Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Antalya

Yeni Kemer - Antalya haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Antalya haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ASAT’TAN 400 BİN SU SAYACI İÇİN YENİLEME KARARI Haber

ASAT’TAN 400 BİN SU SAYACI İÇİN YENİLEME KARARI

ASAT’TAN 400 BİN SU SAYACI İÇİN YENİLEME PROGRAMI Antalya Su ve Atıksu İdaresi Genel Müdürlüğü (ASAT), kullanım ve damga süresi dolan su sayaçlarının yenilenmesi için Antalya genelinde kapsamlı bir çalışma başlattı. Program kapsamında kent genelinde yaklaşık 400 bin su sayacının değiştirilmesi planlanıyor. Antalya’nın artan nüfusu, turizm hareketliliği ve buna bağlı olarak yükselen su tüketimi, kentin su altyapısının sürekli olarak yenilenmesini ve modernize edilmesini zorunlu hale getiriyor. Bu kapsamda ASAT tarafından yürütülen sayaç yenileme programıyla, kullanım süresi ve damga süresi dolan yüz binlerce su sayacının yenilenmesi hedefleniyor. Edinilen bilgilere göre çalışma kapsamında 300 bin sayacın Antalya merkez ilçelerinde, 60 bin sayacın Alanya’da, 40 bin sayacın ise Manavgat’ta değiştirilmesi planlanıyor. Sayaç yenileme çalışmalarının, belirlenen takvim doğrultusunda farklı bölgelerde sürdürüldüğü belirtilirken, uygulamanın yalnızca eski sayaçların değiştirilmesiyle sınırlı olmadığı, aynı zamanda Antalya’nın su ölçüm altyapısının daha modern ve güvenilir hale getirilmesini amaçladığı ifade ediliyor. SAYAÇLAR NEDEN DEĞİŞTİRİLİYOR? Su sayaçları uzun yıllar kullanıldığında mekanik olarak yıpranabiliyor. Zaman içerisinde ölçüm hassasiyetinin azalması, cihazların teknik performansında meydana gelebilecek kayıplar ve mevzuatta belirlenen kullanım ve damga sürelerinin dolması nedeniyle sayaçların yenilenmesi gerekiyor. Yeni sayaçlarla birlikte abonelerin tükettiği su miktarının daha doğru ölçülmesi, ölçüm sistemlerinin güvenilirliğinin artırılması ve sayaçlardan kaynaklanabilecek olası uyuşmazlıkların azaltılması hedefleniyor. Özellikle milyonlarca yerli ve yabancı ziyaretçiyi ağırlayan Antalya’da su tüketiminin yüksek olması, doğru ve güvenilir ölçüm sistemlerini daha da önemli hale getiriyor. KAYIP VE KAÇAKLA MÜCADELEYE KATKI ASAT’ın 400 bin sayacı kapsayan yenileme programı, aynı zamanda su kayıp ve kaçaklarıyla mücadele açısından da önem taşıyor. Modern ve daha hassas ölçüm yapabilen sayaçların yaygınlaştırılmasıyla su tüketiminin daha sağlıklı izlenmesi, tüketim verilerinin değerlendirilmesi ve şebekedeki olası kayıpların daha etkin biçimde tespit edilmesine katkı sağlanması bekleniyor. Türkiye’nin su kaynakları üzerindeki baskının giderek arttığı bir dönemde, özellikle Antalya gibi hızlı nüfus artışı yaşayan ve turizm nedeniyle yaz aylarında su tüketiminin önemli ölçüde yükseldiği kentlerde suyun verimli kullanılması büyük önem taşıyor. MERKEZ, ALANYA VE MANAVGAT’TA BÜYÜK OPERASYON Sayaç yenileme programının ölçeği, çalışmanın Antalya genelindeki kapsamını da ortaya koyuyor. Planlamaya göre; Antalya merkez ilçeleri: 300 bin sayaçAlanya: 60 bin sayaçManavgat: 40 bin sayaç olmak üzere toplam 400 bin su sayacının yenilenmesi hedefleniyor. Özellikle Alanya ve Manavgat gibi yoğun turizm faaliyetlerinin yaşandığı ilçelerde gerçekleştirilecek sayaç değişimleri, yaz aylarında artan su tüketiminin daha sağlıklı takip edilmesi açısından dikkat çekiyor. VATANDAŞLAR NE YAPMALI? Sayaç değişimi yapılacak abonelerin, ASAT ekiplerinin çalışma yapabilmesi için sayaçların bulunduğu alanlara erişimi kolaylaştırması önem taşıyor. Değişim sırasında mevcut sayaç sökülerek yerine yeni sayaç monte ediliyor ve ardından sistem kontrolleri gerçekleştiriliyor. Bu nedenle sayaçların bulunduğu alanların ekiplerin rahat çalışabileceği durumda tutulması, işlemlerin daha hızlı tamamlanmasına yardımcı oluyor. Vatandaşların ayrıca sayaç değişimiyle ilgili resmî ASAT duyurularını ve bilgilendirmeleri takip etmeleri önem taşıyor. AMAÇ: DAHA DOĞRU ÖLÇÜM, DAHA VERİMLİ SU YÖNETİMİ ASAT’ın gerçekleştirdiği çalışma, Antalya’nın su altyapısının geleceği açısından önemli bir yenileme hamlesi olarak değerlendiriliyor. 400 bin sayacın yenilenmesiyle birlikte hem abonelerin kullandığı su miktarının daha sağlıklı ölçülmesi hem de kent genelindeki su tüketiminin daha etkin takip edilmesi amaçlanıyor. Antalya’nın nüfusunun ve turizm hareketliliğinin sürekli arttığı düşünüldüğünde, suyun doğru ölçülmesi kadar doğru yönetilmesi ve israfın önlenmesi de büyük önem taşıyor. Sayaç yenileme programının tamamlanmasıyla birlikte Antalya’nın su tüketim verilerinin daha sağlıklı takip edilmesi ve su kaynaklarının daha etkin yönetilmesine katkı sağlanması bekleniyor.

