Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Tartışma

Yeni Kemer - Tartışma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tartışma haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İDYROS ANTİK KENTİNİN ÜSTÜNE BETONMU DÖKÜLECEK Haber

İDYROS ANTİK KENTİNİN ÜSTÜNE BETONMU DÖKÜLECEK

İDYROS ANTİK KENTİNİN ÜSTÜNE BETONMU DÖKÜLECEK Yusuf Yavuz yazdı: Antalya’nın Kemer ilçesi bugünlerde önemli bir tartışmanın odağında. Bölgenin simge alanlarından biri olan İdyros Antik Kenti’nin kalıntılarını da içeren 1086 numaralı orman parselinde, 900 yataklı beş yıldızlı bir otel inşa edilmek isteniyor. Koruma alanlarının ortasında yükselmesi planlanan bu proje, turizm yatırımı ile kültürel miras arasındaki hassas dengeyi yeniden gündeme taşıdı. KEMER’İN İLK TURİZM ANILARINDAN, GÜNÜMÜZÜN TARTIŞMALI PROJESİNE Ayışığı Koyu’nun güneybatısında yer alan alan, yıllar boyunca Fransız Tatil Köyü (Club Med) olarak bilinen turizmin ilk örneklerinden birine ev sahipliği yaptı. Kültür ve doğa ile iç içe konumlanan tesis, hem Kemer’in turizm hafızasına hem de kentin kimliğine iz bırakan önemli bir semboldü. Arazinin tahsis süresinin uzatılmasının ardından, kullanım hakkı 2068 yılına kadar Özak Gayrimenkul’e devredildi. Yeni yatırım planları doğrultusunda bölgede Nisan 2024’te başlatılan yol açma çalışmaları sırasında arkeolojik kalıntılar ortaya çıkması, tüm süreci aniden farklı bir boyuta taşıdı. Koruma Kurulu’nun müdahalesiyle çalışmalar durduruldu; ancak tartışmalar durmadı. SİT ALANINDA OTEL MÜMKÜN MÜ? İlgili alan, 1., 2. ve 3. derece Arkeolojik SİT statüleriyle koruma altında. Bu nedenle koruma amaçlı imar planı hazırlanması zorunlu. Ancak hazırlanan planın “koruma” nitelikleri tartışmalı. İdyros Antik Kentine Dokunma Hareketi, planın amacının koruma değil, otel projesine zemin hazırlamak olduğunu savunuyor. Hareket tarafından yapılan açıklamada plan için, “Bu, koruma değil, peşkeş çekme planıdır.” ifadeleri kullanılıyor. UZMAN RAPORLARI: “ALAN ÇOK DAHA GENİŞ” Türkiye Arkeologlar Derneği’nin hazırladığı rapor da tartışmayı alevlendiren önemli veriler sunuyor. Raporda, İdyros Antik Kenti’nin bilinen sınırlarının, imar planında belirtilen alanın çok ötesine geçtiği; yüzlerce dönümlük bir antik yerleşimin planlama sürecinde yok sayıldığı vurgulanıyor. Uzmanlar, yeni SİT sınırlarının bilimsel gerçeklikle bağdaşmadığını; alanın acilen tekrar değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor. TURİZM YATIRIMI MI, KÜLTÜREL TAHRİBAT MI? Kemer, Türkiye turizminin dünya vitrinindeki en güçlü markalarından biri. Ancak bölgenin mevcut kapasitesi ve altyapısı dikkate alındığında, yeni bir 900 yataklı kitlesel turizm tesisine ihtiyaç olmadığı yönündeki görüşler ön plana çıkıyor. Eleştiriler yalnızca kültürel mirasla sınırlı değil: Bölge Kemer’in son ormanlık alanlarından biri Altyapı yetersiz Yeni yapılaşma, kıyı erişimi ve kamusal kullanım alanlarını sınırlayabilir Doğal doku geri dönüşü olmayan şekilde zarar görebilir “KORUMA KURULU KÖR MÜ?” TEPKİSİ Hareketin açıklamasındaki en sert ifadelerden biri, Koruma Kurulu’na yönelik: “Koskoca kenti görmeyip yalnızca %10’unu SİT ilan etmek; Koruma Kurulu kör müdür?” Bu sert çıkış, bölgedeki yerel halkın ve sivil inisiyatiflerin projeye duyduğu derin kaygının bir yansıması niteliğinde. HUKUKİ SÜREÇ BAŞLADI Koruma Amaçlı İmar Planı’nın iptali için dava açıldı. İdyros Antik Kentine Dokunma Hareketi, Kemer’in kültürel ve doğal kimliğini koruma mücadelesine tüm kamuoyundan destek talep ediyor. SONUÇ: KEMER’İN GELECEĞİ HANGİ DEĞER ÜZERİNE İNŞA EDİLECEK? Bu tartışma yalnızca bir otel projesi meselesi değil; Kemer’in geleceğinin hangi değer üzerine kurulacağına dair kritik bir yol ayrımı. Doğal alanların, kıyıların ve arkeolojik mirasın korunması; sürdürülebilir turizmin temel taşı. İdyros örneği ise bu temel taşın ne kadar hassas olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.

