Geçen ay İstanbul'dan bir dostum birkaç günlüğüne Kemer'e geldi. Tavsiyem üzerine sahile yakın butik otellerden birinde kaldı.Otele kendisini ziyarete ne zaman gitsem, resepsiyon görevlileri ve otel işletmecisi ile sohbet ve butik otelin işleyişini gözleme imkanım oldu.
Otelin müşterileri Ruslar ağırlıklı olmak üzere, çeşitli ülkelerden gelen genç insanlardı.Kemer'e gelmiş olmanın keyfini çıkarıyorlardı. Resepsiyon görevlileri, soru sorulduğunda, nerelere gidebileceklerini, nerelerde alışveriş yapabileceklerini, yemek yiyebileceklerini kendilerine anlatıyordu. Adeta turizm görevlileri gibiydiler.
Butik otel işletmecisi ise dertliydi."Derdimizi dinleyen de yok, çözüm getiren de. Oysa görüyorsunuz turizme nasıl hizmet ediyoruz.Ekonomik ve sosyal işlev görüyoruz.Sadece konaklama hizmeti görmüyoruz. Misafirlerimizi çarşıya, kafelere, restoranlara, tekne gezilerine, tarihi yerleri gezmeye yönlendiriyoruz.Ancak bu hizmetimize rağmen bizler için tehlike çanları çalıyor, kimseler farkında değil" dedi.
"Nedir sizi bu denli kaygılandıran gelişme?" diye sordum. "Küçük ve aile işletmesi oteller, giderek büyük tesislerin personel lojmanına dönüşüyor. Kartalkaya otel faciasından sonra Bakanlık bir dizi tedbirler alma yoluna gitti. Bu tedbirlerden çok etkilendik.Maliyetlerimiz arttı. Üzerimize ağır yük bindi.Ağırlaşan düzenlemeler ve bürokratik baskılar sonucu pek çok butik otel asıl işlevini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya. Bu gelişmenin Kemer turizmine olası olumsuz etkilerinin kimseler farkında değil" dedi.
"Kartalkaya faciasının ardından Bakanlıkça yangın güvenliği ile ilgili alınan tedbirlerin butik otelleri ne denli etkilediğini biliyorum" dedim.
Bu köşede daha önce de yazdım.Özellikle uygulamaya konulan yönetmelikler, yangın güvenliği düzenlemeleri, ruhsat süreçleri ve sürekli değişen mevzuatlar küçük ölçekli işletmeler üzerinde ciddi bir yük oluşturuyor. Büyük sermayeli tesislerin daha kolay uyum sağlayabildiği bu süreçte, sınırlı bütçeyle ayakta kalmaya çalışan pansiyon ve butik oteller için koşullar giderek ağırlaşıyor. Ayakta durmakta zorlanıyorlar. Birçok işletmeci artık turizm yapamaz halde.
Oysa küçük işletmelerin Kemer'e ekonomik- sosyal getirisi çok büyük.Her şey dahil sistemiyle çalışan lüks oteller, turistin dış dünya ile iletişimini kısıtlıyor. Butik oteller ise turistin şehirle temasını artırıyor.Kemer'e canlılık getiriyor, renk getiriyor. Hayat veriyor.
Ayrıca küçük oteller, sınırlı gelirli yerli ve yabancı turistler için önemli bir seçenek oluşturuyor. Orta ve dar gelir grubuna hitap eden bu yapı, turizmi sadece belirli bir ekonomik kesimin erişebildiği bir alan olmaktan çıkarıyor.
Butik işletme sahibinin ifade ettiği gibi, bu tesislerin personel lojmanına dönüşerek birer birer sistem dışına itilmeleri halinde, Kemer daha pahalı, daha tek tip ve şehir ekonomisinden kopuk bir turizm modeline doğru sürüklenebilir.
Küçük otellerin büyük tesislerin lojmanına dönüşmesi , Kemerin konaklama çeşitliliğini azaltır, çarşı ekonomisini zayıflatır. Kemere gelen dar gelirli turist sayısını düşürür.
Otel işletmecisine "yakınmakta haklısınız. Peki beklentiniz nedir ?" diye sordum. "Beklentimiz çok basit.Kemer'deki küçük otellerin sessiz dönüşümünü önlemek için, Kemer’deki küçük aile otelleri korunmalı, desteklenmeli ve daha uygulanabilir mevzuatlarla nefes almalarının sağlanması gerekir. Bu sağlanamazsa Kemer, yıllar içinde kendi turizm çeşitliliğini kaybeden bir destinasyona dönüşebilir." dedi.
"Büyük balık küçük balıkları yutar" denir. Kemer'de büyük otellerin küçük otelleri yutmalarına göz yumulmamalı. Butik otellerin personel lojmanına dönüşmesi önlenmeli. Kemer'deki küçük otellerin çığlığına kulak verilmeli.Haklı beklentileri karşılanmalı.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Gürsel Demirok
KEMER’DE KÜÇÜK OTELLERİN ÇIĞLIĞINI DUYAN VAR MI
KEMER’DE KÜÇÜK OTELLERİN ÇIĞLIĞINI DUYAN VAR MI?