MİKROPLASTİK KİRLİLİĞİ DENİZLERİMİZİ TEHDİT EDİYOR Haber

MİKROPLASTİK KİRLİLİĞİ DENİZLERİMİZİ TEHDİT EDİYOR

Türkiye’nin Akdeniz kıyılarındaki plastik kirliliği tartışmaları yeniden gündemde. Adana’daki geri dönüşüm tesislerinin çevresinde yapılan bir araştırmada, tesislerin aşağısındaki sularda yukarı akış noktalarına göre 132 kata kadar daha fazla plastik tespit edildiği bildirildi. Çevre örgütleri ise Avrupa’dan Türkiye’ye plastik atık ithalatının durdurulması çağrısında bulunuyor. Adana’daki geri dönüşüm tesislerinin çevresindeki kanallarda gerçekleştirilen bilimsel araştırma, plastik kirliliğinin boyutlarına ilişkin dikkat çekici sonuçlar ortaya koydu. Araştırmada, geri dönüşüm tesislerinin aşağısındaki sularda, tesislerin üst kısmındaki noktalara kıyasla 132 kata kadar daha fazla plastik parçacığı tespit edildiği belirtildi. Araştırmanın ortaya koyduğu bir diğer bulgu ise üç kanaldan nehirlere taşınan mikroplastik miktarı oldu. Buna göre söz konusu kanallardan nehirlere saatte 5,3 milyar mikroplastik parçacığının taşınabileceği hesaplandı. Mikroplastikler nehirlerden Akdeniz’e taşınıyor Çevre örgütleri, plastik atıkların yalnızca geri dönüşüm tesislerinin sınırları içerisinde değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekiyor. Tesislerden çevreye yayılan plastiklerin su kanalları ve nehirler aracılığıyla Akdeniz’e ulaşabileceği belirtiliyor. Mersin, Adana ve Antalya kıyılarında plastik ve mikroplastik kirliliğine ilişkin görüntüler de zaman zaman vatandaşlar tarafından sosyal medyada paylaşılıyor. Çevre örgütleri ve bazı uzmanlar, kirliliğin kaynaklarının araştırılması ve plastik atık yönetiminin daha sıkı denetlenmesi gerektiğini savunuyor. Avrupa’dan Türkiye’ye plastik atık akışı tartışılıyor Tartışmanın bir diğer boyutunu ise Avrupa’dan Türkiye’ye gönderilen plastik atıklar oluşturuyor. Türkiye uzun süredir Avrupa ülkelerinden plastik atık kabul eden önemli ülkeler arasında yer alıyor. Çevre örgütleri, geri dönüştürülmek amacıyla Türkiye’ye gönderilen plastik atıkların bir bölümünün çevre açısından risk oluşturduğunu ve atıkların usulsüz biçimde doğaya bırakılıp bırakılmadığının etkin şekilde denetlenmesi gerektiğini belirtiyor. Greenpeace ve Change.org üzerinden yürütülen kampanyalarda da plastik atık ithalatının yasaklanması yönünde çağrılar yapılıyor. “Geri dönüşüm, kirliliğin taşınması anlamına gelmemeli” Çevre örgütlerinin açıklamalarında, Avrupa’da kullanıldıktan sonra Türkiye’ye “geri dönüştürülecek ham madde” olarak gönderilen plastiklerin tesislere ulaşmasının sürecin sonu olmadığı vurgulanıyor. Kampanyayı destekleyenler, plastik atıkların başka bir ülkeye gönderilmesinin tek başına geri dönüşüm anlamına gelmediğini savunarak, atıkların işlenmesi sırasında ortaya çıkan plastik parçacıkların toprağa ve su kaynaklarına karışmasının önlenmesini istiyor. Uzmanlar ise plastik kirliliğiyle mücadelede yalnızca geri dönüşüm kapasitesinin artırılmasının yeterli olmadığını; atığın kaynağında azaltılması, etkin denetim, izlenebilirlik ve çevresel standartların uygulanmasının da kritik önem taşıdığına dikkat çekiyor. Çevre örgütlerinin çağrısı ise net: Türkiye’nin plastik atık ithalatında daha sıkı bir politika izlemesi ve çevreye zarar veren uygulamaların önüne geçilmesi.

