Türkiye turizmi bugün yalnızca otellerden, plajlardan ya da uçak seferlerinden ibaret değil. Turizm artık; algoritmalarla, yapay zekâyla, dijital vitrinlerle ve küresel platformlarla şekilleniyor. Dünyanın herhangi bir köşesindeki bir gezginin, tek tuşla Kemer’deki bir odayı, Kapadokya’daki bir turu ya da İstanbul’daki bir deneyimi satın alabildiği bir çağdayız.
Böylesi bir dünyada hâlâ “erişimi engelleyelim, kapatalım, yasaklayalım” refleksiyle hareket etmek, sorunu çözmekten çok büyütür. Yasakçı zihniyet, dijitalleşmeyi durduramaz; sadece ülkeyi oyunun dışına iter.
Bugün küresel online seyahat platformları, kimi çevrelerin sandığı gibi yalnızca birer satış kanalı değildir. Bu platformlar aynı zamanda ülkelerin tanıtım vitrinidir. Türkiye’nin otelleri, şehirleri ve turizm markaları, milyonlarca potansiyel misafirin karşısına bu dijital pencereler sayesinde çıkmaktadır. Bu gerçeği yok saymak, turizmi dar bir bakış açısına hapsetmek demektir.
Elbette sorunlar yok mu? Var. Vergilendirme, haksız rekabet, kayıt dışılık, tüketici hakları, veri güvenliği gibi başlıklar ciddi biçimde ele alınmalıdır. Ancak çözüm, platformları kapatmak değil; hukuki çerçeveyi doğru çizmek, denetlemek ve adil rekabeti sağlamaktır. Hukuk devletlerinde refleks yasaklamak değil, düzenlemektir.
Dünyada turizmde söz sahibi olan hiçbir ülke, tüm küresel dijital platformlara kapılarını kapatmış değildir. Aksine bu ülkeler, dijitalleşmeyi tehdit olarak görmek yerine, onu kontrol altına alarak avantaja dönüştürmektedir. Türkiye gibi dünya turizminde üst sıralarda yer alan, 100 milyon turist hedefi koyan bir ülkenin, yasaklarla anılması hem sektör hem de ülke imajı açısından düşündürücüdür.
Kaldı ki dijitalleşmeyi mahkeme kararlarıyla durdurmak mümkün değildir. Bugün kapatılan bir platformun yerini yarın başka bir uygulama, başka bir arayüz alır. Kazanan yasaklayan olmaz; kaybeden, rekabet gücünü yitiren ülke olur.
Asıl ihtiyaç duyulan şey; açık piyasa, güçlü yerli dijital girişimler ve çağın ruhuna uygun hukuki düzenlemelerdir. Küresel platformlarla mücadele etmenin yolu kapatmak değil, daha iyisini üretmektir. Rekabeti yasaklarla değil, akılla ve vizyonla kazanmak gerekir.
Turizm yasaklarla büyümez. Dijitalleşme durdurulamaz. Sorun varsa çözüm kapatmak değil; düzenlemek, dengelemek ve ortak akılla yol almaktır. Gelecek, kapıları kapatanların değil; dünyaya açık olanların olacaktır.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Ali Nail KILIÇ
YASAKÇI ZİHNİYETLE TURİZM BAĞDAŞMAZ
YASAKÇI ZİHNİYETLE TURİZM BAĞDAŞMAZ
Türkiye turizmi bugün yalnızca otellerden, plajlardan ya da uçak seferlerinden ibaret değil. Turizm artık; algoritmalarla, yapay zekâyla, dijital vitrinlerle ve küresel platformlarla şekilleniyor. Dünyanın herhangi bir köşesindeki bir gezginin, tek tuşla Kemer’deki bir odayı, Kapadokya’daki bir turu ya da İstanbul’daki bir deneyimi satın alabildiği bir çağdayız.
Böylesi bir dünyada hâlâ “erişimi engelleyelim, kapatalım, yasaklayalım” refleksiyle hareket etmek, sorunu çözmekten çok büyütür. Yasakçı zihniyet, dijitalleşmeyi durduramaz; sadece ülkeyi oyunun dışına iter.
Bugün küresel online seyahat platformları, kimi çevrelerin sandığı gibi yalnızca birer satış kanalı değildir. Bu platformlar aynı zamanda ülkelerin tanıtım vitrinidir. Türkiye’nin otelleri, şehirleri ve turizm markaları, milyonlarca potansiyel misafirin karşısına bu dijital pencereler sayesinde çıkmaktadır. Bu gerçeği yok saymak, turizmi dar bir bakış açısına hapsetmek demektir.
Elbette sorunlar yok mu? Var. Vergilendirme, haksız rekabet, kayıt dışılık, tüketici hakları, veri güvenliği gibi başlıklar ciddi biçimde ele alınmalıdır. Ancak çözüm, platformları kapatmak değil; hukuki çerçeveyi doğru çizmek, denetlemek ve adil rekabeti sağlamaktır. Hukuk devletlerinde refleks yasaklamak değil, düzenlemektir.
Dünyada turizmde söz sahibi olan hiçbir ülke, tüm küresel dijital platformlara kapılarını kapatmış değildir. Aksine bu ülkeler, dijitalleşmeyi tehdit olarak görmek yerine, onu kontrol altına alarak avantaja dönüştürmektedir. Türkiye gibi dünya turizminde üst sıralarda yer alan, 100 milyon turist hedefi koyan bir ülkenin, yasaklarla anılması hem sektör hem de ülke imajı açısından düşündürücüdür.
Kaldı ki dijitalleşmeyi mahkeme kararlarıyla durdurmak mümkün değildir. Bugün kapatılan bir platformun yerini yarın başka bir uygulama, başka bir arayüz alır. Kazanan yasaklayan olmaz; kaybeden, rekabet gücünü yitiren ülke olur.
Asıl ihtiyaç duyulan şey; açık piyasa, güçlü yerli dijital girişimler ve çağın ruhuna uygun hukuki düzenlemelerdir. Küresel platformlarla mücadele etmenin yolu kapatmak değil, daha iyisini üretmektir. Rekabeti yasaklarla değil, akılla ve vizyonla kazanmak gerekir.
Turizm yasaklarla büyümez. Dijitalleşme durdurulamaz. Sorun varsa çözüm kapatmak değil; düzenlemek, dengelemek ve ortak akılla yol almaktır. Gelecek, kapıları kapatanların değil; dünyaya açık olanların olacaktır.