Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

ATATÜRK VE CUMHURİYET SEVGİSİ HER YERDE

Yazının Giriş Tarihi: 29.10.2026 12:47
Yazının Güncellenme Tarihi: 29.10.2026 12:49

ATATÜRK VE CUMHURİYET SEVGİSİ HER YERDE

Yüreğinde Atatürk ve Cumhuriyet sevgisi taşıyan genç, yaşlı, kadın, erkek milyonlarca insanımız Cumhuriyetimizin 103. kuruluş yıl dönümünü coşkuyla kutluyor. “Sarı saçlım, mavi gözlüm neredesin?” diyerek Atatürk’ü özlemle anıyor, Cumhuriyet’e ve onun temsil ettiği değerlere sımsıkı sarılıyor.

Sosyal medyada geçenlerde beni heyecanlandıran bir paylaşım karşıma çıktı. Atatürk'ü sevgi ve özlemle anan Avrupa Türklerinden Erdal Gülerbaşlı'nın iki bölümden oluşan video paylaşımını gördüm .

"Atatürk Almanya'da " başlıklı Almanca paylaşımda Almanya Bad Kreuznach Park Hotel'deki Atatürk yazıtının önünde Atatürkün 1917 tarihinde Almany'ya yaptığı gezi hakkında bilgi veriliyor ve oteldeki "Atatürk Salonu" tanıtılıyordu.

Pekçok insanımız videoyu izledikten sonra yaptıkları yorumlarda Atatürk'e duydukları minnet duygularını ifade etmişler. Ben de yaptığım yorumda çok duygulandığımı ve heyecanlandığımı belirterek "Mainz'da Başkonsolos iken girişimlerde bulunarak 23 Nisan 1997 de bu otelde Atatürk Salonunun açılmasını ve videoda görülen yazıtın konulmasını sağlamıştık. Bu paylaşımı yapan insanımızı içtenlikle kutluyorum. Harika bir paylaşım" yazdım.

Yüreklerinde Atatürk sevgisi ve özlemini taşıyan Avrupa Türklerinden olan Gülerbaşlı çok değerli bir paylaşım gerçekleştirmiş. Bu girişimmimizden neredeyse 30 yıl sonra böyle bir paylaşımı görmek beni çok mutlu etti.

Yurt içinde olsun, yurtdışında olsun insanlarımızdaki bu sevginin, bu özlemin nedenlerini anlamak için 103 yıl öncesine, Cumhuriyetin kuruluş yıllarına dönmek gerekiyor.
Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğinde çok güç koşullardan gerçekleştirilen Ulusal Kurtuluş Mücadelesinin ardından 23 Ekim 1923 tarihinde ilan edilen Cumhuriyet, yalnızca bir yönetim biçimi değişikliği değildir. Egemenliğin hanedandan millete geçtiği, yurttaşlık bilincinin geliştiği, çağdaş Türkiye’nin temellerinin atıldığı tarihsel bir dönüşümdür. Cumhuriyet’in en büyük kazanımı, milletin kendi geleceği üzerinde söz sahibi olmasıdır.
Mustafa Kemal Atatürk, Cumhuriyet’in kalıcı olabilmesi için siyasal bağımsızlığın toplumsal, hukuksal ve kültürel dönüşümle tamamlanması gerektiğinin farkındaydı. Bu nedenle laikliği, çağdaşlaşmanın ve hukuk düzeninin temel ilkelerinden biri olarak benimsedi.
Öğretim Birliği Kanunu ile eğitimde bütünleşme yolunda önemli bir adım atıldı. Hukuk sistemi laik esaslara göre yeniden düzenlendi. Türk Medeni Kanunu kabul edilerek aile hayatında, kadınların toplumsal konumunda ve yurttaşlık haklarında köklü değişiklikler gerçekleştirildi. Harf Devrimi, Soyadı Kanunu, takvim ve kıyafet düzenlemeleriyle çağdaşlaşma yolunda önemli mesafeler alındı.

Bütün bu reformların ortak amacı, aklın ve bilimin yol göstericiliğinde, çağdaş dünyayla bütünleşen, bağımsız ve güçlü bir Türkiye oluşturmaktı.
Elbette bu büyük dönüşüm kolay gerçekleşmedi. Atatürk’ün reformları o yıllarda kimi çevrelerin direnciyle karşılaştı. Geleneksel ayrıcalıklarını ve toplumsal etkilerini kaybetmek istemeyen kesimler değişime tepki gösterdi. Cumhuriyet’in temel ilkeleri üzerindeki tartışmalar günümüzde de farklı biçimlerde sürüyor. Özellikle laiklik, eğitim ve hukuk düzeni konusunda yaşanan gelişmeler, Cumhuriyet kazanımlarının korunmasının önemini bir kez daha hatırlatıyor.

Ancak unutulmamalıdır ki Cumhuriyet’in gücü yalnızca anayasal kurumlarından değil, milletin vicdanında ve ortak hafızasında kazandığı yerden de kaynaklanmaktadır.
Cumhuriyet, bir kişiye, bir partiye ya da bir döneme ait değildir. Bu topraklarda yaşayan bütün yurttaşların ortak değeridir. Farklı düşüncelere, inançlara ve yaşam biçimlerine sahip insanların eşit yurttaşlık temelinde bir arada yaşamasının güvencesidir.
103 yıllık Cumhuriyet, bütün eksikliklerine ve karşılaştığı sorunlara rağmen eğitimden bilime, sanayiden sanata, kadın haklarından toplumsal yaşama kadar pek çok alanda önemli kazanımlar sağlamıştır. Bugün yapılması gereken, bu kazanımlarla yetinmek değil; demokrasiyi, hukukun üstünlüğünü, özgürlükleri ve toplumsal adaleti daha ileri taşımaktır.

Çünkü Cumhuriyet’i yaşatmak, yalnızca her 29 Ekim’de bayraklarla meydanları doldurmak değildir. Cumhuriyet’i yaşatmak; millî egemenliğe, laikliğe, eşit yurttaşlığa, akla, bilime ve özgür düşünceye sahip çıkmaktır. Gelecek kuşaklara daha demokratik, daha adil ve daha müreffeh bir Türkiye bırakabilmektir.
Atatürk’ün Cumhuriyet’i Türk gençliğine emanet etmesinin anlamı da budur. Cumhuriyet, geçmişten devralınan büyük bir miras olduğu kadar, geleceğe karşı taşınan tarihsel bir sorumluluktur.

Bugün milyonlarca insanın yüreğinde büyüyen Atatürk sevgisi ve Cumhuriyet coşkusu, bu ortak mirasın toplumdaki güçlü karşılığını gösteriyor.
İktidarlar gelir, iktidarlar gider. Siyasi dönemler değişir, kuşaklar değişir. Ancak milletin ortak iradesine dayanan Cumhuriyet kalıcıdır.
İktidarlar gelip geçicidir, baki olan Cumhuriyet’tir.

Cumhuriyetimizin 103. yılını kutlarken, başta kurucumuz Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, silah arkadaşlarını, Millî Mücadele kahramanlarını ve bütün şehitlerimizi saygı, sevgi ve minnetle anıyoruz.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.