TURİZMCİLERDEN PRİM DESTEĞİNE TEPKİ Haber

TURİZMCİLERDEN PRİM DESTEĞİNE TEPKİ

TURİZMCİLERDEN PRİM DESTEĞİNE TEPKİ: "Ayrım Yapılmasın, Tüm Tesisler Desteklensin!" ANTALYA – Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Hacısüleyman ve MG Hotels Sahibi Murat Gökhan, 31 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 7590 sayılı kanun düzenlemesiyle turizm sektörüne sağlanan sigorta primi desteğini değerlendirdi. Sektör temsilcileri, istihdamı teşvik eden düzenlemeyi olumlu bulmakla birlikte, desteğin yalnızca "Turizm İşletmesi Belgesi" bulunan özel tesislere verilip "Basit Konaklama Belgeli" işletmelerin dışarıda bırakılmasına tepki gösterdi. ATSO Başkanı Yusuf Hacısüleyman: "Aynı Sorumluluğu Taşıyorsak Eşit Destek Görmeliyiz" Düzenlemenin işgücü maliyetlerini azaltması ve kayıtlı istihdamı koruması açısından kıymetli olduğunu belirten ATSO Başkanı Yusuf Hacısüleyman, mevcut uygulamanın eksik kaldığına dikkat çekti. Sektördeki tüm konaklama tesislerinin benzer ekonomik yüklerle mücadele ettiğini vurgulayan Hacısüleyman, şunları söyledi: "Konaklama tesislerimizin belge statüleri farklı olabilir ancak hepsi devlete karşı yükümlülüklerini eksiksiz yerine getiriyor. İşletmelerimiz Kurumlar Vergisi, KDV, Konaklama Vergisi ve Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA) payı gibi tüm ödemelerini yapıyor. Aynı sorumluluğu üstlenen işletmeler arasında destek mekanizmalarında da eşitlikçi bir anlayış benimsenmelidir." Artan işçilik maliyetleri, nitelikli personel temini ve küresel rekabet baskısının tüm sektörü etkilediğini ifade eden Hacısüleyman, desteğin Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından belgelendirilen tüm konaklama tesislerine yaygınlaştırılması çağrısında bulundu. MG Hotels Sahibi Murat Gökhan: "Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler Mağdur Ediliyor" Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Murat Gökhan ise özellikle Antalya, Kemer ve çevresindeki yüzlerce küçük ve orta ölçekli işletmenin kapsam dışı bırakılması nedeniyle mağdur olduğunu belirtti. Basit Konaklama Belgeli tesislerin turizm ekosisteminin vazgeçilmez bir parçası olduğunu vurgulayan Gökhan, tepkisini şöyle dile getirdi: "Bu tesisler yıllardır ülke turizmine hizmet veriyor; misafir ağırlıyor, istihdam sağlıyor, vergisini ve SGK primlerini düzenli yatırıyor. Buna rağmen yalnızca belge türü gerekçe gösterilerek desteğin dışında bırakılmaları büyük bir hayal kırıklığı yaratmıştır. Personel giderleri işletmelerimizin üzerindeki en büyük yüklerden biri haline geldi. Aynı işi yapan, aynı yükümlülükleri taşıyan işletmeler arasında ayrım yapılması hakkaniyetli değildir." Turizmde sürdürülebilirliğin sadece büyük yatırımlarla değil, küçük aile işletmeleri ve butik otellerin yaşamasıyla mümkün olduğunu belirten Gökhan, taleplerinin ayrıcalık değil, eşit muamele olduğunu kaydetti: "Talebimiz net: Basit Konaklama Belgeli tesisler de diğer işletmelerle aynı şartlarda sigorta primi desteğinden yararlanmalıdır. Yapılacak adil bir düzenleme kayıtlı istihdamı artıracak ve Türk turizminin rekabet gücüne doğrudan katkı sağlayacaktır."