Geçen ay İstanbul'dan bir dostum birkaç günlüğüne Kemer'e geldi. Tavsiyem üzerine sahile yakın butik otellerden birinde kaldı.Otele kendisini ziyarete ne zaman gitsem, resepsiyon görevlileri ve otel işletmecisi ile sohbet ve butik otelin işleyişini gözleme imkanım oldu.
Otelin müşterileri Ruslar ağırlıklı olmak üzere, çeşitli ülkelerden gelen genç insanlardı.Kemer'e gelmiş olmanın keyfini çıkarıyorlardı. Resepsiyon görevlileri, soru sorulduğunda, nerelere gidebileceklerini, nerelerde alışveriş yapabileceklerini, yemek yiyebileceklerini kendilerine anlatıyordu. Adeta turizm görevlileri gibiydiler.
Butik otel işletmecisi ise dertliydi."Derdimizi dinleyen de yok, çözüm getiren de. Oysa görüyorsunuz turizme nasıl hizmet ediyoruz.Ekonomik ve sosyal işlev görüyoruz.Sadece konaklama hizmeti görmüyoruz. Misafirlerimizi çarşıya, kafelere, restoranlara, tekne gezilerine, tarihi yerleri gezmeye yönlendiriyoruz.Ancak bu hizmetimize rağmen bizler için tehlike çanları çalıyor, kimseler farkında değil" dedi.
"Nedir sizi bu denli kaygılandıran gelişme?" diye sordum. "Küçük ve aile işletmesi oteller, giderek büyük tesislerin personel lojmanına dönüşüyor. Kartalkaya otel faciasından sonra Bakanlık bir dizi tedbirler alma yoluna gitti. Bu tedbirlerden çok etkilendik.Maliyetlerimiz arttı. Üzerimize ağır yük bindi.Ağırlaşan düzenlemeler ve bürokratik baskılar sonucu pek çok butik otel asıl işlevini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya. Bu gelişmenin Kemer turizmine olası olumsuz etkilerinin kimseler farkında değil" dedi.
"Kartalkaya faciasının ardından Bakanlıkça yangın güvenliği ile ilgili alınan tedbirlerin butik otelleri ne denli etkilediğini biliyorum" dedim.
Bu köşede daha önce de yazdım.Özellikle uygulamaya konulan yönetmelikler, yangın güvenliği düzenlemeleri, ruhsat süreçleri ve sürekli değişen mevzuatlar küçük ölçekli işletmeler üzerinde ciddi bir yük oluşturuyor. Büyük sermayeli tesislerin daha kolay uyum sağlayabildiği bu süreçte, sınırlı bütçeyle ayakta kalmaya çalışan pansiyon ve butik oteller için koşullar giderek ağırlaşıyor. Ayakta durmakta zorlanıyorlar. Birçok işletmeci artık turizm yapamaz halde.
Oysa küçük işletmelerin Kemer'e ekonomik- sosyal getirisi çok büyük.Her şey dahil sistemiyle çalışan lüks oteller, turistin dış dünya ile iletişimini kısıtlıyor. Butik oteller ise turistin şehirle temasını artırıyor.Kemer'e canlılık getiriyor, renk getiriyor. Hayat veriyor.
Ayrıca küçük oteller, sınırlı gelirli yerli ve yabancı turistler için önemli bir seçenek oluşturuyor. Orta ve dar gelir grubuna hitap eden bu yapı, turizmi sadece belirli bir ekonomik kesimin erişebildiği bir alan olmaktan çıkarıyor.
Butik işletme sahibinin ifade ettiği gibi, bu tesislerin personel lojmanına dönüşerek birer birer sistem dışına itilmeleri halinde, Kemer daha pahalı, daha tek tip ve şehir ekonomisinden kopuk bir turizm modeline doğru sürüklenebilir.
Küçük otellerin büyük tesislerin lojmanına dönüşmesi , Kemerin konaklama çeşitliliğini azaltır, çarşı ekonomisini zayıflatır. Kemere gelen dar gelirli turist sayısını düşürür.
Otel işletmecisine "yakınmakta haklısınız. Peki beklentiniz nedir ?" diye sordum. "Beklentimiz çok basit.Kemer'deki küçük otellerin sessiz dönüşümünü önlemek için, Kemer’deki küçük aile otelleri korunmalı, desteklenmeli ve daha uygulanabilir mevzuatlarla nefes almalarının sağlanması gerekir. Bu sağlanamazsa Kemer, yıllar içinde kendi turizm çeşitliliğini kaybeden bir destinasyona dönüşebilir." dedi.
"Büyük balık küçük balıkları yutar" denir. Kemer'de büyük otellerin küçük otelleri yutmalarına göz yumulmamalı. Butik otellerin personel lojmanına dönüşmesi önlenmeli. Kemer'deki küçük otellerin çığlığına kulak verilmeli.Haklı beklentileri karşılanmalı.