.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Ali Nail KILIÇ
KÜÇÜK OTELLERİ KAYBEDEN KEMER, RUHUNU DA KAYBEDER
KÜÇÜK OTELLERİ KAYBEDEN KEMER, RUHUNU DA KAYBEDER
Bir zamanlar Kemer turizminin omurgasını küçük oteller oluşturuyordu. Sahibi resepsiyonda duran, sabah kahvaltıda misafiriyle sohbet eden, müşterisini adıyla tanıyan işletmeler… Kemer’i sadece bir tatil noktası değil, bir yaşam deneyimi haline getiren ruh buydu. Bugün ise sessiz sedasız bir dönüşüm yaşanıyor: Küçük oteller birer birer büyük otellerin lojmanına dönüşüyor.
Daha da acısı, bu dönüşüm yaşanırken dünyanın tam tersi bir istikamete ilerliyor olması.
Geçtiğimiz günlerde dünyanın önemli butik otel ağlarından biri olan Small Luxury Hotels of the World’ün COO’su Richard Hyde çok net bir cümle kurdu: “Gelecek küçük otellerin olacak.”
Bu söz sıradan bir pazarlama cümlesi değil. Dünya turizminin nereye evrildiğini anlatan önemli bir tespit. Çünkü artık turist yalnızca bir yatak, bir açık büfe veya havuz aramıyor. İnsanlar gittikleri yerde hikâye arıyor, samimiyet arıyor, yerel kültürü yaşamak istiyor. Kısacası turist, “tatil yapmak” değil, “deneyim yaşamak” istiyor.
İşte küçük oteller tam da burada devreye giriyor.
Bir butik otelde misafir sadece oda numarası değildir. İşletme sahibinin emeğini hisseder, mahallenin kahvesini öğrenir, en iyi balıkçıyı tavsiye olarak alır, çarşıya iner, esnaftan alışveriş yapar. Kent ekonomisi yayılır, sokak canlı kalır, şehir nefes alır.
Peki Kemer’de ne oluyor?
Yıllardır ağırlaşan bürokrasi, sürekli değişen yönetmelikler, bitmek bilmeyen denetim baskıları, yüksek maliyetler ve plansız uygulamalar küçük işletmeleri adeta nefessiz bırakıyor. Özellikle yangın yönetmelikleri, ruhsat süreçleri ve uygulamadaki belirsizlikler nedeniyle birçok küçük işletme ayakta kalamaz hale geldi. Sonuçta ne oluyor? Bir zamanlar turist ağırlayan oteller, bugün personel lojmanına dönüşüyor.
Bu yalnızca birkaç işletmenin ekonomik tercihi değildir. Bu, Kemer’in turizm karakterinin değişmesidir.
Çünkü küçük oteller sadece konaklama tesisi değildir; onlar kent merkezinin can damarıdır. Küçük otel gidince çarşı müşteri kaybeder, restoran müşteri kaybeder, küçük esnaf kan kaybeder. Turizm birkaç büyük tesisin duvarları içine sıkışır. Şehir yaşarken izlenen bir dekor haline gelir.
Üstelik bu süreç geri dönülmez bir noktaya gidiyor.
Bugün lojmana dönüşen bir küçük otelin yarın yeniden turizme kazandırılması kolay değil. Bir kez kaybedilen butik turizm kültürü yıllar içinde yeniden kurulamaz. O yüzden mesele yalnızca birkaç pansiyonun kapanması değil; Kemer’in turizm çeşitliliğinin, kimliğinin ve ruhunun kaybıdır.
Dünyanın küçük otelleri büyütmeye çalıştığı bir dönemde, Kemer’in küçük otellerini göz göre göre sistem dışına itmesi büyük bir çelişkidir.
Ve unutulmamalıdır ki; bir destinasyonu büyük yapan yalnızca devasa tesisler değildir. Onu özel yapan, misafirini ismiyle tanıyan küçük işletmeler, mahalle kültürü ve yerel dokusudur.
Küçük oteller giderse, belki binalar kalır… Ama Kemer’in ruhu eksilir.