Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Hafıza

Yeni Kemer - Hafıza haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hafıza haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

GİRAY ERCENK'İ KAYBETTİK Haber

GİRAY ERCENK'İ KAYBETTİK

Giray Ercenk’in Ardından Dün toprağa verilen Giray Ercank arından önemli hizmetler bıraktı. Bazı insanlar yaşadıkları kente yalnızca ayak basmaz; onu okur, dinler, anlar ve hafızasına kazır. Giray Ercenk, Antalya’nın ve Anadolu’nun sessiz tanığıydı. Toprağın altındaki yolu, dağın arkasındaki sesi, taşın belleğindeki zamanı merak eden bir tarihçiydi. Onun için tarih, yalnızca geçmişe ait bir anlatı değil; bugünü anlamanın, geleceği kurmanın en sahici yoluydu. Giray Ercenk, akademik unvanların ötesinde bir kültür insanıydı. Amfilerde ders anlatırken de, bir dağ köyünde yürürken de aynı heyecanla konuşurdu. Antik yolları anlatırken, aslında insanın yeryüzüyle kurduğu kadim ilişkiyi tarif ederdi. Pamphylia’nın taşlarına, Döşemealtı’nın su yapılarına, Toroslar’ın üretim kültürüne bakarken; tarihi bir “olaylar dizisi” değil, yaşayan bir organizma olarak görürdü. Onu tanıyanlar bilir: Giray Ercenk’in cümleleri didaktik değildi. Anlatırken öğretir, öğretirken düşündürürdü. “Dağın Dili” derken, yalnızca coğrafyayı değil; emeği, üretimi, inadı ve direnci de kastederdi. Anadolu’nun bilgeliğini, 13. yüzyıl aydınlanmasını, bilge insanların izini sürerken; bugünün dünyasına sessiz ama derin bir itiraz bırakırdı. Akademiyle sokağı, kitapla hayatı, geçmişle bugünü birleştiren nadir insanlardandı. Turist rehberliği seminerlerinde anlattıkları, yalnızca bilgi değil; bir bakış açısıydı. Bir yolun neden oradan geçtiğini anlatırken, aynı zamanda “neden hâlâ oradayız?” sorusunu da sordururdu. Gazete yazılarında ise daha çıplak, daha doğrudandı. Çevreye, kente, siyasete ve kültüre dair kaygılarını saklamazdı. “Damdaki Deve Sürüsü” tam da bu yüzden bir kitaptan fazlasıydı; memleket hâllerine tutulmuş ironik ama vicdanlı bir aynaydı. Giray Ercenk, ödüllerden çok iz bırakanlardandı. ANSİAD’ın verdiği “Yılın Kültür Adamı” unvanı, onun yürüdüğü yolun yalnızca küçük bir işaretiydi. Asıl ödülü, yetiştirdiği öğrencilerin hafızasında, yazılarının altını çizen okurlarında ve Anadolu’ya başka gözle bakmayı öğrenenlerdeydi. Bugün onun ardından konuşurken, bir tarihçiyi değil yalnızca; bir hafıza işçisini uğurladığımızı biliyoruz. Giray Ercenk, bu toprakların hikâyesini aceleyle anlatmadı. Dinledi, düşündü, sabırla yazdı. Şimdi ardında kitaplar, makaleler, sorular ve suskun ama güçlü bir miras bırakarak gitti. Dağın dili susmaz. Antik yollar kaybolmaz. Onu dinlemeyi bilenler oldukça, Giray Ercenk’in sesi bu topraklarda yaşamaya devam edecek.