KİTAP PINARI ARALIK BULUŞMASI YAPILDI Haber

KİTAP PINARI ARALIK BULUŞMASI YAPILDI

KİTAP PINARI ARALIK BULUŞMASI YAPILDI Serenad’ın Peşinde: Hafızaya, Aşka ve Tarihe Açılan Bir Kapı** Kitap Pınarı okuma topluluğu, Aralık buluşmasında edebiyatın yalnızca sözcüklerden değil, aynı zamanda hafızadan, acıdan, yüzleşmeden ve insanın insanla kurduğu en kırılgan bağlardan oluştuğunu bir kez daha hatırlattı. Moderasyonu Ahsen Yıldız’ın üstlendiği toplantı; Cenap Murtezaoğlu, Belma Murtezaoğlu, Makbule Çapraz, Atilla Çalışkan, Rebia Baltacıoğlu, Özgül Küçük ve Neriman Zevkliler’in yorumlarıyla, adeta çok sesli bir edebiyat korosuna dönüştü. Topluluk Ruhunun Kutlaması Etkinlik, Kitap Pınarı buluşmalarının ikinci yılının kutlanmasıyla açıldı. Bu iki yıllık süreç, yalnızca okunan kitapların kronolojisi değil; aynı zamanda ortak bir yolculuğun, karşılıklı öğrenmenin ve edebiyat aracılığıyla kurulan bir topluluk kültürünün hikâyesi. Toplantının sembolik anlarından biri, Makbule Çapraz’ın el emeği hediyeleri oldu. Bir okuma topluluğunu “topluluk” yapan o ince bağları somutlaştıran bu jest, buluşmanın ruhuna adeta zarif bir imza attı. Serenad: Edebiyatın Hafızaya Düşürdüğü Bir Nota Zülfü Livaneli’nin Serenad romanı, bu ayın merkezine yalnızca bir kitap değil, aynı zamanda bir hafıza yükü bıraktı. Açılış konuşmasında dile getirilen şu cümle, tartışmanın tonunu belirledi: “Bazı kitaplar, sadece bir hikâyeyi anlatmakla kalmaz; insanı zamanın derinliklerine, vicdanın en ücra köşelerine doğru sessizce yürütür.” Serenad, müziğin tınısını tarihin karanlık sayfalarıyla, bireysel bir aşkın kırılganlığıyla ve bilim insanı bir adamın sorumluluk duygusuyla birleştiren çok katmanlı bir roman. Livaneli’nin “Aşk kelimesi çok kirletildi” sözü, romanın alt metnindeki ahlaki ağırlığı daha da belirgin kılıyor. Okurların dikkat çektiği bir diğer nokta, romanın günümüz Türkiye’sine dair sosyolojik gözlem gücü. Modern yaşamın koşuşturması, bireyin yalnızlığı ve duygu dünyasının giderek daralan sınırları, romanın satır aralarında kendine yer buluyor. Struma Faciası: Sessizliğin, Bekleyişin ve Gecikmiş Yüzleşmenin Hikâyesi Toplantının en çarpıcı bölümü, romanın kalbinde yer alan Struma faciasının tarihsel boyutu üzerine yapılan değerlendirmelerdi. 769 mülteciyi taşıyan Struma gemisinin, 2. Dünya Savaşı koşullarında İstanbul açıklarında günlerce çaresizce bekleyişi; diplomatik kaygılar, savaş dengeleri ve uluslararası suskunluk arasında kaybolmuş insan hayatlarının trajedisini gözler önüne serdi. Yalnızca bir kişinin kurtulduğu bu olay, katılımcılar tarafından “tarihin en sessiz çığlıklarından biri” olarak nitelendirildi. Struma üzerinden yürütülen tartışmalar, romanın temel izleklerinden biri olan şu cümleyi güçlendirdi: “Siyasi dengeler değişir, ülkeler yön değiştirir; ama harcanan hep insandır.” Romanın bu trajediyi görünür kılması, katılımcıların ortak değerlendirmesiyle, Türkiye’nin yakın geçmişiyle kurduğu ilişkiye dair önemli bir yüzleşme alanı açıyor. Edebiyatın Birleştirici Dili Buluşmada farklı kuşaklardan okurların katkıları, Serenad üzerine yapılan tartışmayı derinleştirdi. Romanın zaman kurgusu, anlatı tekniği, karakterlerin sembolik anlamı ve Livaneli’nin müzikal üslubu üzerine yapılan değerlendirmeler, toplantıyı adeta küçük bir edebiyat seminerine dönüştürdü. Her bir okurun kendi yaşam deneyiminden getirdiği yorumlar; edebiyatın çoğulcu yapısını, bireysel okuma süreçlerinin nasıl ortak bir zeminde birleşebildiğini gösterdi. Yeni Yıl, Yeni Okuma: Ocak Ayının Kitabı Belirlendi Toplantının sonunda, Ocak ayında okunacak kitap olarak William Golding’in modern klasiklerinden Sineklerin Tanrısı seçildi. İnsan doğasının karanlık yüzüne ayna tutan bu eser, şimdiden yeni tartışmaların kapısını aralamış durumda. Edebiyatın İzinde Bir Yolculuk Daha… Kitap Pınarı’nın Aralık buluşması, edebiyatın hem bireysel iç yolculuklara hem de kolektif hafıza çalışmalarına nasıl kapı araladığını gösteren güçlü bir örnek olarak hafızalara kazındı. Topluluk üyeleri, bir sonraki buluşmada yeni bir kitap, yeni bir tartışma ve yeni bir ortak zihin alanı için yeniden buluşmak üzere salonu terk ettiler.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.