DENİZE SIRTINI DÖNEN KÖRFEZ ŞEHRİ Haber

DENİZE SIRTINI DÖNEN KÖRFEZ ŞEHRİ

DENİZE SIRTINI DÖNEN KÖRFEZ ŞEHRİ ANTALYA Bir körfez şehri düşünün… Dünya turizminin en önemli destinasyonlarından biri, milyonlarca yerli ve yabancı turistin cazibe merkezi. Adı Antalya. Fakat bu şehrin denizle olan ilişkisi, ne yazık ki sadece plajlarla ve otel iskeleleriyle sınırlı. Bir körfez şehrinde deniz ulaşımının olmaması, artık ne turizm açısından ne de Antalya’da yaşayanlar açısından izah edilebilir bir durum değildir. 1990’lı yılların 300 bin nüfuslu Antalya’sı, bugün 3 milyona dayanmış bir metropol. Ama sorun şu ki, ulaşıma bakış hâlâ 1990’larda kalmış. Battı-çıktılarla, birkaç kavşak düzenlemesiyle günü kurtaran bir anlayış hâkim. Oysa bu “pansuman çözümler”in yaraya derman olmadığı çoktan görülmüş durumda. Sabah ve akşam trafiğinde adım adım ilerleyen binlerce araç, toplu taşıma seçeneklerinin sınırlılığı, raylı sistemin eksiklikleri… Antalya nefes alamıyor. Ve en önemlisi: Denize sırtını dönmüş bir şehirde yaşıyoruz. Körfez boyunca Konyaaltı’ndan Lara’ya uzanan hat, çağdaş bir deniz ulaşımıyla desteklenseydi bugün bambaşka bir Antalya konuşuyor olurduk. Hem kent içi ulaşım rahatlar, hem turizme farklı bir soluk gelirdi. Bir turist düşünün; sabah Kaleiçi’nden binecek, akşam Konyaaltı’nda gün batımını izleyecek. Bir Antalyalı hayal edin; işine, okuluna denizden gidecek. Bu tablo, dünyadaki birçok sahil kentinde sıradan bir gerçeklik iken, bizde hâlâ bir hayal. Dahası, kruvaziyer turizminin Antalya’da yok denecek kadar az oluşu, başlı başına bir kayıp. Bu şehir Akdeniz’in incisi diye anılıyor ama Akdeniz kruvaziyer haritalarında adı neredeyse yok. Oysa Antalya, sadece deniz-güneş-kum üçgeninde değil, tarih, doğa ve kültür turizmiyle de devasa bir cazibe merkezi olabilecek potansiyele sahip. Artık Antalya’nın “geç kalmış projeler şehri” olmaktan kurtulması gerekiyor. Deniz ulaşımı sadece bir ulaşım meselesi değil; turizmin geleceği, şehrin kimliği, yaşayanların yaşam kalitesi meselesidir. Kentin planlamacıları ve yöneticileri, günübirlik çözümleri bırakıp Antalya’nın ufkuna yakışan vizyoner adımlar atmak zorundadır. Çünkü Antalya’nın denize sırtını dönmeye değil, denizle barışmaya ihtiyacı var.