KİTAP PINARI ARALIK BULUŞMASI YAPILDI Haber

KİTAP PINARI ARALIK BULUŞMASI YAPILDI

KİTAP PINARI ARALIK BULUŞMASI YAPILDI Serenad’ın Peşinde: Hafızaya, Aşka ve Tarihe Açılan Bir Kapı** Kitap Pınarı okuma topluluğu, Aralık buluşmasında edebiyatın yalnızca sözcüklerden değil, aynı zamanda hafızadan, acıdan, yüzleşmeden ve insanın insanla kurduğu en kırılgan bağlardan oluştuğunu bir kez daha hatırlattı. Moderasyonu Ahsen Yıldız’ın üstlendiği toplantı; Cenap Murtezaoğlu, Belma Murtezaoğlu, Makbule Çapraz, Atilla Çalışkan, Rebia Baltacıoğlu, Özgül Küçük ve Neriman Zevkliler’in yorumlarıyla, adeta çok sesli bir edebiyat korosuna dönüştü. Topluluk Ruhunun Kutlaması Etkinlik, Kitap Pınarı buluşmalarının ikinci yılının kutlanmasıyla açıldı. Bu iki yıllık süreç, yalnızca okunan kitapların kronolojisi değil; aynı zamanda ortak bir yolculuğun, karşılıklı öğrenmenin ve edebiyat aracılığıyla kurulan bir topluluk kültürünün hikâyesi. Toplantının sembolik anlarından biri, Makbule Çapraz’ın el emeği hediyeleri oldu. Bir okuma topluluğunu “topluluk” yapan o ince bağları somutlaştıran bu jest, buluşmanın ruhuna adeta zarif bir imza attı. Serenad: Edebiyatın Hafızaya Düşürdüğü Bir Nota Zülfü Livaneli’nin Serenad romanı, bu ayın merkezine yalnızca bir kitap değil, aynı zamanda bir hafıza yükü bıraktı. Açılış konuşmasında dile getirilen şu cümle, tartışmanın tonunu belirledi: “Bazı kitaplar, sadece bir hikâyeyi anlatmakla kalmaz; insanı zamanın derinliklerine, vicdanın en ücra köşelerine doğru sessizce yürütür.” Serenad, müziğin tınısını tarihin karanlık sayfalarıyla, bireysel bir aşkın kırılganlığıyla ve bilim insanı bir adamın sorumluluk duygusuyla birleştiren çok katmanlı bir roman. Livaneli’nin “Aşk kelimesi çok kirletildi” sözü, romanın alt metnindeki ahlaki ağırlığı daha da belirgin kılıyor. Okurların dikkat çektiği bir diğer nokta, romanın günümüz Türkiye’sine dair sosyolojik gözlem gücü. Modern yaşamın koşuşturması, bireyin yalnızlığı ve duygu dünyasının giderek daralan sınırları, romanın satır aralarında kendine yer buluyor. Struma Faciası: Sessizliğin, Bekleyişin ve Gecikmiş Yüzleşmenin Hikâyesi Toplantının en çarpıcı bölümü, romanın kalbinde yer alan Struma faciasının tarihsel boyutu üzerine yapılan değerlendirmelerdi. 769 mülteciyi taşıyan Struma gemisinin, 2. Dünya Savaşı koşullarında İstanbul açıklarında günlerce çaresizce bekleyişi; diplomatik kaygılar, savaş dengeleri ve uluslararası suskunluk arasında kaybolmuş insan hayatlarının trajedisini gözler önüne serdi. Yalnızca bir kişinin kurtulduğu bu olay, katılımcılar tarafından “tarihin en sessiz çığlıklarından biri” olarak nitelendirildi. Struma üzerinden yürütülen tartışmalar, romanın temel izleklerinden biri olan şu cümleyi güçlendirdi: “Siyasi dengeler değişir, ülkeler yön değiştirir; ama harcanan hep insandır.” Romanın bu trajediyi görünür kılması, katılımcıların ortak değerlendirmesiyle, Türkiye’nin yakın geçmişiyle kurduğu ilişkiye dair önemli bir yüzleşme alanı açıyor. Edebiyatın Birleştirici Dili Buluşmada farklı kuşaklardan okurların katkıları, Serenad üzerine yapılan tartışmayı derinleştirdi. Romanın zaman kurgusu, anlatı tekniği, karakterlerin sembolik anlamı ve Livaneli’nin müzikal üslubu üzerine yapılan değerlendirmeler, toplantıyı adeta küçük bir edebiyat seminerine dönüştürdü. Her bir okurun kendi yaşam deneyiminden getirdiği yorumlar; edebiyatın çoğulcu yapısını, bireysel okuma süreçlerinin nasıl ortak bir zeminde birleşebildiğini gösterdi. Yeni Yıl, Yeni Okuma: Ocak Ayının Kitabı Belirlendi Toplantının sonunda, Ocak ayında okunacak kitap olarak William Golding’in modern klasiklerinden Sineklerin Tanrısı seçildi. İnsan doğasının karanlık yüzüne ayna tutan bu eser, şimdiden yeni tartışmaların kapısını aralamış durumda. Edebiyatın İzinde Bir Yolculuk Daha… Kitap Pınarı’nın Aralık buluşması, edebiyatın hem bireysel iç yolculuklara hem de kolektif hafıza çalışmalarına nasıl kapı araladığını gösteren güçlü bir örnek olarak hafızalara kazındı. Topluluk üyeleri, bir sonraki buluşmada yeni bir kitap, yeni bir tartışma ve yeni bir ortak zihin alanı için yeniden buluşmak üzere salonu terk ettiler.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.