KEMER'DE TARİH YENİDEN AYAĞA KALKIYOR Haber

KEMER'DE TARİH YENİDEN AYAĞA KALKIYOR

KEMER'DE TARİH YENİDEN AYAĞA KALKIYOR Mustafa Ertuğrul Mevzileri ve Üç Adalar'dan sonra gözler Selçuklu Av Köşkü'nde Kemer, dünyanın en önemli turizm destinasyonlarından biri olarak her yıl milyonlarca yerli ve yabancı ziyaretçiyi ağırlıyor. Ancak Kemer'i özel yapan yalnızca masmavi denizi, doğal güzellikleri ve modern turizm tesisleri değil. Binlerce yıllık tarihi mirası da ilçeye eşsiz bir kimlik kazandırıyor. Ne yazık ki yıllardır Kemer'in birçok tarihi ve kültürel değeri çeşitli projelerle gündeme gelmesine rağmen uygulama aşamasına geçirilemedi. Hazırlanan raporlar raflarda kaldı, açıklamalar yapıldı, umutlar yeşerdi ancak beklenen çalışmalar bir türlü başlayamadı. Son günlerde yaşanan gelişmeler ise bu tablonun değişmeye başladığını gösteriyor. Mustafa Ertuğrul Mevzileri için tarihi adım Kemer'in milli mücadele tarihindeki en önemli simgelerinden biri olan Mustafa Ertuğrul Aker Mevzileri için başlatılan koruma ve ihya çalışmaları, ilçenin tarih turizmi açısından büyük önem taşıyor. Topçu Yüzbaşı Mustafa Ertuğrul Aker'in, İtilaf Devletleri'nin savaş gemilerine karşı kazandığı başarılar yalnızca Türk askeri tarihi açısından değil, dünya harp tarihi açısından da dikkat çekici örnekler arasında yer alıyor. Yıllardır kaderine terk edilen mevzilerin bilimsel yöntemlerle korunacak olması, ziyaretçi rotalarına dahil edilmesi ve gelecek kuşaklara aktarılacak olması Kemer için önemli bir kazanım olacaktır. Bu proje tamamlandığında yalnızca tarihi bir alan korunmuş olmayacak; aynı zamanda Kemer'e yeni bir kültür ve tarih turizmi destinasyonu kazandırılmış olacaktır. Üç Adalar artık daha güçlü korunacak Sevindirici gelişmeler bununla da sınırlı değil. Akdeniz'in en önemli dalış merkezlerinden biri kabul edilen Üç Adalar için de koruma odaklı yeni bir süreç başladı. Mercanları, deniz canlıları ve biyolojik çeşitliliğiyle dünya çapında tanınan bu bölgenin bilimsel esaslarla korunması, sürdürülebilir turizm açısından son derece önemli bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Bugün dünyanın gelişmiş turizm destinasyonları artık yalnızca otelleri değil, doğal mirasını da koruyarak marka değerini artırıyor. Kemer'in de bu anlayış doğrultusunda hareket etmesi, geleceğin turizm vizyonu açısından büyük önem taşıyor. Tarih turizmi Kemer'in yeni gücü olabilir Kemer denildiğinde akla ilk olarak deniz, güneş ve doğa geliyor. Oysa ilçenin sahip olduğu tarihi miras çok daha geniş bir potansiyele sahip. Phaselis'ten Idyros'a, Selçuklu eserlerinden Osmanlı dönemine, Milli Mücadele kahramanlıklarından Likya uygarlığına kadar uzanan zengin tarih, doğru planlama ile turizmin on iki aya yayılmasına önemli katkılar sağlayabilir. Bugün Avrupa'nın birçok kentinde ziyaretçilerin en fazla ilgi gösterdiği yerler tarihi rotalar, kültürel miras alanları ve açık hava müzeleridir. Kemer de aynı potansiyele fazlasıyla sahiptir. Şimdi sıra Selçuklu Av Köşkü'nde Bütün bu olumlu gelişmelerin ardından kamuoyunun beklentisi doğal olarak Selçuklu Av Köşkü'ne yönelmiş durumda. Yüzyıllardır ayakta duran bu eşsiz yapı, Kemer'in en önemli tarihi simgelerinden biri olmasına rağmen uzun yıllardır hak ettiği ilgiyi göremedi. Restorasyon projeleri hazırlandı. Çeşitli kurumlar tarafından açıklamalar yapıldı. Ancak beklenen uygulamalar bugüne kadar gerçekleştirilemedi. Oysa Selçuklu Av Köşkü yalnızca tarihi bir bina değildir. Anadolu Selçuklu döneminin Akdeniz kıyısındaki nadir eserlerinden biri olarak Türk tarihinin önemli tanıkları arasında yer almaktadır. Doğru bir restorasyon ve çevre düzenlemesiyle burası yalnızca ziyaret edilen bir yapı değil; sergilerin, kültürel etkinliklerin ve tarih anlatılarının merkezi haline gelebilir. Kemer geleceğini tarihine sahip çıkarak kurmalı Bugün atılan her koruma adımı aslında geleceğe yapılan bir yatırımdır. Turizm artık sadece deniz ve güneşten ibaret değildir. Kültür, tarih, gastronomi, doğa ve sürdürülebilirlik, yeni turizm anlayışının temel unsurları haline gelmiştir. Mustafa Ertuğrul Mevzileri ve Üç Adalar projeleri, Kemer'in bu yeni vizyonu benimsediğini göstermesi açısından son derece değerlidir. Şimdi aynı kararlılığın Selçuklu Av Köşkü için de ortaya konulmasını bekliyoruz. Başta Antalya Valimiz olmak üzere, ilgili bakanlıklarımızı, yerel yönetimlerimizi ve tüm paydaşları bu tarihi mirası ayağa kaldıracak projeyi hayata geçirmeye davet ediyoruz. Çünkü Kemer'in geleceği yalnızca yeni oteller yapmakla değil; geçmişine sahip çıkmakla da şekillenecektir. Tarih korunursa kimlik yaşar. Kimlik yaşarsa turizm güçlenir. Kemer artık bu dönüşümü gerçekleştirecek fırsatı yakalamıştır.

ULUPINAR, SICAK YAZ GÜNLERİNDE TURİSTLERİN GÖZDESİ OLMAYA DEVAM EDİYOR Haber

ULUPINAR, SICAK YAZ GÜNLERİNDE TURİSTLERİN GÖZDESİ OLMAYA DEVAM EDİYOR

ULUPINAR, SICAK YAZ GÜNLERİNDE TURİSTLERİN GÖZDESİ OLMAYA DEVAM EDİYOR KEMER – Toros Dağları'nın eteklerinde, yemyeşil doğanın ve buz gibi kaynak sularının arasında yer alan Ulupınar, yaz sıcaklarından bunalanların vazgeçilmez adreslerinden biri olmayı sürdürüyor. Doğal güzelliği, balık restoranları ve Likya Yolu üzerindeki konumuyla bölge, her yıl binlerce yerli ve yabancı ziyaretçiyi ağırlıyor. Kemer'e yaklaşık 27 kilometre, Antalya kent merkezine ise 70 kilometre uzaklıkta bulunan Ulupınar, Antalya-Kumluca karayolu üzerinde, Çıralı yol ayrımından yaklaşık 3 kilometre önce yer alıyor. Dünyaca ünlü Likya Yolu'nun önemli duraklarından biri olan bölge, özellikle doğa yürüyüşü tutkunlarının uğrak noktaları arasında bulunuyor. Çıralı ile Ulupınar arasındaki yaklaşık 8-10 kilometrelik parkur, her gün yüzlerce doğasever tarafından yürünüyor. Toroslar'dan çıkan ve yazın en sıcak günlerinde bile buz gibi akan kaynak suları, Ulupınar'a ayrı bir güzellik katıyor. Dere üzerine kurulu ahşap platformlarda, su sesleri eşliğinde yapılan kahvaltılar ve taze alabalık başta olmak üzere yöresel lezzetler, ziyaretçilere unutulmaz bir deneyim sunuyor. Bölge, özellikle yaz aylarında doğanın renk değiştirmesiyle farklı bir güzelliğe bürünüyor. Ulupınar'da aynı konseptte hizmet veren birçok restoran bulunuyor. Bunlardan biri de 1988 yılından bu yana faaliyet gösteren Tropik Restoran. İşletmeciliğini Muhammed Akkelle'nin yaptığı restoran, yıllardır kalite, lezzet ve uygun fiyat anlayışından ödün vermeden hizmet vermeye devam ediyor. Muhammed Akkelle, en büyük hedeflerinin her zaman misafir memnuniyeti olduğunu belirterek şunları söyledi: "Yıllardır en büyük çabamız ve hedefimiz misafir memnuniyetidir. Lezzet ve hizmet konusunda her zaman iddialıyız. Son dönemde en çok önem verdiğimiz konulardan biri de fiyat dengesi. Yaşanan ekonomik zorluklara rağmen misafirlerimizi memnun edecek fiyat politikamızı korumaya özen gösteriyoruz. Uzun yıllardır severek yaptığımız bu işi aynı anlayışla uzun yıllar sürdürmek istiyoruz." Doğayla iç içe atmosferi, serin iklimi, zengin kahvaltı seçenekleri ve taze alabalık başta olmak üzere özgün menüsüyle Ulupınar, Kemer'de alternatif turizm denildiğinde ilk akla gelen destinasyonlardan biri olmayı sürdürüyor. Yaz aylarında serin bir mola vermek isteyenler için Ulupınar, doğal güzelliği ve kaliteli hizmet anlayışıyla misafirlerini bekliyor.

ÜÇ ADALAR KORUMA ALTINA ALINIYOR Haber

ÜÇ ADALAR KORUMA ALTINA ALINIYOR

Üç Adalar Koruma Altına Alınıyor: Kemer'de Deniz Yaşamı İçin Tarihi Proje Antalya Valiliği öncülüğünde başlatılan Antalya Mavi Akdeniz İnisiyatifi kapsamında Kemer'deki Üç Adalar ve çevresi pilot koruma alanı ilan edildi. Deniz çayırlarının yeniden canlandırılması, biyolojik çeşitliliğin korunması ve sürdürülebilir ekosistem yönetimi için kapsamlı bir iş birliği protokolü imzalandı. Antalya Valiliği ile Deniz Yaşamını Koruma Derneği (DYKD) arasında, Antalya'nın denizel, kıyısal, karasal ve iç su ekosistemlerinin korunmasına yönelik önemli bir iş birliği protokolü imzalandı. Antalya Mavi Akdeniz İnisiyatifi kapsamında hayata geçirilen proje ile denizel biyolojik çeşitliliğin korunması, bilimsel çevre yönetiminin güçlendirilmesi ve gelecek nesillere sağlıklı bir deniz ekosistemi bırakılması hedefleniyor. Antalya Valiliği Hükümet Konağı'nda düzenlenen imza törenine Antalya Valisi Hulusi Şahin, Antalya Mavi Akdeniz İnisiyatifi Proje Koordinatörü Ebru Şahin, Vali Yardımcısı Hulusi Arat, Deniz Yaşamını Koruma Derneği Başkanı Volkan Narcı ve Kemer Yöresi Tanıtım Vakfı Başkanı Volkan Yorulmaz katıldı. Pilot Bölge Kemer'deki Üç Adalar Protokol kapsamında pilot uygulama alanı olarak Kemer ilçesi açıklarındaki Üç Adalar ve çevresi belirlendi. Ancak yürütülecek çalışmalar yalnızca bu bölgeyle sınırlı kalmayacak; Antalya genelindeki denizel, kıyısal ve iç su ekosistemlerini kapsayacak şekilde genişletilecek. Çalışmalar Antalya Valiliği koordinasyonunda; kamu kurumları, üniversiteler, araştırmacılar, yerel yönetimler, balıkçılık kooperatifleri, dalış merkezleri, turizm sektörü temsilcileri ve sivil toplum kuruluşlarının katkılarıyla yürütülecek. Deniz Çayırları Yeniden Hayat Bulacak Proje kapsamında Üç Adalar'ın biyolojik ve ekolojik envanteri çıkarılacak, deniz habitatları bilimsel yöntemlerle incelenecek ve hassas türler kayıt altına alınacak. Akdeniz ekosistemi açısından büyük önem taşıyan Posidonia oceanica deniz çayırları haritalandırılarak düzenli şekilde izlenecek. Ayrıca hayalet ağlar ve deniz kirliliğine neden olan unsurların temizlenmesine yönelik çalışmalar gerçekleştirilecek. Bilimsel Verilerle Koruma Modeli Projenin önemli ayaklarından birini de vatandaş bilimi uygulamaları oluşturacak. Deniz Yaşamını Koruma Derneği tarafından geliştirilen Mavi Atlas sistemiyle vatandaşların da bilimsel çalışmalara katkı sağlaması hedeflenirken, ulusal ve uluslararası çalıştaylarla elde edilen veriler bilim dünyasıyla paylaşılacak. Elde edilecek bilimsel veriler, Antalya Valiliği koordinasyonunda ilgili kamu kurumlarına sunularak doğal kaynakların korunmasına yönelik politika ve uygulamalara katkı sağlayacak. Vali Hulusi Şahin: "Antalya Denizlerini Eski Günlerine Döndüreceğiz" İmza töreninde konuşan Antalya Valisi Hulusi Şahin, Antalya Mavi Akdeniz İnisiyatifi'nin yıl başından bu yana yoğun çalışmalar sonucunda şekillendiğini belirterek şunları söyledi: "Bugün bu inisiyatifin en önemli bileşenlerinden birini hayata geçiriyoruz. Denizaltı yaşamının yeniden canlandırılması ve kaybettiğimiz deniz çayırlarının ihyasıyla Antalya denizlerini eski güzel günlerine döndürmek için kritik bir adım atıyoruz. Bu çalışmayı Marmara Denizi'ndeki başarılı projeleriyle örnek olan Deniz Yaşamını Koruma Derneği ile birlikte yürütmekten mutluluk duyuyoruz." "Üç Adalar Yeniden İhya Edilecek" Kemer Yöresi Tanıtım Vakfı'nın projeye önemli destek verdiğini belirten Vali Şahin, Üç Adalar'da deniz çayırlarının yeniden oluşturulması ve deniz yaşamının canlandırılması için başlatılan çalışmanın kısa sürede olumlu sonuçlar vereceğine inandıklarını ifade etti. Volkan Narcı: "Doğayı İyileştirmek İçin Buradayız" Deniz Yaşamını Koruma Derneği Başkanı Volkan Narcı ise konuşmasında, Türkiye'de deniz ekosistemlerinin onarıcı restorasyonu konusunda çalışan öncü sivil toplum kuruluşlarından biri olduklarını belirterek şu ifadeleri kullandı: "Biz doğayı iyileştirmeye çalışan bir ekibiz. Kamu kurumlarını, özel sektörü ve vatandaşlarımızı aynı hedefte buluşturarak deniz yaşamını yeniden güçlendirmek için çalışıyoruz. Antalya'da başlattığımız bu proje bizim için büyük bir gurur kaynağıdır." Başlatılan proje ile Kemer'in simge dalış bölgelerinden biri olan Üç Adalar'da deniz yaşamının korunması, biyolojik çeşitliliğin artırılması ve sürdürülebilir mavi ekonomi uygulamalarının geliştirilmesi hedeflenirken, elde edilecek deneyimin Türkiye'nin uluslararası iklim ve biyolojik çeşitlilik hedeflerine de katkı sunması amaçlanıyor.

SEMANUR KURT ANTALYA KENT KONSEYİNDE YENİDEN BAŞKAN Haber

SEMANUR KURT ANTALYA KENT KONSEYİNDE YENİDEN BAŞKAN

Antalya Kent Konseyi'nde Semanur Kurt Yeniden Başkan Seçildi Antalya Kent Konseyi'nin 9 Temmuz 2026 tarihinde Atatürk Kültür Merkezi (AKM) Perge Salonu'nda gerçekleştirilen genel kurulunda yeni dönem yönetimi belirlendi. Yapılan seçim sonucunda mevcut başkan Semanur Kurt, üyelerin güvenini yeniden kazanarak Antalya Kent Konseyi Başkanlığı görevine yeniden seçildi. Yoğun katılımla gerçekleşen genel kurul toplantısında Antalya'nın kamu kurumları, yerel yönetimleri ve sivil toplum kuruluşlarını temsil eden çok sayıda isim bir araya geldi. Toplantıya Antalya Milletvekili Cavit Arı, Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, siyasi parti temsilcileri, oda başkanları, muhtarlar, akademisyenler ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı. Genel kurulda başkanlık seçiminin yanı sıra Antalya Kent Konseyi'nin yeni dönem Yürütme Kurulu da belirlendi. Yapılan oylama sonucunda Seda Bayraktar, Güler Yılmaz Birol, Şaban Tat, Tuncay Neyişçi, Veysel Barut, İbrahim Bakır, Nazif Alp ve Osman Ayık yürütme kurulu üyeliklerine seçildi. Toplantıda ayrıca Kent Konseyi bünyesinde çalışmalarını sürdürecek çalışma grupları ile meclislerin başkanları da belirlenerek yeni dönemin yol haritası oluşturuldu. Yeni dönemde Antalya Kent Konseyi'nin; yerel yönetim, sivil toplum ve vatandaşlar arasındaki iş birliğini güçlendiren, kentin ortak akılla yönetilmesine katkı sunan çalışmalarını sürdürmesi bekleniyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.